Çözümden yanayım...

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Çözümden yanayım...

Ben, kategorik olarak, Kıbrıs'ta Çözüm'den yanayım… Neden? Çünkü bu var olan durum, moda deyimle "sürdürülebilir" değildir. Ne biz, ne Rumlar, yâni bütün Kıbrıslılar ve anavatanlar için de…

Sol jargonla söylendiğinde, Kıbrıs'ta bir ulusal sorun yaşanıyor. Bu durumda "çözüm" dediğiniz zaman, bu kavram hangi durumları içerir?

Daha kalabalık olan halkın başlangıçtaki tezine döner ve onun anavatanına bağlanırsak, sorun kalmaz

Ada iki anavatan arasında bölünürse de sorun kalmaz.

Kıbrıs'ta iki devletliliğin kabulü halinde de bugünkü anlamda "sorun çözülmüş" olur.

Eğer kendi kimlik kavgasını veren "küçük halk" bu iddiadan vaz geçer, büyük halka yama olursa, ortada sorun kalmaz.

Ve eğer adadaki iki halk kendi ortak devletlerini kurmak üzere, eşitlik ve işbirliği esasından anlaşır da yeni bir yapılanmaya giderlerse, sorun çözülür…

Burada sayılan beş "çözüm" ihtimalinden ilk dördü, nerdeyse yarım asırdır denenmelerine rağmen, ne dünya ne de Kıbrıslılar'ın tümü tarafından destek görmediklerinden, bu güne kadar uygulanabilir bulunmamışlardır… Çünkü yukarıda da adını andığımız gibi bu sorun, bir "ulusal sorun"dur. Yani, iki tarafın ulusçuluklarının bir çatışmasıdır. Onun için, ilk dört ihtimali ele alırsak, birinci ve dördüncü ihtimal, Helen Ulusçuluğu'nun galebe çalmasıdır; iki ve üçüncü ihtimallerse, Türk ulusçuluğunun zaferi olur. İlk ikisine Kıbrıslı Türkler ve anavatanları, sonraki ikisine de Kıbrıslı Helenler ve anavatanları (hoş bu günlerde Yunanistan'ın herhangi bir şeye karşı çıkacak dermanı yok ama, "meselâ dedik") karşı çıkar, hayata geçirilmesine izin vermezler. O bakımdan "çözüm" diye, taraflardan birinin, ya da obürünün, kendi ulusalcı tezine avantajlar sağlamaya yönelik salam politikaları, elli yıldır bu adadaki ulusal sorunu çözememiştir. Çözemez de…

Ortada bir tek çözüm olasılığı kalıyor: Kıbrıslı Halklar'ın birbirine saygı göstererek, ortak bir devlet inşaası üzerinde anlaşması… Bunun da kriterleri taa 1975 Dnktaş-Kliridis Viyana Anlaşmasından beri belli olup, daha sonra da Denktaş-Makarios ve Denktaş- Kiprianu Anlaşmaları ile teyid edilmiştir:

"İki toplumlu, iki bölgeli, eşitliğe dayalı coğrafi bir federasyon"!

Şimdi, bu hedefe varmak için yapılan görüşmelerde, varılacak hedefin 1960'ta olduğu gibi her iki halk tarafından da asıl hedefe bir sıçrama tahtası olarak kullanılacak bir ara konak olarak algılanmaması, veya taraflardan birinin, ötekinin böyle düşündüğü zehabına kapılmamasına dikkat edilmesi, esastır. Kıbrıslı Türk tarafı, önerdiği şeylerin ve istediği tedbirlerin, ileride bir konfederasyon ve ayrılmaya bir adım olmak üzere istenmediğini; Kıbrıslı Helenler de istedikleri önlemler ve hakların, ileride bir tek ulus devlet ve onun içinde bir azınlık olarak Türkler ve hatta gün gele Yunanistan'a katılmak amacına yönelik olmadığını, birbirlerine kanıtlamak ve ikna etmek zorundadırlar ki bir çözüm olabilsin.

Neden? Çünkü:

Anlaşacak ve o anlaşmayı yaşatacak olan ne aydınlardır, ne politikacılar ve ne de komünistle… Her iki halktan, ortalama insanlardan bahsediyoruz… "Çözüm" aydınların kafalarındaki ilkelere değil, ortalama halkın kafasındaki ilkelere uygun olmalıdır. Ancak o koşullarda ona varılabilir de onun için… Aydınlar, iyi niyet ortamında, ileride bir zaman kendi kafalarındakini de gündeme getirecek koşulları yaratmakla mükelleftirler… Kendi halkları ile karşılıklı meydan okumaya girişmekle değil…

Son zamanlarda yalnız Politis Gazetesi değil, çok değişik halk katmanlarından da bir ses yükseliyor: "Bu defa referandum'da Kıbrıslı Türkler hayır diyecek"! Öyle mi değil mi henüz bilmiyorum ama kendini gece gündüz konuşmakla yükümlü görüp, konuşmayı da beceremeyenler sayesinde, o ihtimalin de var olduğunu, ben de görmekteyim.

İnsanlarda kuşku yaratırsanız, önlerine belirsizlikler dayarsanız; hiçbir soruna kapsamlı bir çözüm önerisi getirmeden ortaya konuşursanız ve daha da vahimi insanların mülksüzleşip, "kalabalık halkın" devletine eklemlenmesini çözüm zannettiğiniz zehabını yaratırsanız, ortalama insan, bunu elbette ki reddeder.

Düzene karşı olmakla, topluma karşı olmayı birbirine karıştırmakta olanlarımıza duyuruyorum ki bu tavırla çözüme değil; çözümsüzlüğe hizmet ediyorsunuz, kendinize gelin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.