TV Seyretmeyeceğim...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

TV Seyretmeyeceğim...

Tv seyretmekten, sıtkım sıyrıldı…

Tv deyince, tabii ki herkes gibi ben de Türkiye kanallarından bahsediyorum. Bizim yerel kanallar kaynak ve reklam yokluğundan, stüdyoda, masa başında birkaç konuk davet edip, sohbet ediyorlar. Ellerinden başkası gelmez… Burada kırk dervişiz, birbirimizi bilmişiz… Tartışmaya katılanlar daha anons edilirken, kimin ne söyleyeceği bilindiğinden, yerel kanallarımızı seyretmem, belli programlarla sınırlı… Hangileri olduğunu yazıp, reklam yapmayayım… İhtiyaçları olmadığından değil, millet öküz altında buzağı arayacağından…

Ne dedik? TV izlemekten sıtkım sıyrıldı… Yetmişli yıllarda, TRT'nin bir sansür kurulu vardı… Bunun Türkçesi bozuk, ötekinin prozodisinde iş yok, berikinde türkücü detone, şu filmin bu sahnesi tarihsel gerçeğe uymuyor, feşmekân sahnesi, halk kültürümüzle çelişiyor v.s. diyerek, ekranı beğenmediğine perdelerdi. Tv ekranında konuşmaya geldi mi, deveye hendek atlattırır; biz de "faşizm" diye, bas bas bağırırdık… Tv spikerliğinin en çaylak, en acemi örneği, Gülgün Feyman… Daha Jülide Gülizar'lara, Halit Kıvanç'lara girersek, çoğunu üzeriz, boş verin… Meğer haklıymışlar…

Beni bıktıran, Tv dizileri… Yahu bir zamanlar paparazzi dizilerin bile bir kalitesi vardı, bir şeyler öğrenirdiniz… Kökler, Köle İsaura, Dallas, Çarli'nin Melekleri, Miami Vise… Say gitsin… Dizi dediğin, kırk beş dakika, hadi bir saat sürer, prime-time'ı tutar, ondan sonra konser mi olur? Haber programı mı? Spor programı mı? Allah ne verdiyse, yayın onunla devam eder… Açın BBC'yi ya da seksenli yılların TRT arşivini, bakın; göresiniz… Yayıncılık bunu emreder ki her türden seyirciye (Bu arada izleyici lâfından da nefret ediyorum. Neyi "izliyor"sunuz? Kit Karson musunuz siz, Tex Willer mi? Yoksa sadece Çiko mu? Film "izlenir" ise, ayak izi ne yapılır, örneğin? Meselâ, faraza?) hitap edebilesiniz…

Hayır! Şimdinin, dar bütçeli özel tv'lerinde dizi dediniz mi, ilk akşam başlıyor, gece yarısından sonra bitiyor… Geçen haftakinin özeti, bu haftaki, gelecek haftanın reklamı… Arada da bol bol "reklâm"… Değil mi ya? "Gelsin paralar, bozulmasın aralar!" Ama nasıl reklam? Büyücek ayakkabıcının, reklamı… Kebapçının övgüsü… Çamaşırcının pohpohlanması… Gelsin de nerden gelirse gelsin! Bizim zamanımızın Aksaray- Zeytinburnu dolmuşlarının, muavini mi yapıyor bu reklamları, yoksa anlı şanlı bir üniversiteden diploma edinmiş bir "Halkla İlişkiler Uzmanı" mı? Belli değil… Paranın gözü kör olsun… Evdeki ocakta, çorba tenceresi kaynamalı…

Dizinin kendisine gelince: Yahu, her gece ayni filmleri görmekten, dedim ya, işte ondan sıtkım sıyrıldı… Bakın, önce bir tüyo vereyim: Hollywood'da derler ki insanlığın on üç hikâyesi varmış! İlk çağdan beri bunlar yazılıp durur, millet de seyredermiş… Haksız değiller… Romeo Jülied'den, Ferhat ile Şirin'e, Leyla ile Macnun'a bir bakın, ne demek istediğimi anlarsınız… Ama "hausa" be gardaş… Bu Türkiye tv kanallarında oynanan dizilerde on üç hikâyenin sadece biri yürürlükte… Bakın… Her gece, her filmde, herkes, "Holding"e gidiyor… Hepsi, İstanbul'da Boğaz'da oturuyor… Hepsinin, şöförlü arabası, saray yavrusu bir evi, denizde bir yatı; mutlaka var… Bu saydığım niteliklere sahip, Türkiye'de beş yüz aile, sanırım yoktur. Seksen milyona yakın da bir nüfus var… Kimi anlatıyorsunuz?

Bu dizilerde adı Cemaliye olan, Hüsniye, Rikkat, Sündüz olan bir kız gördünüz mü? Yok… Mustafa da görmedim ben… Ömer, Hayati, Ökkeş, Satılmış, Ahmet, Mehmet bile yok… Kim bunlar? Ne anlatıyorsunuz? Beyaz Türkler dediğiniz bunlar mı?

Konudan tiplemeden vaz geçtim, oyunculuğa bakınız… Her kız, adım atarken, öncelikle yerdeki bacağı üstünde bir defa yaylanıp, havadaki bacağı, onun önüne koyuyor… Hepsi… Her koşulda… Ne cilve var, ne kırıtma ne de ciddiyet… Hiçbiri… Yüz yaşında kadını da oynayan da genç kızı oynayan da bunların hepsi mi manken? Bırakın filimde işe gidip işleyen çok seyrek görünüyor, çünkü hepsi de "Holding"çi ya? E bu kızlar ne iş yapıyorlar da Naomi gibi yürümeyi taklit ediyorlar? Hepsi de mi? Bakın bakalım Bayan Sabancı ya da Bayan Ali Koç, manken mi?

Oğlanlarsa akıntı çağanozu gibi gavro tarzı yürümeyi, rol kesmek zannediyor..

Yerim kalmadı, yoksa bunların konuştuğu Türkçe'yi de dilime dolayacağım, daha durun…

Anladın?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.