İyi bayramlar...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İyi bayramlar...

Basılmış bir gazetede imzamı ilk gördüğümde, lise ikinci sınıftaydım. Ne oluyor? Yıl 1968 olduğuna göre? Kırk yedi yıl herhalde…

Nerdeyse yarım asırdır, aklıma gelen ve paylaşmayı görev saydığım konularda, yazar çizerim… Okunmasa, zaten yazacak yer bulamazdım… Bunca yılda, paylaşmaktan utandığım çok güzel övgüler aldım… Elbette, hiç utanmadığım, hatta ele avuca gelen bir şey ise ders de çıkarmaya çalıştığım bir yığın da eleştiri…

Ve Cahit Sıtkı'nın ünlü şiirinde söylediği gibi: "Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış!" Anlamakta geç kaldığım birkaç şey var ama bugün anmak istediğim şu:

Bizim güya "fikirsel" olan tartışma ortamımızda, insanlar bir şeyi ya da karşısındakini anlamak üzere tartışmıyor. Kendinin doğru olduğunu kanıtlamaya uğraşıyor. Meyhane, kahvehane tartışmalarımızı zaten koyverin gitsin… Ve insanlar genellikle birini suçlarken, "neden benim gibi düşünmüyorsun?" diye suçluyorlar. Üstü kapalı ama sırla kaplı bir ayna arkası gibi, sboyayı çizerkenden, bu gerçeğin camı, karşınıza çıkıveriyor. Bir ara, kendimden oldukça farklı düşünen, çok değişik kafa yapısına sahip bir dostla, biraz sohbet ettiydik. Bana öğrencilik ve ilk gençlik yıllarında yaşadığı ortamı, iki farklı yabancı ülkedeki öğrenim hayatında karşılaştıklarını anlatıp, düşünce yapısının nasıl şekillendiğini anlatmıştı. Düşüncelerine değil, kendisine hak verdim. Neden öyle düşündüğünü anladım. Bence halâ dostumdur. O ne düşünür bilmem! O vakitler, "bizimkiler" bana çok kızdıydılar… "Ne konuşun bu faşistle?" Yâni herkes ya sizin gibi düşünecek, hiç ayrıntısız; ya da siz onunla dostluk edemezsiniz… Oysa ben, çok farklı kafa yapılarına sahip olduğum ama dört okka adam da tanıdım hayatta; hem de çok! Güya benimle ayni dünya görüşünü savunduğu varsayılan ama çıkarcı, yalınkat, beş para etmeyen adam müsvetteleri de… Ne var bunda? İnsanoğlu çiy süt emmiştir… Her tarafta adam da var, insan taslağı da…

Aslında bu korku, kendine güvensizlikten gelir… Karşımdaki beni mat ederse, bütün hayatımı inkâr etmem gerekecek, telâşıdır o kendinden başka herkese düşman gözlerle bakmanın esbabı… Kendinden emin olmamanın işaretidir, farklı olanı horlamaya kalkmak! Rahmetli Şeyh Nazım Efendi Hazretleri açmıştı bu konuda da gözümü!

" Şurda bir manastır görsen, elli defa gider; yüz tane yazı yazardın. Dergâha gelmeye korkan? Yılan var dergâhta? Yoksa kendinden emin değilsin de üç defa bize gelmekle seni değiştireceğimizden çekinin?" Mübarek gündür, bakın rahmet istedi hazret… Gittik… Değişmedik de… Ne o, ne de biz! Ne namaza başladım, ne de zikir yaptım… Hayatta bir mütefekkiri canlı tanımanın şerefine nail oldum sadece…

Yâni, bütün dünya senin benim gibi insanlardan ibaret olsaydı sadece, ne kadar sıkıcı bir yer olurdu, düşüne biliyor musunuz? Hani Mao Tse Dung dememiş miydi: "Bin çiçek açsın, bin fikir yarışsın…"

İnsan olmanın onuru, farklı olana gösterdiğiniz saygıdan geçer… Önce kendinize saygı beklemek hakkınızı da saklı tutarak…

Bayramınız kutlu olsun…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.