Hiç de rastlantı değildir Vatan'cığım...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.44

7.59

$

6.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hiç de rastlantı değildir Vatan'cığım...

Son zamanlarda moda ettik. Ya bir gazete haberi üzerine yorum yapıyoruz, ya da bir köşe yazısı… Bugün, bizim sevgili Vatan Mehmet'in geçenlerde yazdığı bir yazının bir cümlesini ele alacağım. Vatan, Tuğrul Türkeş'in Kıbrıslılığını ele aldığı yazısında, 20.yy'ın iki büyük Turancısı'nın Kıbrıs'lı olmalarına dikkat çekip, "rastlantı" diyordu. Rauf Denktaş ve Alpaslan Türkeş…

O gün işi gücü bırakıp, gazeteye gittim. Vatan'ın karşısına oturup, anlattım ki bu bir tesadüf değildir. Tam tersine, olguların doğal gelişimidir çünkü, Kıbrıs'ta Türk milliyetçiliği fikri, pardon ama İstanbul'dan eskidir… O da bana "bunu yaz abi" dedi… BU konuda bir kitap var ama daha yayınlanmadı… Ben de yazdığımı millet zaten okudu biliyor, sanıyorum…

Gene bir Kıbrıslı'nın, Niyazi Berkes'in başyapıtı Türkiye'de Çağdaşlaşmanın Gelişimi'nde açıkca anlatılır ki İstanbul'da Türkçülük fikri, 1912'de Selânik elden gidene kadar, "Tatarların bir uydurması" diye algılanmaktaydı. Ona inanmayan F.R.Atay'ın Zeytin Dağı'na baksın. Cemal Paşa'nın yaveri, kendisinin daha 1915'te Osmanlıcı olduğunu yazıyor. Oysa Yusuf Akçura'nın Türkçülüğün manifestosu niteliğindeki "Üç Tarz-ı Siyaseti" yayınlaması, 1903'tür… Tabii, Kazanlı Tatar… Teşkilât-ı Mahsusa'nın önemli adamı Kuşçubaşı Eşref de anlatır ki 1907'de padişahtan kaçarken, (tabii suçu milliyetçi olmaktır) onu Kıbrıs'taki teşkilat hücresi saklamıştır!

1904'te Mısır'da yayınlanan Türk dergisinin (İstanbul'da yasaktı çünkü) yazı kurulunun bir üyesi de Lefkoşalı Ahmet Raik Efendi'dir. Yabancı değil! Av. Fadıl Niyazi Korkut'un kardeşi, Dr. Bülent Ali Riza'nın da büyük amcası olurdu… Buyrun! Dt. Mahir Adataş'ın da kayın pederi… Dergi daha sonra önce Tiflis, sonra da Bakü'de Sunuhat adıyla yayınlanacak ve Ahmet Raik Efendi, bu defa yazı kurulu üyesi olacaktır. 1907… Ağaoğlu Ahmet, Fethali Ahundov, İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura ile birlikte… Bunların kim olduklarını bilmeyen, bilenlere sorsun…

Aslında olay, daha da eskiye dayanır… Türk milliyetçiliği fikrini sadece ileri sürmekle kalmayıp, ilk uygulamaya sokan da İsmail Gaspıralı'dır, Kırım'da… Nitekim daha 1891'de Trodos dağının tepesindeki bir Türk köyünde, ilk okulun açılış günü, köy öğretmeninin yaptığı konuşmayı merak edenlere atalım; bütünüyle Fransız İhtilâli ilkeleri ve milliyetçiliğe dayanmaktadır. Dostum Doc. Dr. Sabri Yetkin, arşivde bulup yayınladıydı.

" Türk Ulusçuluğu fikri, Kazan, Kırım ve Azerbaycan'da ortaya çıktı" denir… Ziya Gökalp, bu fikri ilk defa Tıbbıye'de, Azerbaycan'lı Hüseyinzade Ali'den duyduğunu yazar, Türkçülüğün Esasları'nda…

Yukarıdan beri çok özetle aktardıklarımdan ortaya çıkıyor ki Kırım, Kazan, Bakü ve Lefkoşa…

İlk üçünde önemli bir Türk burjuva sınıfı vardır… Kazan'da kürk, Kırım'da kürk ve neft, Bakü'de ise neft ticareti zengin burjuva aileler meydana getirmişti… Osmanlı İmparatorluğu'nda burjuvazi ekalliyetlerden iken, Rusya ve Asya'da Türkler'dendir. Onun için imparatorlukta ekalliyet milliyetçilikleri öne çıkarken, Rusya'da Türk milliyetçiliği filiz verdi. Birazcık Mirseyit Sultan Galiev okusanız, bunu ilk defa benden duymayabilirdiniz…

Peki Kıbrıs'ta da mı zengin bir Türk burjuva sınıfı vardı ki işin başında hangi taşı kaldırsanız altından bir de Kıbrıslı Türk çıkıyor? (Ahmet Raik Efendi) Daha İstanbul'dan önce? Hayır…

Burada iki başka faktör var ki imparatorluktan farklı değil: Tarım ve memuriyetle meşgul Türkler, fkir ve azınlık da oldukları için, yok olma korkusu yaşıyorlar… Onun için, rekabet etmek zorundalar…

Bir faktör de vardır ki buraya özgü: İngiliz yönetiminde yaşadıklarından, modern kapitalizmin ögelerinden ve tabii milliyet fikrinden haberdar ve bir de üstüne üstlük, Anadolu'nun aksine artık bir de modern batı dili bilip, dünyayı takip edebilmektedirler.

Bunun sonucu, Lefkoşa'da bir iki modern eğitim veren okul vardır. Tarakçı Mektebi gibi… Birkaç da kelleyi koltuğa almış, İngiliz yönetimi altında, Rum çoğunluk karşısında Türk milliyetçiliği eden öğretmen! Yavuz Konnolu, gibi…

Şimdi sadede gelelim: Hem rahmetli Denktaş'ın, hem de rahmetli Türkeş'in Tarakçı Mektebi ve Konnolu'nun öğrencileri olması belki rastlantıdır ama ikisinin de Turancı olmaları, hiç de değil… Başka ne olabilirlerdi ki?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.