TV dizilerine hastayım...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

TV dizilerine hastayım...

Nihayet sıra geldi: Tv dizilerinin Türkçesi!

" Nası yıaaniii?" Tv dizilerinde farklı bir Türkçe mi var? Var… Nişantaşı "Cafee" lerindeki salak kızlarla ebleh oğlanların konuştuğu, birkaç yüz kelimelik bir dejenere şive… "Anladııın?" Babası paralı ama kendisi bir baltaya sap olamamış, cahil kopillerin, havalı, aptal Türkçesi… Böyle burnunu bir karış havaya kaldırarak konuşacaksın ki parana heves eden birkaç kevaşe düşerse, ne mutlu!

Hadi bu sanatsal işportanın bir iki örneğinde bu sakalet yürürlükte olsa, kanalı çevirirsiniz, olur biter de kazın ayağı öyle değil ki! Nereye çevirseniz ayni tıngıltıyla dingildeyerek yürüyen kızlarla, yanpiri bakan oğlanlar, denizdeki yattan, konaktaki daireye geçip, holdinge seyran etmeye giderken, "beş dakikaya" gelip, fena halde âşık "hissediyorlar"! (Şapkası olmayınca bilek kemiği demektir, az imlâ da öğrenin) Bilinen yarım İngilizce'den, bilinmeyen urup Türkçe'ye, moda mod çeviri… Bunların "Holdingte" ne halt ettiği de görülmemiştir, okula gideni de… Çalışmazlar ama çok zengindirler… Nasıl oluyorsa?

Her on dakikada üç defa "Nasıı yıaaniii?" "di miii?"… Di ulan… Cevabı ne bu sorunun? Di işte! "Nuolcek?"

Türkçe alfabenin de ırzına geçildiği için, nazal G yok çünkü, yumuşak K, L yok… Şimdi tutup onları da yazsak, Osmanlıca'yı savunduğumuz ileri sürülebilir ama neyi nasıl söyleyeceğini bilemeyip, "Dükkân" diyemeyen "dukyan"cılara, Feneri "sarı-lıacivert" diye tesmiye eden, "kâr" ile "kar"ı birbirinden ayırt edemeyen ebleh-i cühelaya ne diyelim? Birer "kıağğıııt" gönderelim en iyisi… "Hıakkaaari"de okuyup bize sövsün… Hadi tingildeyen oyuncuların kendi dilini bilmez, yönetmen denilen anormal ne iş yapıyor? Sormayın… Orta okulda öğrenmesi lâzımdı, üniversite diploması taşır ama o da bilmez ki düzelte… Üç büyük Türkçe yazarı mektep yüzü görmemişlerdir, o da ayrı…

İngilizce kelimelerin telâffuzunda, özel bir İstanbul lehçesi yaratılmakta olduğuna dair görüşümü çoktandır yazıyorum… Ama, aruz vezni ile İspanyolca isim söylenmesine ne diyelim? "Santiaaaago", "Maradoooona", "Barnebaaaau"! Ya güya Amerikan aksanı ile, ama aruz veznini de ihmal etmeden Almanca isim? "Beeekınbaaavır"! " Mef ü lü/mef a ülü/ Faülün" vallahi…

"Hayret bişey abi yaaa" yani…

Ya herkesin birbirine bok attığı bir giyim kuşam programındaki iki terzi ile bir eski mankene ne diyelim? "Oooyle" olmadı, "buoooyle"… Terzinin daha cahil olanı, iki senedir İngilizce "combination" kelimesinden, Türkçe bir lâkırdı üretti: Her bir haltı "kombinliyor"… Alıkoyun… Komayın… Önce şu kadar bin TL ikramiye kazanmak için bunlara mahkûm olan, programın tingildeyenleri, kabullendi o yarım İngilizce lâfı, şimdi sokakta da işitiliyor. Duyan da sanır ki yüz yıldır Türkçe'nin herhangi bir alanında, "buooyle" bir kelime vardı da şimdi öğreniyor kendi… Oysa, geçen seneye kadar, yoktu… Terzi oğlan, Türkçe sözlüğe bir "sözcük" daha katmış olmakla ne kadar övünse, azdır yânii… "Kombinlediği" kızları boşverin… O bahiste mecali yok gibi görünüyor, zararı dokunmaz…

Bir dizi var… Yeni başladığında "belki kuş kondururlar" diye, ölü gözünden yaş bekleyerek, iki hafta baktım. Kardeşim, bir defa, üvey baba sapık. Koca oğlunu kemerle dövüyor… Bunun bir ilk eşi var, bir de ablası… İkisi de "sıyırmış"! Kemerle dayak yiyen oğlan zaten "tilt olmuş" vaziyette… Evde bir başka oğlan var, kız arkadaşını mı anasını mı ne öldürmüş. Veya ikisini birden… Yatıp yatıp çıkıyor… Akıl hastanesine! Eve sonradan gelen ikinci eşin büyük kızı buna aşık ama o da zaten önceden baba özleminden tırlatmış! Ota moka kavga çıkarıyor. Hatunun ilk eşi de ortaya çıkmış bir ara, o delinin önde gideni… İkinci kız, sağdan soldan köpek çalıyor… Üçüncü kız daha bir vukuat işlemedi! Ben diziyi seyretmeye dayanamadığımdan, bıraktım… Ne yaptı haberim yok… Ama o kadar deli arasında, umarı yok… Ulan bir filmin bütün karakterleri de sapık olur mu? Kim yazıyor kardeşim bunları? Allah müstehakını versin…

Dil ve kültür dinamik yaşam ögeleridir. Hiçbir lisan, on altıncı yüz yılda konuşulduğu gibi konuşulmaz, yazıldığı gibi yazılmaz ammaaa… Dil değişirken gelişir… Birkaç yüz kelimeye indirgenip, iğdiş edilmez… Başkası yedi yüz bin kelime kullanırken, sen kendi zaten fakir dilini, budaya budaya, yok edersin ancak…

Bir "cogney" var, bir de Royal English be İbrahım… "Tamam?"

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.