loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İçim yanıyor 2

(Dünden devam)

Şimdi gelelim, Kürt Halkı'nın haklarına cumhuriyetten beri yapılan saygısızlıklara, Diyarbakır cezaevi rezilliklerine, insanlara bok yediren devlet görevlilerine… Bunların hepsi oldu… Adamın köyünün adı değiştirildi, çocuğuna koyduğu isim yasak ilan edildi, ana dili yasaklandı, kendi dilinde türkü dinlemesi bile yasak edildi… Doğru! Ama bir doğru daha: Bunların hiçbirini AKP yapmadı ve hepsini ortadan kaldıran da bunların ta kendileridir…

Yukarıda Stalin'in bu kadro için dediğini aktarıp, "bunlar, imparatorluk elden gidince yapacak iş bulamamış, Osmanlı memur eskileridir" dedik ya? Mustafa Kemal hariç… O da erkenden ölüp, meydanı bunlara bıraktı! İşte bunların aklı, Ulus Devlet'ten bu kadarını çıkarabildiydi… Paşa mecliste boşuna bağırıp durmuyordu: " Toplum Sözleşmesini okuyun" diye…

TC memlekette Rum, Ermeni, Yahudi kalmaması için her şeyi yaptı… Bütün yerel dilleri öldürdü… Ubıhça Rusya'da değil, Türkiye'de yok oldu örneğin. Ne Süryani kaldı, ne Nasturi, ne Keldani… Bitirdi… Lâzlar, Gürcüler ve hatta Yörükler bile (ki tarihsel olarak Oğuz soyundan geldiği kesin olanlar, yalnız onlardır) yok edildi… Çerkezler, Boşnaklar şunlar bunlar, etnik kimliği ve kültürünü inkâr ettiği oranda hayat buldu… Hemşinler, Harumlar ve Lâzlar da… Bunlar, Alpaslan Türkeş gibi adama bile, "Sen İngilizsin" diyebilecek akıl fukaralarıydı ve ulus devleti, bu zannediyorlardı… Küçük B takımı akıllarıyla, "ulus devlet" böyle bir şeydir sandılar, belki de doksan yıl! Ne içerde "Türk" dedikleri adamın kim olduğunu tarif edebildiler (gene M.Kemal hariç) ne de dışarıda kalan Türkler'le ilgilenmeye "maçaları sıktı" amiyane tabirle… Dışarda bizim gibileri piç gibi ortada bıraktıkları yetmezmiş gibi, içerde de herkesi kendi akıllarının çerçevesine sokmak için, kâh bomba ile parçaladılar, kâh Madımak Oteli'nde olduğu gibi yaktılar, kâh mağaralara doldurup, sıçan zehiri ile filitlediler…

Kürtler de bu furyada en büyük mezalime uğradılar, çünkü hem en kalabalık topluluktular ve hem de bin yıllara dayanan ve hiçbir baskı ile asla terk etmeyecekleri, (ve terk etmemeleri gereken) bir de kültürleri vardı… Diyarbakır'ı gören, Urfa'dan geçen, Mardin çarşısında üç adım atan, (artık atabilirse tabii) ne demek istediğimi anlar…

Ve fakaaat, bu herkesin hep beraber çektiği mezalimin çaresi, kendi çoğunlukta bulunduğun bölgede, etnik temizlik de yaparak, tıpkısının aynısını kurmak, değildir… Çare, bütün Türkiye halkları ile birlikte, demokrasi ve refahın ilerlemesi için mücadele edip, bundan da payına düşeni talep etmek ve almaktır… Sınırları, kuzey'de Trabzon'dan, güneyde de Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'deki Türkmen ve Arap unsurları yok edip, Lâzkiye'de biten "denize çıkmış" faşist bir Kürt devleti kurmak da çare değildir. Ve üstelik de kukla bir devlet… Halkların kaderlerini tayin etme hakkı, elbette ki vardır; yirmi yıldır bunu yazan bir adamım ama tarihe bir daha bakın, bunun bir küçük koşulu vardır: Eğer silaha baş vurduysan, bir zahmet, karşındaki orduyu, yeneceksin… Bunu yapamadan, kaderini tayin edebilmiş bir halk, yoktur… Çünkü siyaset, zor uygulamaktan başka hiçbir şey değildir. Kasabanın birinde fiilen bağımsızlık ilan edip de mevcut devlet dünyayı başına yıkınca, ağlamaya hiç hakkın yoktur; çünkü öteki de senin keyfin için devlet olmaktan vaz geçemez… "Gel beni kır" dersen, o da " iyi ya" der, gelir, kırar… Ha eğer, böyle bir Kürt ulusalcı devletinden yanaysan, ben değilim canım kardeşim… İzninle, bizim de fikir özgürlüğümüz var… Sebepleri de bu yazının konusu zaten…

Lâfı bitirmeden, aklıma geldi: Kerkük bir Türkmen şehridir. Ta 10.yy'da Orta Asya'dan çıkan Türkmenler'in daha Abbasiler zamanında ilk yerleştiği şehirdir. Bugün kaç Türkmen kaldı acaba orada? Halep de bir Türkmen şehridir. Refik Halid Türkiye'den kovulduğunda oraya gidip, on yedi yıl çıkardığı Türkçe gazete ile yaşamıştır. Lâzkiye de öyledir…

"Kobani'yi kurtar, bana ver… Ben de kalan Türkleri doğrayıp sana göndereyim.." politikasını, yemezler canım kardeşim… Değil Türkiye, hiçbir devlet böyle bir sarmala girmeye izin vermez… Aklını başına alacaksın ve yatağında uyuyan polisleri boğazlayıp her gördüğün karakola saldırıp, dünya başına yıkılınca da Mao'nun "kırlardan şehirlere" politikası tutmadı," ben bittim, barış" diye bağırmayacaksın…

Ha şimdi dönelim bizim CHP'lilere: Ulan kardeşim, geçen seçimi siz mi kazandınız? Hayır… Önümüzdeki seçimi hadi AKP kaybetti, tek başınıza siz mi geleceksiniz? Gene hayır… Peki, CHP-HDP oyları herhangi bir tarihte ve koşulda ortak bir hükümet kurmanıza yeter mi? Gene hayır… Size MHP de katılıp, üçlü bir koalisyon kurabilir misiniz? Hayır kere hayır…

Peki AKP tek başına kazanmasın, amenna… Siz de mi hükümete ortak olmak istiyorsunuz? Teklif edildi, reddettiniz… Daha doğrusu, "hanımları da boşayın da öyle gelin"e denk, şartlar ileri sürdünüz… Bu defa ne değişecek?

Politikanız mı yok? Yoksa "Biz krizi yaratalım, bu karşıklıkta Pe Ke Ke varsın Trabzon'dan Lazkiye'ye kadar işgal etsin, biz de bu Tayyib'i asalım, başka türlü hükümet olamayacağız…" mı diyorsunuz? Yüz kişi ölmüş, halâ "bu işten bir mi iki mi fazla milletvekili çıkarırım?" diye düşünerek konuşmak, çok ayıp! Madem ki siz kurdunuz devlete sahip çıkın yahu…

Bu yazı dizisi acı ve uzun oldu ama yetti yani…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.