Bir Lefkeli bir Lefkeli'yi yerken...

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Bir Lefkeli bir Lefkeli'yi yerken...

Bugün yazıya, kendi satırlarımla başlamıyorum! Okuyun bakalım:

" Bir siyasi parti başkanı ile Cumhurbaşkanı arasındaki mutabakatsızlığa taraf olduğunuzu görüyorum; size göre siyasi parti lideri haklı, zira "verdiği sözler vardır, düşündüğü projeler vardır" diyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı konu üzerine düşüncelerini yayınlayacaktır mutlaka, ancak taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunun temel sebebini hiç irdelemediniz. Şahap Aşıkoğlu görevde bulunduğu sekiz yıllık süre içerisinde istikrarlı bir şekilde Turizm Endüstrisi'nde başarılara, gelişmelere sebep olmuş, endüstri elemanları olan Turizm Örgütleri de bu sebepten onu destekler pozisyondadırlar. Şahap Aşıkoğlu görevde bulunduğu süre içerisinde yedi bakan görmüş, ancak bu bakanlar onu görevinden almayı düşünmemişlerdir. Bunun nedeni, Şahap Aşıkoğlu'nun 'Partiler Üstü' veya 'Siyaset Üstü' kişi kabul edilmesinden dolayıdır. Konusuna vakıf bir müsteşar olarak bilgisi hem akademik, hem de pratiktir, zira mevcut pozisyonuna atanmadan önce yurt dışında akademik bir pozisyonu işgal etmekte ve turizm konusunda çeşitli projelerle iştigal etmekte idi.

Bir futbol kulübü desteklercesine siyasi partilerin, veya o partilerin liderlerinin desteklendiği Kıbrıs'ta, o parti liderinin arzu ettiği gibi bir müsteşar ataması olasıdır. Olasıdır da son sekiz yılda katedilmiş fersah fersah yolların kaybı, bir milyonun üzerine çıkmış turistik ziyaretçilerin tekrar bir milyonun altına düşmesi riskinin de gözardı edilmemesi gerekir.

İşini bilen, bilgisini, deneyimini, başarısını isbat etmiş, ve görevde bulunduğu son sekiz yıl içinde sürekli ve istikrarlı olarak gelişim göstermiş bir müsteşarı bundan önceki yedi bakanın ve değişik hükümetlerin neden görevden almadığını sorgulamanız yerine, Cumhurbaşkanı'nın neden görevde tutmak istediğini sorguluyorsunuz! Her eline kalem alan gazeteci olmaz, gazeteci olmanın farklı kriterleri de vardır... Bir aydın ne demişti: "Bir adamı verdiği cevaplarla değil, sorduğu sorularla yargılayınız!"

Nusubetlikleriniz nedeniyle ben Kıbrıs'tan ayrılıp, yurt dışında ikamet etmeye ve çalışmaya başladım. Böyle bir vesile ile kardeşimin verdiği emeklerin karşılığında hakettiği maaşı alacağı, ve üstün vasıflarının saygı görüp daha iyi değerlendirileceği bir ortamda, yurt dışında, bana katılmasını çok arzu ediyorum. Sizler de kendi basiretsizliklerinizde, Anavatan Türkiye'ye avuç açmaya devam edersiniz, zira kendi ciğerinizi kendi yağınızla kavurmayı öğrenmeye hiç niyetiniz yok!"

Bu satırlar, belki anlaşılmadı ama Şahap Aşıkoğlu'nun ağabeyi, Orhun Aşıkoğlu'na aittir… Halamın oğulları… Lefkeliler, çoğunuz onları tanımıyorsunuz ama acaba neden? Bir sorun, onu da ben anlatayım size:

Şimdi "Su Uzmanı" yok diye kafamıza vururlar değil mi? Var... Bakın yazının başına... Manchester Instıtude of Science and Technology'yi bitirdi, master yaptı, Su mühendisi... Orhun Aşıkoğlu... Adama ilk okul öğretmenliği teklif ettiler, çünkü Allah bilir kimin adamını mühendis alacaktılar su dairesine, çekti gitti İngiltere'de yaşar... Bırakın KKTC'yi, Türklüğünden nefret eder hale geldi... Doktorasını da yarım bıraktı, Türkiye'ye gitmem, diyerek…

Bir örnek daha vereyim mi? Bu ikisinin ablası Bilge Aşıkoğlu... DAÜ'de barınamadı... Adamı yoktu, kimya doçentine fizik dersi ver diye baskı yaptılar. Defolsun gitsin, birine yer açılsın diye herhalde… Gitti ABD'de Kansas üniversitesinde Kimya Profesörü oldu... Şimdi Colarado Üniversitesi'nde çalışır…

Bu "Şahap"ın adı kimin adıdır? Biliyor musunuz? Adı, doğduğu günlerde kaybolan eniştemin teyze oğlu Şahap Şemiler'den gelmedir... Kemal Şemiler'in günü olsa, düşünün bakalım neler olurdu! TMT'ysa, TMT yani, UBP ise UBP... Ama çocuk üniversite hocası, Maltepe Universitesi Turizm Bolum Baskani ve Rektor Danismani idi siyasetle ilgisi yok, işini yapıyor. Bunu da sittir edecekler, gitsin İngiltere'de profesör olsun… İsteyen batsın, isteyen çıksın…

Lefkeliler, bu çocukları tanımıyorsunuz… Çünkü, sinsilemizi guruttular ! Kabahatleri de iyi eğitilmiş olmak... Lefke'de evleri de vardı, barkları da… Nenemden kalan ev yıkıldı, çocuklar memlekette değiller ki gelip baksınlar. Aç mı bekleyeceklerdi?

Köylü kurnazlara bunları yedire yedire rezil olduk... Sonra da utanmadan, " Yetişmiş adamımız yok" diyoruz! Var… Var ama onlara sahip çıkacak maçası sıkan adam yok…

Şimdi Hüseyin'im iki gözüm… Her ikide birde "en sevdiğim milletvekili" diye senden bahsettiğimi biliyorsun. Ama bu yapacağından sonra, bil ki hiçbir şey kaybetmesen, sana olan sevgimi kaybedeceksin. Böyle tercih mi olur? Ne senin dayın, benim amcam Mehmet Dayıoğlu'nun hatırası, seni sevmeye beni zorlayabilir artık, ne de Fatmanım teyzenin hatırası… Yanlış yoldasın…

Ve Lefkeliler: İyi yetişmiş bütün çocuklarınızın bu memleketi yönetmek yerine ülkeyi terk etmesine neden olan bu politikalara ses çıkarmamanız yüzünden ne halde olduğunuzu ben mi söyleyeyim?

Sesinizi çıkarın… Herkesin adını yazsam bu sütun sığmaz… Bombalayın bu yazının altını… Hüseyin haksız, Şahap çok haklı… İkisi de bizim çocuğumuz… Haklı olana sahip çıkın… Fehmi Ağa'nın torunları, hepinizden birer mesaj isterim… Kimsesiz mi be bu Şahap?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.