Gene Başkanlık sistemi

loading
2 Haziran, Salı
£

8.49

7.56

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Gene Başkanlık sistemi

Türkiye'deki seçimde Ak Parti zaferi dolayısıyla, gene gündemde… Başkanlık Sistemi'ni bizde de herkes terennüm eder ama aslında hiç kimse istemez. Mecliste bu tartışmanın tam göbeğinde yer aldım biliyorum…

Başkanlık Sistemi'nin başarı ile uygulandığı tek yer, gerçekten de ABD'dir… Bunun tarihsel sebepleri var. "Birleşik Devletler" İngiltere'ye karşı kurulurken, "kurucu koloniler" dedikleri eyaletleri ve o süreci incelemeden anlaşılmaz bunun nedeni. O zaman da neden bu sistemin ABD'de demokrasi, diğer bazı ülkelerde ve hele Orta Doğu'da diktatörlük yarattığı, anlaşılamaz. Birey hakları üzerine bina edilmemiş herhangi bir toplumsal düzende, başkanlık sistemi diktatörlük doğuruyor.

Yürütme tamam da Yasama yetkilerini partisel, ideolojik şu ya da bu saikle, başkanın kullandığı veya etkili olduğu başkanlık sistemleri, diktatörlüğe dönüşmektedirler. Örnek, Irak, Suriye, Mısır v.b. Nasır gitti, Sedat geldi, o gitti, Mübarek geldi, Mursi geldi, Sisi geldi… Değişen bir şey yok! Kişilerle ilgili değil, sistem bunu doğuruyor. Güney Amerika'dakilerin durumu da daha parlak değildir aslında…

ABD'de sistemin temelini, yürütme ile yasama arasında tam bir ayrışma oluşturur. Yürütme, Başkan'a bağlıdır ve bütün sorumluluk, başkanındır. Ama bunun karşısında, yasama da yasa yapma ve denetlemeden ibaret olan görevini, tam anlamıyla yerine getirir. Başkan'ın parti aidiyeti dolayısıyla, yasamayı de kontrol etmesi, fiilen imkânsızdır. Bunun, koşulları da nerdeyse fiziksel anlamda oluşturulmuştur. Örneğin, seçim sistemi değil başkanın, parti yönetimlerinin bile müdahale edemeyecekleri bir düzen altında yapılır. Her şeyden önce, Dar Bölge'ye çok benzeyen bir sistemle yapılır seçimler. Her seçim bölgesinden, bir vekil ya da senatör seçilir. Böylece seçilenler, herkesten önce veya çok, seçmenlerine karşı "borçlandırılırlar". Ve sonra, ön seçimler bile, bütün halkın katılımı ile ve yargı denetiminde yapılır. Olmaya ki herhangi bir seçilen, partiden birilerinin "işini yapmadı" diye, "kesilsin"! Karar halkındır… Milletvekilleri ve senatörler, seçilmek için parti merkezlerinin, ve hatta delegelerinin değil; halkın genel oyuna muhtaçtırlar. ( Üyesine bile güvenemeyen sözde demokratlara duyurulur) Temsilciler meclisinde, "grup kararı" diye bir mekanizma yoktur. Ayni partiden seçilmiş başkanın getirdiği bir yasa önerisini, ayni partiden bir milletvekili veya senatör, reddedebilir. Parti disiplini diye bir kavram kullanmak, ayıptır. Birey hakları, herhangi bir aidiyetin sorumluluklarının önünde geldiğinden, seçilmiş bir vekilin kararını da parti aidiyeti değil; kendisi verir. Hesabı da parti değil, o öder… Yürütme, kendi yetkilerini; Yasama'nın çizdiği çerçevede kullanır ve önce ona hesap verir. Yasama tarafından denetlenir… Ama asıl sorumluluk paylaşımı, elbette ki halkın karşısında olur. Başkan, bütün yürütme yetkilerini kullanır, ve halka hesabını kendi verir. O zaman da işte keyfinin istediğini bakan atar… Seçilenleri değil… Ama "bakanları" başarısız olursa da bedeli kendi öder, seçilmişler, seçim kaybederek bedel ödemez. Onlar, kendi performanslarının sorumlusudurlar. Başkan da kendisininkilerin. Adam seçemezse, bedeli kendine aittir…

Parti'nin hesaplarını ise tek tek seçilmişler öderler kendi seçim bölgelerinde… O sistemde Yürütme ile Yasama, erkin farklı iki başıdırlar ve dikkatle birbirlerinden ayrılmıştırlar. Yürütme, yasamanın yaptığı yasalar çerçevesinde, yasamanın verdiği bütçelere göre ülkeyi yönetir ve yasama tarafından da denetlenir… Başkanın hükmedip bakan yaptığı sıradan vatandaş da deliler ve bunamışlar gibi yetkili ama sorumsuz olmaz! Yetkili de sorumlu da başkandır…

Ya Orta Doğu usülü bir başkanlık sistemi, yani seçilmiş krallık sistemi önereceksiniz! Saddam gibi… Veya ABD'de olduğu gibi, yürütme ile yasamayı tamamıyla birbirinden ayıran, süresi belirli, gerçek bir başkanlık sistemi… İş buraya gelince, seçim sistemini değiştirmemiz gerekecek… Seçim kanunların tümünü… Siyasi Partiler Yasası'nı… Meclis İç Tüzüğü'nü… Bütün parti tüzüklerini… Anayasa'yı… Hepsinden önce zihniyetleri…

"Parti disiplini" denilen kavram, siyasi hayatımızdan silinip çıkarılmadan, o sistem diktatörlüğe dönüşmeden uygulanamaz… Kanıtı etrafımızda cirit atıyor…

Taraftarı olduğum, gizli değil… Bu konuyu ilk defa yazdığımda, RTE daha MSP İstanbul Gençlik Kolları Başkanı idi… Ondan duymadım…

Türkiye'de teoride uygundur… Bizde de… Ama yukarıdaki koşullarda… ABD'deki gibi…

"Türk usulü" derken, Saddam'a dönmeyelim!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.