ELAM ve Devlet

loading
2 Haziran, Salı
£

8.45

7.53

$

6.73

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

ELAM ve Devlet

Devlet denilen mekanizma, ilk defa Mezopotamya'da meydana çıktı… Şimdi burada sosyal antropoloji anlatmaya niyetim yok ama "devlet" vatandaşlarının dışa ve içe karşı "güvenlik" ihtiyacının bir yanıtıdır…

Yâni, kendine "devlet" diyen her kurum, sadece vatandaşlarının güvenlik ihtiyacını karşılasa, meşrudur… Devleti devlet yapan diğer ögeleri şimdilik bir yana bırakıyorum, çünkü bu yazının konusu değiller…

Şimdi, bu adada bir devlet mi var? İki tane mi?

Fiilen iki tane var ama biz, bu kadar küçük bir ülkeyi ikiye bölmenin, mantığa, uluslar arası konjonktüre, tarihe ve ekonomiye uygun olmadığını düşünerek, 1968'den beri anlaşıp; birleşik, ortak bir tek devlet oluşturmaya çalışıyoruz; Kıbrıslı Türkler olarak…

1960 - 74 arasını inceleyenler, aslında hiç kimsenin Kıbrıs Devleti'ne inanmadığını görürler. Bugün adına Kıbrıs Cumhuriyeti denilen Kıbrıs Rum Devleti, Yunanistan ile birleşmelerine biz engel olduk diye, Rumlar'ın aslında hiç benimsemedikleri bir yapıyı kucaklarında bulmalarından ibarettir. Hiç inanmadıkları ve benimsemedikleri o yapıyı, 74 sonrasında bir avantaja dönüştürüverdiler.

Neden bölündüydük?

Akritas Plânı'nda da yazıldığı gibi "Nüfusun %18'ini oluşturan Türk 'azınlığın', devletin %30una sahip çıkması," Rum dostlarımızın çok ağırına gitmişti ve bize "herhangi bir azınlık" olduğumuzu anlatmak üzere, daha devlet yürürlükte iken, İçişleri Bakanı tarafından kurulan silahlı EOK adındaki bir örgüt, bizi "terbiye" etmeye girişmişti…

Ana görevi, vatandaşlarının güvenliğini sağlamak olan bir devletin kendisi, vatandaşlarından bir kısmını "hizaya getirmek" için; bizzat İçişleri Bakanı'nın yönettiği, gizli, silahlı bir örgüt kurabilir mi? Kurarsa, o " terbiyeye muhtaç" vatandaşların gözünde, artık kendi devleti olarak yaşayabilir mi? Hazırlıklıydık, "terbiye"ye edilemedik…

Ada böyle bölündü… Tayyareler ortalığı yıkarak geçiyorsa, böyle geldi, geçti…

Fakat bu esnada, şimdi sayısını unuttuğum miktarda Türk; yollardan alınıp, kaybedildi… Kim tarafından? Devletin varlığından haberdar olduğu Yorgacis, Samson ve Lissaridis'e bağlı milisler tarafından. Devletlerin, nüfusunun bir kısmının, fazla hak verildiğini düşündüğü öteki kısmından bazı bireyleri, Astromerit köyünden dağa kaldırıp, Kutrafa Köprüsü altında kafasının arkasına kurşun sıkma yetkisi var mıdır? Bu, "Suç değildir" diyecek bir kabadayı var mıdır? Vardır! Elli yıldır, Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti, "zamanın koşulları öyleydi" diye diye, bunların bir tek tanesini bile mahkemeye çıkarmadı… Neden? Çünkü "devlet" politikası o idi… Kimi kimin vurup kaybettiğini, bilecek kadar… İşin başında, İçişleri Bakanı! "Türk azınlık hizaya getirilecek, haddi bildirilecek"ti! Nasıl? Vatandaşların bir kısmı, öteki kısmını kendi iradesine tabi kılmak için, zor tatbik ediyor… Devlet de bir kısmının güvenliğini koruyor ama öteki kısmı, kendi başının çaresine baksın! Nitekim, baktı da ama bu "devlet" midir?

Budur Kıbrıs Meselesi'nin son elli yılının tarihi…

Ha şimdi bu Elam piçler için, "azdırlar, birkaç çocuktur, bizde de yok mu, aldırmayın da toplumun çoğunluğu öyle değil", diyenlere:

1955'te EOKA denilen, Kıbrıslı Rumların özgürlük, bizim de terör örgütü dediğimiz çeteyi de 320 lise öğrencisi kurmuştu. Grivas anılarında anlatıyor… Ve toplumun çoğunluğu, Makarios dahil, onlar gibi düşünmüyor, en azından yöntemlerini benimsemiyordu. İki sene içinde, kendi halkları arasında öyle bir terör yarattılar ki komünistler bile itiraz edemedi… Toplumun mutlak egemeni oldular… 1963'ten sonra olanları yapan da o kadrodur gene…

Bu, birkaç kişi işi değildir… 64'te kaybolanlar için "afettik ama unutmayacağız" demiştim bir tv programında… Unutmadık…

Ve bir kez daha "şimdi": Eğer bu babası EOKA B'nın Limasol bölge komutanı olan Giriye Anastasiadis, masada kalmayı savunmamazı istiyorsa, Elam'ı yasaklamalıdır. Vatandaşlarının bir kısmına düşmanlık aşılayan bir örgüt olabilir mi bir devletin içinde? Ve sonra, bu geçen günkü soytarıların da mahkemelere çıkarıp, eğitim hayatlarının gerekirse yanması pahasına, gerekli hapis cezalarının verilmesini sağlamalıdır… Bir daha böyle bir sapkınlık yapacak, cesareti bulamamalıdırlar… Yoksa gene iş başa düşer, sonra neler olduğunu bilmeyenlere yeteri kadar bilen var, anlatsınlar…

1955'teki gibi, "gençtir, anlayış" bilmem ne diyerek, aynı filmi bir defa daha yaşayacaksak, biz bunların hakkından eskiden geldik, gene gelir kendi güvenliğimizi kendimiz sağlarız ama ortaklık kurmanın ne anlamı olur?

İki kapıyı açamadın, telefon işini çözemedin, uyumuyoruz, sebebini de biliyoruz! Bir de gördüğü Türk'e saldıran sokak çocuklarına hoşgörü istiyorsan; 1955'teki gibi, neyin "güven"ini arıyorsun… Biz sana güveniyor muyuz bakalım da seninkini artıracak taviz verelim?

Giriye Anastasiadis, buradaki birkaç romantik toplum düşmanına hiç kanma; bu kafa, bu masayı dağıtır, yazık olur…

Görevini yap…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.