Nedir be bu soğuk?

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.44

7.59

$

6.84

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Nedir be bu soğuk?

Yazlarımı takip edenler bilirler ki ben Fransız tarihçi Fernand Braudel'in tutkunuyum. Bırakın yazar olarak kendisini, 20.yy'da tarih yazma metodunu da değiştirmiş bir büyük adamdır ki bilenler, çağımızın en büyük tarihçisi olduğunu söylerler. Oturup bir koca Almanya Tarihi yazmış, sonra da "Ben Almanları sevmem! Belki de taraflı davranıp hata yapmışımdır!" diyerek, çöpe atmıştır. Otuziki ülke arşivini inceleyerek yazdığı doktora tezi Akdeniz ve Akdeniz dünyası, jüriyi ikiye bölmüştür! Yarısı, "Bu ne? Bu tarih mi, felsefe mi, sosyoloji mi, sosyal antropoloji mi?" diyerek, doktorasını reddetmeye meyletmişken, öteki yarısı da "Bu adam bir dahi!" diyerek, akademik seviyesinin düzeyini teyit etmişlerdir. Sonradan yazdıklarıyla, ikinci grubu haklı çıkardı! Almanya Tarihi örneği, zaten gradosunu göstermeye yeter…

İşte bu Fernand Braudel der ki: "Akdenizliler, bir iki ay süren pek de soğuk olmayan kışlarında, sekiz ay kar tutan kuzey ülkeleri insanlarından daha çok üşürler… Çünkü, hiçbir hazırlıkları yoktur… Evler yüksek tavanlı bir mimari üslupla sıcak yazlara göre planlanmıştır. Kışlık giysileri bilmezler ve kullanmazlar… Evi ısıtacak doğru dürüst bir örgütlenmeleri de yoktur…" Adam eksi yirmilerde ferah ferah yaşarken, biz; üç kuruşluk soğukta, donarız yani… O iklimde de bulundum, Allaha şükür, bizzat biliyorum… Ben eksi 23'ü bulan Ankara gecelerinde, bizdeki sıfır derece santigratta üşüdüğüm kadar üşümedim… Ortalığın buz kestiği Kaçkar Dağlarında ava gittim, hem vallahi, hem de billahi Dar Boğaz'da arabanın içinde üşüdüğüm kadar üşümedim. Çünkü orada kış geleceğini ve kışlığını yapacağını bildiğinizden eviniz de ona göredir; ısınma yönteminiz de usulüne uygundur, giyiminiz kuşamınız da gerektiği gibidir…

Hadi söyleyin bana: Kaçımızın yün eldiveni var? Kaçımızın paltosu, yün kaşkolu, bilmem nesi var? Dışardan gelenlerin valizinin bir kenarında durduysa varmıştır! Gerisi böyle bir ihtiyacı hissetmez bile… N'olacak? Bir anorakla birkaç gün kıkırdarsınız, geçer gider… Evde de birazcık klima, azıcık tüp gaz, hade bir odaya da çubuklu bir elektrik sobası! Sonra da maaş gitsin KIB-TEK'in kasaya… Donduğunuzla da kalın…

Yedi bin sene bu adada yaşayanlar, geri zekâlıydılar! Toprak evlerde oturdular… Biz medeni ve dahi çok akıllı olduğumuzdan, doluştuk beton armelerin içine, şimdi de yazda klima, kışta elektrikli kalorifer hem titiri çeker, hem elektrikçi esnafını zengin eder, hem de hastalanıp hastalanıp, doktorlara söveriz…

İnsan denilen mahlûk, doğanın en zayıf varlığıdır. Belki de bundan dolayı aklı ötekilerden fazla gelişmiştir! Dinazorları, mamutları yok etti, gezegende kendinden başka tür kalmıyor nerdeyse, ama aklı bu kadarcık şeye de yetmeyiverir bazen…

Otur, baharı bekle şimdi… Titireye titireye… Ulan oğlum, senden önce binlerce yıl geri zekâlı mıydı bunlar da toprak, yüksek ve küçük pencereli evlerde yaşadılar? Xenon gibi düşünür, Afrodit gibi tanrıça çıkarır ama taş ev yapmaya akılları mı kesmezdi? Bu arada Diyonizos'u da unutturmayalım, Şarap Tanrısı… Tam da günleridir ama ne çare…

Diyeceğim, insanoğlu her şeye direnir de doğaya direnemez…

Kendisi orta Fransa'da soğuk bir memleketten olan Braudel'e bakmayın siz… Söylediği doğrudur da bizim gibi her sene ayni belâyı yaşaya yaşaya üç beş günlük kış için önlem almayı akleetmeyen bir Akdenizli değildir. Zaten bizden olsa, hiç üstüne alınmaz, söylemezdi de o cümleyi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.