Siyaset zor kullanmaktır... l

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Siyaset zor kullanmaktır... l

Son günlerde Türkiye'yi sürmekte olan iç savaştan beter karıştıran şu " Akademisyenler Bildirisi" bana dert oldu…

Özetle, "devlet katliam yapıyor" dendi. Tabii siz bunu "Tayyip yapıyor" diye okuyun… Altına da bin bilmem kaç akademisyen (bu lâfa da çok tutulurum, bir ara gene dalacam bu konuya da) imzasını çaktı…

Devleti temsil edenler ve Tayyip Erdoğan'a karşı ruhi saplantısı olmayanlar, buna "Neden bu bildiride hiç PKK adı geçmiyor?" diye karşı çıktılar. Onları yanıtlayan bir profesör de demiş ki: " PKK zaten bir terör örgütü! Ben onun üyesi değilim ki! Ben TC devletinin vatandaşıyım ve devletin kendi hukuk kuralları çerçevesinde yönetilmesinden yanayım. Bana ne PKK'nın yaptığından? Ben devlete bakarım…"

Öyle gibi görünüyor ki kafaya birileri bir profesörlük serpuşu giydirmişler ama içi karşık!

Tartışma ve fikir serdetmek önce kullanılan kavramları tanımlamakla olur.

Şimdi, sayın akademisyenin sanırım asıl aklını karıştıran bir kavramdan başlıyayım: İnsan Hakları… İnsan hakları, gerçekten de bireyin, devlete karşı haklarını kullanmak,korumak ve savunmak demektir! Onun için devletin "insan hakkı" olmaz… Niçin? Çünkü"devlet"in ne olduğu ile ilgili Platon'dan Lenin'e, bin türlü tanım yapılmıştır ama sanırım en özet ve makbulü Weber'in yaptığı tanımdır: " Devlet, meşrulaştırılmış ve merkezileştirilmiş, zor kullanma tekelidir!" Bu büyük, ve meşrulaştırılmış güç karşısında, birey o kadar güçsüz ve çaresizdir ki onun haklarını da hukuk belirler. O bakımdan hukuk, bir anlamda devlet ile toplum arasında, yönetenlerin halka verdiği bir senettir! "Sizi şöyle yöneteceğim" der… Onun dışına çıkıldığında, işte o zaman "İnsan Hakları" mücadelesi gündeme gelir… Yoksa garip "birey"in,tek başına o büyük güçle başa çıkması, söz konusu değil… Hakkı yenir… Devlet'in, onun için "insan hakkı" yoktur; çünkü o kavram zaten "güçsüz bireyi", "güçlü devlet"e karşı korumak anlamında ortaya atılmış bir kavramdır.

Şu anda, Türkiye'de "meşrulaştırılmış" zor kullanma yetkisi kime aittir? Devlete… Peki bu devletin zor kullanma yetkisi, halâ "tekel" midir?

Devlet olmak iddiasındaki her organizasyon, bu tekeli elinde tutmayı beceremediği, yani "egemen olduğu varsayılan" topraklar üzerinde kendinden başka güç kullanabilen bir başka organizasyona izin verdiği, boyun eğdiği sürece, "devlet olma" niteliğini kaybeder… Hangi ideolojiye sahip olursa olsun, hiçbir "devlet"i yöneten de buna izin veremez! Eşyanın tabiatına aykırıdır.

Bu çerçevede, o devletin egemen olduğu topraklar üzerinde, belli alanları, hendek kazmak, yolları mayınlamak, roket atarla girene saldırmak sureti ile o " güç kullanma tekeli"nin dışına taşımak ne demektir? Safsataya gerek yok! O izole edilmiş alanlarda "zor kullanma tekeli"ni kendi eline almaya girişmek demektir. Ki sonunda o bölgede zor kullanma "meşruiyetini"ni de elinize geçirirsiniz… Biraz da Mao Tse Tung okuyun… Buna "Kurtarılmış bölgeler yaratarak, kırlardan şehirlere yürümek" derdi, "rahmetli"! Yeni ve bilinmeyen bir "devrimci taktik" değil! (Devamı var)

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.