Siyaset zor kullanmaktır... ll

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.58

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Siyaset zor kullanmaktır... ll

(Devam)

O ülkedeki "meşru devlet" buna nasıl cevap verir?

"Meşruiyetin ve zor kullanma tekeli"nin kendisi olduğu iddiası ve gerçeği ile zor kullanarak! Veya, "devlet" olmak iddianızdan; vazgeçersiniz… Boynunu büküp, "alın sizin olsun" deme saflığını, tarihte bir defa Finlandiya'da Lenin göstermiştir; onun da sonucu, Stalin'in gidip oranın tozunu dumana katması olmuştur... Tarihte başka örneği yoktur! İngiltere'ye bakın, İrlanda'ya… İskoçya'ya… ABD'ye… Korsika'ya ve hatta Girit'e… Cezayir'deki, Vietnam'daki Fransa'ya…

Zaten Weber boşuna siyasi olan ile olmayan örgütleri birbirinden ayırmak için, başlıkta kullandığım cümleyi sarfetmemiştir: Siyaset, zor kullanmaktır…

Türkiye'de devlet, "meşrulaştırılmış zor kullanma tekeli"ni, geçmişte Kürt halkı üzerinde kullandı… Mağaralara doldurup, DDT ile "filitledi"… Yol yapmadı, okul açmadı, hizmet götürmedi… Ama o zamanlar "gık" demeye petkası sıkmayanlar, zaten filitleyenler de bunlardı, yol yaptırmayanlar da; dillerini yasaklayanlar da, köylerinin adını değiştirenler de… (Kafa yapısından bahsediyorum, kişilerden değil) şimdi şap ile şekeri bir birine karıştırıyorlar gibime geliyor! Çünkü bu defa söz konusu olan, "devletim" diyenle; "hayır değilsin" diyen iki silahlı güç arasındaki zor kullanma yarışıdır ve elbette ki bundan daha güçlü olan galip çıkacaktır. Güç dediğimde de bu sadece top tüfek değildir ha! Halkın desteği anlamındadır… En büyük zor, oydur… O desteğin kimden yana olduğu da çok açıktır. Benim keyfime kalsa, ikinci kuşağa kadar batı vilayetlerinde yaşayanlar da dahil sadece "Ben Kürdüm" diyenlerin oy vereceği bir referandum yaptırmaktan, zerre kadar çekinmezdim. Tabii "Diyarbakır'la Siirt bizim, İstanbul ile İzmir hepimizin" olamayacağını da söyleyerek… Ama başka stratejik hesaplar galiba buna engel!

Diyarbakır Cezaevi'nde insanlara bok yedirirken sizin Kenan Paşa'nın adamları, bu yiğitliği gösterseydiniz, şimdi bunlar olmayacaktı belki de… Anayasası'nı da gözünüz gibi korumaktasınız baksana…

Geldik zurnanın zırt dediği yere: İki silahlı güç vuruşuyorlar ama bu arada çocuklar ölüyor… Evler yıkılıyor… İnsanlar göçüyor… Buna karşı çıkmayalım mı?

Elbette çıkacağız… Asıl savunulması gereken İnsan Hakları sahipleri onlar…

Ancak bileceğiz ki eline silah alıp, "meşrulaşmak ve tekelleşmek" isteyen, yasa dışı bir örgüt de aslında devletleşmek istiyor! İnsan Hakları kavramı içinde ele alınamaz, çünkü o da zor kullanıyor… Devleti yok etmeye değil, kendisi devlet olmaya çalışıyor! Hiçbir devlet, buna izin vermez… Yoksa devlet olma niteliğini kaybeder… Onun için, bireyin haklarını, sadece devlete karşı savunmak, ne aydınlıktır, ne de entelektüellik! Her iki silahlı güce ve tabii ki bu arada meşru olmayana karşı da konuşmazsanız, insan haklarını savunmuş olmuyorsunuz! Taraf oluyorsunuz…

Chomski Türkiye'de fetva vermeden, Amerikan İç Savaşı'nın nedenini ve sonucunu anlatsın bize… Hayranı olduğum Zizek de kendi ülkesinden bahsetsin önce… Yugoslavya'yı falan anlatsın, Sırbistan'ı, Bosna'yı, Hırvatistan'ı… Sonra dinleriz Türkiye hakkındaki görüşlerini de…

Dünyanın her ülkesinde, tarihin her döneminde, "kurtarılmış bölge" kurmaya kalkana devlet saldırır… Mesele, arada ezilen sade insanların haklarının ne olacağı, nasıl korunacağıdır. Bu da bir tarafı suçlayıp; meselenin gerçek sebebini gizleyerek, olamaz, olamadı nitekim…

Marxizm, devletin bir gün "söneceğine" gereksiz olacağına inanır! Ben, buna katılırım… Anarşizm ise doğrudan, bugünden "devlet" denilen organizasyona karşıdır. Ama kendi vatandaşı olduğunuz devlete karşı çıkıp; başkasının kurmaya çalıştığı mutasevver devlet hakkında "gık" dememenin, hiçbir sol anlayışla ilişkisi yoktur. Yemeyin bizi… NAOM Chomsky ile "ilericilik" edecekseniz, adını da koyun: Lenin'in deyimi ile "ezilen halk milliyetçiliği"…

İki milliyetçilik arasında birinin taraftarı olmak hakkı vardır ama açıkça söyleyerek ve solculuk adına değil…

Saçmada tevil olmaz diye bir eski lâf vardı… Saçmalamayın…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.