Üniversite bu dünyada en güzel kim?

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.55

7.69

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Üniversite bu dünyada en güzel kim?

Kalktık, bin ikiyüz bilmem kaç "akademisyenin" bildirisine, "siz çözüm çağrısı yapmıyor, çatışan iki taraftan birini destekliyorsunuz" dedik ya? İş uzadı… Sonunda bilgi günümüzde ne hale geldi'den başlayıp, akademi nedir, akademisyen klâsik anlamda kimdir'e kadar geldi… Şimdi umarım bir de medrese, mollalık ve allamelik üstüne yazmak gerekmeyecek ama geçen yazıda konu, bitmedi…

Akademia, lâfının ortaya çıkmasına neden olan, Bertrant Russel'ın, "batı uygarlığı onun düşüncelerine atılmış bir dipnottur" dediği Platon, üç bin yıldan fazla bir zamandır, insanların düşüncelerini etkilemeye devam ediyor...

Palton'dan ikibin sene sonra, İtalya'nın Bologna kentinde, dünyanın ilk üniversitesi kurulur. Ne var ki üniversite, akademiden doğmaz... Tam tersine, kentleşmenin bir ürünü olan bu kurum, giderek gündemden düşen kırsaldaki manastır okullarının yerine; kentlerdeki loncaların alternatifi olarak doğmuştur. Belli meslek kuruluşlarının, özgürce kendi mesleklerini, geliştirdikleri ve bunu yaparken de öğrencilerine klâsik bilgileri aktardıkları, eski "skola"ların yeni bir versiyonudur, ortaçağ üniversitesi... Her ikisinin de belirleyici özellikleri, kendi kendilerine yetmeleridir. Ve o çok ünlü galat-ı meşhurun aksine, üniversiteye adını veren evrensel anlamındaki "üniversal" değil; sendika anlamındaki "üniversidat"tır... Bugünkü anlamda bilim üretme, yâni akademiye dahil olma; çok çok sonraların işidir...

Ancak, Palton'dan çok sonraları kurulan Avrupa orta çağındaki akademi de bugünkü anlamını ile koşut bir kurum, değildir. Ortaçağ akademisi, tarihçiler, yazarlar ve düşünürlerin, krallardan para yardımı alarak, siyasi düzeni kollamak üzere, bu "skola"ları denetledikleri kurumlara verilen isimdir.

Örneğin, Fransız Akademisi, ülkede sanat ve bilim alanında sivrilen insanların, eskiden krala; şimdi ise cumhurbaşkanı'na yaptıkları bir dilekçe ile seçildikleri ve Fransız kültür ve bilim hayatını yönlendiren kararların alındığı, devlete bağlı bir kurumdur. 1664'te kuruldu. Buraya üye seçilmek, bu alanda en büyük onurdur. Akademisyenlerin hepsinin de üniversiteden gelmesi gerekmez Fransa'da! Kendi alanında, değeri genel kabul görmüş çalışmalar yapan aydınlar, yazarlar, sanatçılar ve elbette bilim insanlarından oluşur. Fransız Akademisi, türünün tek örneği de değil! Saygınlık bakımından İngiliz Royal Academia ve ABD'deki American Academia da Fransızları yalnız bırakmaz. Türk bilim dünyasının duayeni Prof. Dr. Halil İnalcık, her ikisinin de üyesidir. Ve Türk Halil İnalcık, İngiltere'deki üniversiteleri denetleyen, eğitimi düzene sokan akademide göreve başlıyor! Ne karşılığı? Hiç... Onuru yeter...

Örneğin İsveç Akademisi, Nobel Ödülleri'ni dağıtıyor! Daha prestijli bir ödül biliyor musunuz? Norveç Bilimler Akademisi ise sadece Nobel Barış ödüllerini verir... Bu kurumlara ikbaldan çıkıp da girilmez... Dilekçe, arkadaş tavsiyesi, bilmem ne ile de girilmez... Nasıl "akademisyen" olunur?

Örneğin Nobel Barış ödülünü veren Norveç Akademisinin tüm üyeleri, kural gereği Norveç'in ulusal meclisi Storting tarafından altı yıl için seçiliyorlar. Üyelerin tümü de politikacı ve milletvekili! Komite Başkanı Ole Danbolt, Tıp Profesörü, Tramsö Üniversitesinin Rektörü, Hristiyan Halk Partisi üyesi ve milletvekili... Başkan yardımcısı Berge Ragnar FURRE Tarih Profesörü, Sosyalist Sol Partinin meclisteki lideri, milletvekili... Direktör yardımcısı Sissel Marie RÖNBECK, Sosyal Demokrat Gençlik Hareketinin lideri, 1977'den beri milletvekili, üç defa bakanlık yapmış ... Üyeler, Inger-Marie YTTERHORN, İlerlemeci Partinin kıdemli meclis grup danışmanı, Seçim Yasası Ad - hoc komitesi üyesi, milletvekili... Kaci Kullmann FIVE, Muhafazakâr Parti'nin başkanlığını da yapmış, şimdilerde Muhafazakâr Gençlik Hareketi başkanı, 1981-1997 yılları arasında milletvekili... Akademi üyeleri işte bunlar... Akademisyen yani… Nobel'in resmi sitesinde yazıyor bütün bunlar... Norveç'te demokrasi yok mu? Yoksa bilim bizde daha mı ileri?

Yani akademi, bütün dünyada bazı istisnalar dışında, üniversitelerin üstünde bir kurumdur. Onların çalışmalarını planlar! Akademi üyelerine de akademisyen denir...

Son yüzyılda, üniversite öğretim üyelerine de "akademisyen" deniyor ama asıl akademi; başka bir şey…

Onun için kendinize ne unvan biçtiğiniz ile gerçek, her zaman uygun değil…

Bildiri yayınlamış… Ve dahi eleştirilemez zira adam "akademisyen"! Öylesine "allame" derler, ya da "molla"… Akademisyenin ne olduğunu bakın yazıyoruz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.