Kıbrıs'ta Oxford mu olur? ve Magna Cartha Universıtatum

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıbrıs'ta Oxford mu olur? ve Magna Cartha Universıtatum

Avrupa Birliği içinde, 1988'den beri, üniversiteleri belli bir standartta tutma çalışmaları, devam ediyor. O yıl dünyada ilk üniversitenin 11.yy'da kurulduğu Bologna kentinde, 'Magna Charta Universitatum' diye iki sayfalık bir "üniversiteler anayasası" ilan edildi. Bologna Süreci diye adlandırılan gelişmeler de böylece başlamış oldu. 388 Avrupa ülkesi üniversitesinin rektörlerinin imzaladığı bu metin, yeni Avrupa'da yüksek öğretimin koşullarını belirliyor. 1998'de İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya Eğitim Bakanları, Sorbonne'da toplanarak, çalışmayı bir adım öne götürdüler ve Sorbonne Bildirisi diye bir başka metin imzaladılar. Ertesi yıl, bu defa 29 ülkenin Eğitim Bakanı, deyim yerinde ise üniversitenin kâbesinda, Bologna'da bir araya gelerek, "2010'da Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı'nın oluşturulması, bu süreçte iki yılda bir gelişmelerin ülkeler seviyesinde ve Avrupa genelinde izlenmesini (Trends Raporlarıyla)" karar altına aldılar. Bu hedefe varmak için, aşağıdaki ilkelerin yaşama geçirilmesi ve bunun izlenmesi kararlaştırıldı: a) Kolay anlaşılır ve karşılaştırılabilir dereceler (Diploma Eki); b) Temel olarak üç seviye yüksek öğrenim: lisans, lisansüstü, doktora c)Ortak Kredi sistemi (ECTS) d)Öğrenci/Öğretim üyesi hareketliliği d)Kalite güvencesi konusunda işbirliği e)Yüksek öğrenimde Avrupa boyutu.

2001'de bu defa 300 Avrupa Üniversitesi'nin rektörleri, Salamanca'da toplanarak, Avrupa Rektörler Birliği'ni kurdu ve yüksek öğrenimin kalitesini belirleyecek yeni ilkeleri ilan etti: a)Özerklik-Sorumluluk (Autonomy with accountability) b)Bir kamusal sorumluluk olarak eğitim (Education as a public responsibility) c)Araştırma tabanlı yüksek öğrenim (Research-based HE) d)Farklılıkların düzenlenmesi (Organizing diversity).

Arada Prag ve Graz'da yapılan iki kongreden sonra, 2003'te Berlin'de 33 ülkenin Eğitim Bakanları bir araya gelerek, Bologna Süreci'nin ilerlemesini teyid ettiler.

Türkiye ve 1996'da yasasına uyacağımıza dair bir de anlaşma imzaladığımız YÖK'ün bu süreçteki yeri, akademik konularda Referans Dergisi'nde yazılar yazan Ceyda Çağlayan'a göre, "AB üyeliği sürecine bağımlı olmadan, bu programa katılmak ve ortak standart için çalışmak" (5.3.2005 tarihli Referans dergisi) Daha şimdiden, taşra dışındaki tüm üniversiteler bu programın katılımcısı!

Yani ve özetle, 2010 yılına kadar, Avrupa Yüksek Öğrenim Alanı oluşturuluyor. Bu alanın içine giren ülkelerdeki üniversitelerde, öğrenci/öğretim üyesi alışverişi, ortak kredilendirme ve ortak not verme sistemi, üç seviyede ortak yüksek öğretim ve ortak, standart bir kalite, mecburiyeti var! Bu bilgileri aldığım kaynağa göre, Avrupa'da bile bu durumun farkında olanlar, üniversite çevrelerinde bile henüz %50! Gerisi farkında değil... Buna katılmama hakkınız yok, zira bir AB üyesi ülkedesiniz, ayrıntılar bir yana! Ama katılmazsanız da değeriniz, Uganda üniversitesi kadar kalacak… YÖK'e sığınarak da kaçak yapamayız, zira onlar da Bologna Süreci'nin üyesi!

"Kıbrıs'ta Oxford mu olur?"

E, olmazsa da adına, üniversite dedirtmiyorlar, canım kardeşim... "Burada, 2x2= 417 diyeceğiz biz, keyfimizin kâhyası mısınız?" dedirtmezler, kimseye... Ne silah çeksen, ne de kanun yapsan! Bir tek bilimsel disiplin var! Öyle, her isteyenin canının çektiği gibi akademik kurallar, uydurtmazlar adama...

Peki Magna Cartha Universitatum'u imzalayan biri var mı bizim ülkede? Evet… Serhat Akpınar… Olur be arkadaş da önce olabileceğini düşünebilmek, sora da olabileceğine inanmak gerekir.

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.