Kahrolsun Birikim Özgür…

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.50

7.66

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kahrolsun Birikim Özgür…

Başlık benim görüşüm değil… Bu günlerde artık parti derken zorlandığım CTP içindeki tam tamlar böyle diyerek çalıyor, tepeden tepeye gönderilen "duman işaretleri" de böyle söylüyor!

Şimdi, konuya biraz eskiden başlayacağım… Çünkü, Maliye Bakanımız, kendi de dahil, meseleyi döndürüp, dolaştırıp, Özker Özgür'ün politik sergüzeştine mal ederek, "Benim kaderim, babamınki gibi olmayacak" dedi…"Bülbülün çektiği dili belâsı" misali, ben, günlük bir konuyu tartışırken, zeytin yağı misali suyun yüzüne çıkma huyuna sahip değilim. Var CTP'de öyle bir takım, ama beni bu "pis" huyumdan dolayı sevmezler…

Birazcık eskiden başlayacağım derken, tabii ki Özker Özgür'den başlayacam. Rahmetli ölürken; gene dost idik (Birikim sayesinde) ama partide herkes de bilir ki ben, Özker Hoca'yı hiç hazzetmez, bunu da hiç gizlemezdim. Ölmüş adamı yıllar sonra gene eleştirmenin bir anlamı yok ama neden beğenmediğimi de özet olarak yazmazsam, konu boşlukta kalır. Rahmetli hocanın ne liderlik yetenekleri, ne konuşma üslubu, ne sosyalizmi anlayışı, ne AKEL'e bakışı, ne parti anlayışı, ne de genel politik kavrayışı, benimkiler ile uyum içinde değildi ki beğeneyim! Ve her normal üyenin hakkı olması lâzım geldiği gibi, benimsemediğim adamın, partinin başından gitmesi için de elimden geleni yapar, kendi bildiğim gibi davranmaktan, bir adım geri durmazdım. Bana göre partinin başkanı, o da rahmetli oldu, Naci Talât olmalıydı… Şimdi tıfıllar, "ne farkları vardı?" diye sorarlar, ben de yazarım… Rezaletin son perdesini de beraber oynarız! O bakımdan, "deliyi incitmemelerini" tavsiye ederim… Sonra çıkacak kokuyu, hiç beğenmezler… Kaldı ki konu, Naci ile Özker hoca arasındaki meseleler değil… İkisini de Allah rahmet eylesin…

Tam ben yelkenleri açmış giderken, o ünlü ve şimdi çoğunun "yaz da öğrenelim" diye telefon açtığı 10.Kurultay'a doğru giderken, Naci'nin kanser olduğu ortaya çıktı… Terbiyesizin biri bana "Üç gün sonra ölecek adamı mı başkan yapacaksın?" diye sordu… Bence ölmeden bir gün dahi olsa başkan olmalıydı ama "parti disiplini" beni de engelledi ve bir başka isim telâffuz etmeye başladım: M.Ali Talât…

Biz o rezalet DMP yenilgisini ve rezalet ötesi 10. Kurultayı bu şartlarda yaşadık… Hele o yenilgiden sonra, ben iyice azdım… Üç partinin toplam oyu %75 dolayında iken, nasıl olur da seçim ittifakı ile girdikleri yarışta, %45'e iner, %55'i de UBP'ye kaptırırlardı? Ortalığı kaynattım… Tabii sebebi Denktaş faktörü ve bizim o gradoda bir liderimizin olmamsıydı ama konu o da değil… 10. Kurultay zaten ondan sonra yapıldı! Ve benim kellem, "bumburis" edildi… Sanki da seçimi ben kaybettirdiydim…

Beklendi, beklendi; Naci yüzünün yarısı alınmış, kanser tedavisinin devamı için Londra'ya gidince, ben disipline verildim! Suçum? " Genel başkanı beğenmemek!" Evet… Disiplin Kurulu defteri, genel merkezde duruyor… Açıp baksınlar… Sonra da yırtıp yaksınlar ki başkası görmesin… Bana gönderdikleri ithamnameleri da atmadım. Remzi Halluma'da duruyorlar. Uyunca yayınlayacağız… Ben de "böyle bir suçlama ile yargılanmayı reddederim" deyip, partiden istifa ettim… Açtım ağzımı, yumdum gözümü… Yıllarca rahmetli Özker Özgür'e sövdüm… Ta ki bu şimdi Maliye Bakanı olan Birikim, bizi yeniden bir araya getirtsin de konuşup, olup biteni tam anlayayım!

Konu benim, CTP maceralarım değildir ama yıllar sonra bir gece telefonda konuşurken, M.Ali Talât bana dedi ki: " O zaman seni disipline veren, Özker Hoca değildi, bendim… O zaman öyleydi be sör, aldırma!"

Siz mevcut başkana bayrak açıp adamın genel başkan olması için, bütün parti ile kavgaya girişiyorsunuz, o sizi disipline veriyor! İhracınızı istiyor! Neden? Disiplin o zamanlar öyleymiş! Ben de inandım… Özker Hoca'ya karşı, "benim bu işte bir dahlim yoktur ha! At pisi partiden da akıl koysun" deyip, başkanlığı biraz ertelemek ama garantiye almak için… Çünkü biz de zaten yaptık… Hoca'nın sövülmedik kulağının arkasını bırakmadık… Adam yıprana yıprana, gitti…

Şimdi siz, adam kalitesine bakın!

HUlâsa: Tamam be! Kahrolsun bu Birikimcik ama ulan bu son kurultayda, bu çocuğu parti meclisine birinci sıradan sokan oyları, Mohikanlar mı verdi? CTP Kurultay delegeleri mi?

Böyle iddia edildiği gibi, yeteneksiz, yetersiz ve "elçiliğin adamı" ise bu çocuk, o kadar oyu, partinin "en yetkili organının", "en bilinçli üyeler olan delegeleri" bu adama niye verdi? Aklınız nerdeydi?

Eminsiniz şu var ve sağlıklı işler?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.