Kıbrıs'ın politik eşşekleri...

loading
27 Eylül, Pazar
£

9.77

8.92

$

7.66

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kıbrıs'ın politik eşşekleri...

Türk edebiyatının en büyük "heccav"ı Şair Eşref, Kıbrıs'ın yabancısı değil! Kâmil Paşa Kıbrıs Evkaf müdürü iken, o da adada Mutasarrıf (kaymakam) olarak görevli olmak bir yana; üstelik eşi vefat ettiğinden, Kıbrıs'tan evlenmiş. İkinci eşi, Kıbrıslı… Eniştemiz, yarı/Kıbrıslı… Sonradan bizim Piroi'li (Gaziköy) Kâmil Paşa, İzmir valisi iken, maiyetinde, Eşref de Karaağaç kaymakamıymış!

Bir ara, paşa tatil için adaya gelmeye karar vermiş. Eşref'i çağırtmış, adadan bir isteği olup olmadığını sormuş. O da bir eşek istemiş. Paşa "tamam" deyip, bunu göndermiş. Tatilini yapıp geri döndüğünde, rıhtımda bekleyenler arasında Eşref de başköşede. Ne var ki paşa bunun isteğini unutmuş. Makam arabasında tam rıhtımdan ayrılacağı sırada, bir kenarda bekleyen şairi gören Kâmil Paşa, arabayı durdurup, el ederek Eşref'i yanına çağırmış.

- Eşref, demiş; eşeği unuttum... Şimdi seni görünce aklıma geldi, eşek…

Şair cevap vermiş:

- Birşey değil devletlüm. Eşek gelmedi ama sen geldin ya! Eşşeğe ne hacet?

Osmanlı döneminde Kıbrıs ve eşek ilişkisi bununla sınırlı değil!

Şimdi anlatacağım, muhtemelen uydurmadır ama dinleyin:

Vaktin birinde Osmanlı Bakanlar Kurulu, sahrada bir çadırda toplanıyor. Masanın başında, sadrazam Öküz Ahmet Paşa… Sağında Kamil Paşa oturuyor, solunda da Mehmet Emin Paşa… Biri içişleri, öteki dışişleri bakanları… Ansızın, toplantının yapıldığı çadırın kapısından bir öküz başını uzatıyor! Bir süre dik dik sadrazama baktıktan sonra;

"Mööööö" deyip, çekiliyor! Bizim iki Kıbrıslı paşa, basıyorlar, kahkahayı… Biri soruyor:

"Paşam, biz dilinden anlamayız! Akrabanız size ne sordu?"

Öküz Ahmet Paşa yanıtlıyor:

"Hiç… Bu iki Kıbrıs Eşeği'nin arasında ne yapıyorsun? Dedi"…

Uydurmadır, çünkü çağdaş değillerdir… Ama uyduran, güzel uydurmuş!

Kıbrıs Eşşekleri, hiç değilse 1930'dan beri siyasi eşşeklerdir. İngiliz vali Sir Ronald Storrs "Bundan sonra yerli halk (native people) değil, Kıbrıslılar ( Cypriots) yazacaksınız resmi belgelerde" diye bir emirname yayınladığında, zamanın başpiskoposu, " Biz Heleniz, Kıbrıslı olan, yalnız eşeklerdir." dediydi. Maraza çıktı... İngiliz de baktı bizim eşşeklerin bile Kıbrıslı olmaya niyeti yok, "böl ve yönete" girişti... Ondan sonra da artık "native people" değil; "Greek Cypriots", "Turkish Cypriots" denilmeye başlandı… Maşallah zamanın başpiskoposuna… O zamandan sonra rahmetli Denktaş da bunu hiç unutmadı, her fırsatta hatırlattı... Hatta, eşşekler bile sözün sahibinin Rauf Bey olduğunu zannederdiler. Çok kızdılar... O da "Ben demedim, Makarios söyledi…" derdi ama incinin sahibi, bizim bildiğimiz asıl adı Mihail Muskos olan 3. Makarios, değil… Ondan önceki, 2. Makarios…

Bırakın belâyı, zoologlara göre "Kıbrıs Eşşeği" diye bir özel cins de yok! Bizim at kadar eşekler, Mısır eşeği ile katır kırması imiş… Yani, kırma olmak bakımından da, bir defa gelince; bir daha dönmeyip, yerlileşmek bakımından da Kıbrıslılar'a fena halde benziyorlar.

Anlayacağınız, bizim memlekette eşşekler bir evvelinden siyasidirler, sonradan olma değil... Onun için böyle yanık anırırlar... Ve eşekliklerinden, anırdıkları ile kalırlar… Anayasa ile Sefa; boşuna kapışıp; barıştılar… Değmezdi…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.