Aslında yok birbirimizden farkımız

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Aslında yok birbirimizden farkımız

Sosyal medya'da bir arkadaşım var. Kendisi bir üniversitede dekan, profesör… Siyasi düşünce olarak, Bahçeli'ye muhalif bir MHP'li… Geçen gün, sitem ediyordu: " Makalelerim, 500 bin tirajlı yayın organlarında yayınlanıyor. Ama asıl okumasını istediğim kesim, okumuyor. Liberaller okur, solcular okur ama benim asıl okumasını istediğim ülkücüler, okumaz! Değişen dünyaya nasıl ayak uyduracağız biz?"

Siteminin altında bir yanıt: " Okumazlar hocam çünkü imanları sakatlanacak diye korkarlar!"

Şikâyet ve cevabı okuyunca, adeta bir de ja vou yaşadım. Geçen gün bir arkadaşım da ciddi bir meslek sahibi olan kendi arkadaşına, "en son okuduğun kitap nedir?" demiş. Yanıt? " Okuldan çıkalı kitap okumadım, zamanım yok!" İddiası var ama… Hem de her alanda… Bilmediği bir şeye iman etmiş, yaşıyor… Sadece iddia ile… Hatırları kalmasın sağcıların, bu solcu da üstünden… Var olan dünyayı beğenmiyor, değiştirecek… Ama neresini, hangi sebepten beğenmiyor, haberi yok! Nasıl değiştirip yerine ne koyacağıyla da ilgisi yok! Ben bu gibilerin, mektepte de ders kitaplarını hatmetmekten başka bir şey okumaya vakit bulamadığını, iyi hatırlarım… "Bilimsel" sosyalizm diye başlayan mugalâtalarla idare ederdi bu gibileri eskiden; şimdi "ideolojiler öldü" demekle iktifa ediyorlar. Bu lâfı edenler için, en doğru yanıt, "Aslında ölmedi, senin için hiç doğmadıydı, yeme bizi! Adam bilmediği şeyi nasıl yaşar?" olmalıdır ama işte toplumsal terbiyemiz el vermiyor. Neyi, nasıl değiştirmek gerektiği ile ilgili bir fikrimiz olmadığından, "Kıbrıs'ta barış engellenemez"i otomatiğe bağladık, çünkü başka bir şey söylemeye bilgimiz yetmiyor; her hükümet olduğumuzda başımıza giyip, gittik…

Bana kalırsa sağımız ile solumuzun bir farkı yok! Bir yere iman ediyor, oradakilerin mutlak gerçeğin sahibi olduğunu farz ederek, yaşıyorsun. Üstelik, bir de bu aidiyet duygusu ve iddiası, sana toplumda ortalama insandan daha yukarıda bir de statü sağlıyor. " Devrimci", "ülkücü"… Yok mu ya?! Kaymaklı ekmek kadayıfı… Yeme de yanında yat…

Oysa düşünme, kavramlarla olur… Kavramlar da tanımlanmaya muhtaçtır. Okumadan da tanımlama yapılamaz…

Dolayısıyla, tanımlayamayan adam, düşünemez de…

Dünya, yaşam ve evren ise düşünebilenlerin bile çözemeyecekleri kadar karmaşıktır. Zira, var olan bilginin sınırları, henüz bunları kavramaya yetmiyor. Bilginin sınırını geliştirmeden, ne var olanı korumak (sağ) mümkündür; ne de değiştirmek. (sol) Elbette önce var olan bilgiyi de doğru öğrenmek gerekir.

Nasıl olacak bu iş? Dernek'teki, partideki ya da ocaktaki "ağır abi"lerin fetvaları ile olur mu? Olmuyor nitekim… Milliyetçilik de tepe üstü gidiyor, sol da…

Ülkücülerin derdi kendine ama bizim solumuz, on sene önce yazdığımız şeyleri hayata geçirmek için, bugün kurultay topluyor. Üstelik de Yeni Düzen'de yayınlandıydı. CTP de Değişmelidir, isimli kitabımda da var… Benim sövülmedik kulağımın ardını bıraktıydılar, bugün on sene önce önerdiklerimi tüzük yapmaya toplanıyorlar. Okumayınca, akıl arkadan geliyor tabii…

Hoca maraz etmesin de bu taraf, onlarınkinden beter… Arada "malı" AK Parti götürüyor… Biz de Erdoğan'a sövüp, yürek soğutuyoruz. Nasılsa hayat kısa… Öldük mü, hepsi unutulur…

Zannediyoruz, okumadığımızdan… Tarih yazıyor oysa…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.