Kavramları çekiştirelim...

loading
4 Haziran, Perşembe
£

8.47

7.57

$

6.75

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Kavramları çekiştirelim...

Gazeteye yazınca, "Türkiye'nin gündeminden bize ne?" diye konuşuluyor ama sosyal medyaya baktığınız zaman, tartışmalarımızın çoğunu Türkiye gündeminin belirlediğini görüyorsunuz. Acıdır, ve üstelik çoğu kavram da gazete köşe yazılarından öğrenildiği için, bir cümleden ibaret bir slogan şeklinde ele alınıyor.

Örneğin: Laiklik, laisizm…

Herkes, laik! Allaha şükür… İlerici olmanın koşulu, "laik" olmak… Peki ama bu memleketin yetiştirdiği ve genel Türk kültürünün görüp göreceği en önemli sosyologlardan biri olan Niyazi Berkes, laikliğe karşı idi… Solcu mu? Solcu… Komünist diye Behice Boran ile birlikte üniversiteden kovulmuş! Çağdaş mı? Çağdaş… Bir başyapıt olan Türkiye'de Çağdaşlaşmanın Tarihi diye tuğla gibi bir kitap yazmış ki halâ aşılamadı, üniversitelerde ders kitabı olarak okutuluyor.

Kitabın adını verdik, meraklısı bulur okur ama neden karşı?

Şundan…

Laisizm, Yunanca "Laikos"tan gelir… Halk, demek… Reformasyon çağında, iktidarı kilisenin ve aristokrasinin elinden alıp, halka vermek iddiasının bir ürünü olarak, Fransız İhtilali'nin dünyaya armağan ettiği kavramlardan biri… Pek, olmuş mu? Yani iktidar, ulus devletlerde halka devredilebilmiş mi? Protestan Etik diye, meselenin ahlâğını ortaya döken Max Weber'e göre, hayır! Bakın o kitabın da adını verdik! Nette var… İndirin bakın… Ne diyorduk? İşin ahlâğını sistematize eden Max Weber'e göre:

"Kapitalist toplum, Tanrı'yı deyim yerinde ise kilisenin elinden alır ama bireylerin içine sokar; " Hani da "din ile devlet işleri birbirinden bağımsızdı? Bu bireylerin yargılarının kutsiyetten arınmış olabileceğini, kim ileri sürebilir?

Weber'den önce ve sonra da ayni tespit yapılmıştı zaten!

Hobbes, "devlete itaat, Tanrı'ya itaattir ve boyun eğmek, tapınmaktır" diye yazmaktadır.

Lévy ise Batı'nın iktidarı tanrısallığın aynasında yansıtmaktan hiç vaz geçmediğini, bugüne kadar geleneksel dinsel bağdan daha iyi bir sosyal bağ bulamadığını, siyasetin dinin bir yüzünden başka birşey olamayacağını ve hiç olmadığını söyler.

Belki onları bilmezsiniz ama Bolivya dağlarında Ché ile yan yana savaşan Régis Debray da der ki:

"Siyasetin kaynağı mistiktir. Julien Benda bu yüzden 'devlet, parti, sınıf bugün açıkca Tanrıdırlar' demektedir. Modern batı düşüncesinde laikleşme diye de adlandırılabilecek sürecin arkasında bu yatmaktadır!"

Hazret sonradan Mitterand'ın da danışmanıydı. Bir bildiği olsa gerek… Ama hani da Laisizm, kutsiyet ile siyaseti birbirinden ayırıyordu? Bu kadar adam, diyor ki "Tam tersine! Kutsiyeti ruhbanların elinden alıp, siyasetçilerin eline vermektir!"

Berkes hoca zaten onun için karşı çıkıyor…

Ne öneriyor onun yerine?

Sekülarizm…

Anglo Saksonlar'ın söylediği biçimiyle, Secularizm ise Roma'dan kalmış bir kavram üzerine bina edilmiş olup, Latince'de Secur, "yüzyıl" demektir. Secularizm, kabaca "Çağdaşlaşma" anlamına gelir. Bu bakımdan Secularizm, kutsal olan herşeyin, yönetim alanından dışlanmasını içerir.

Bir zahmet Berkes'e bakan herkes de görür ki temel önermesi, "kutsallık alanının dışında, hiçbir şey kutsal değildir."

O bakımdan laiklik, din adamlarının elinden aldığı kutsallığı; insanların içine sokarak, politikacıların eline verir ama Çağdaşlık, kendi alanının dışında kutsallık tanımaz…

Hadi bakalım…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.