Yaşasın demokrasi...

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yaşasın demokrasi...

Bizim memlekette ilginç bir kesim var! Hemen hiç haberdar olmadığı her konu hakkında, "dünyada yok böyle bir şey" diye fetva veriyorlar. Bunlar, bir beyin ameliyatı hakkında da konuşuyor, siyaset hakkında da örneğin futbol hakkında da…

Dün, sosyal medyada gene bu kendiliğinden yorumcular, tozu dumana katıyordular: " Halkı sokağa çağırdı! Olur mu? Dünya'da böyle bir şey görüldü mü?"

Görüldü! Siz bilmeyince, bir şey yok olmuyor… Dünyada, hatta tarihte darbeye karşı çıkmanın yolu, halkı sokağa çağırmadır. Güya sol görüşlüsünüz ya? Fikir de 3. Enternasyonal'in başkanı, Bulgaristan Komünist Partisi lideri, Georgi Dimitrova aittir. (Bkz. Faşizme Karşı Birleşik Cephe, hazretin Seçme Eserler adlı çalışması) Kitleleri meydana çağırırsınız, becerir de toplar, halkı sokağa dökerseniz, darbe bastırılır. Yok halkın nazarında kıymet-i harbiyeniz sokağa çıkacağı düzeyin altına düşmüşse, boynunuz altında kalır! Birincisine en güzel örnek, geçen geceye kadar; 1935'te Paris'te Halk Cephesi'nin darbeye karşı halkı sokağa indirip, faşist askerleri enterne ettiği olaydı! Artık 2016 Temmuz'unda Tayyip Erdoğan'ın yaptığı çağrıyı örnek gösterecek siyaset tarihçileri. İkincisinin en acı örneği ise 1918'de Almanya'da gerici ayaklanmaya karşı halkı sokaklara çağıran Spartakist hareketin önderleri Rosa Luxemburg ve Karl Leibnickt'in çağrılarıdır. Halk çağrıya uymadığından, birkaç gün sonra, ikisinin de cesetleri, kanalizasyon hendeğinden çıkarılmıştır…

İşin başında, Başbakan Binali Yıldırım, haklı ve doğru bir tavır koyarak, darbe girişimini küçümseyen bir ifade kullanıp, "kalkışma" dedi; çünkü böyle büyük bir gücün ayaklandığını öğrenmek, halkı korkutup sokağa çıkmasına engel olur; darbe de başarılı olurdu. Şimdi "kalkışma da ne demek" diye sözde dalga geçenler, kalkan gücün ne olduğunu, herhalde anladılar… Fakat isyan öyle birkaç kişinin işi değildir. Şimdi anlaşılıyor…

Ben dıştan bakan bir insan olarak, iki tarafa da bravo, dedim…

Darbe böyle yapılır! Meclisi de bombalarsın, cumhurbaşkanlığını da… Önüne her geleni de öldürürsün! Anasını bile satarsın… Faşist olmanın da bir raconu var! Ne demiş Dimitrov? "… Açık kanlı diktatörlük!" Karşı çıkanı vurmazsan, bu nasıl faşistliktir? Bravo… Ben beğendim! Güvercin "donunda" faşistlik olmaz…

Ha ama darbe de böyle önlenir… Dökersin halkı sokağa, eğer o gücün halâ varsa, ( demek ki varmış) "hade geç de göreyim" dersin. Zaten siyasette, egemenlikte, iktidar kavramında güç, halkın desteğine sahip olmaktır. F 16'nın hiçbir kıymeti harbiyesi yok!

"RTE'nin oyunu"! Hade yahu!?

Sizinkiler becerip de adamı öldürseydiler, bu defa da " Cenneti garanti etmek için, kendi kendini öldürttü" diyecektiniz herhalde… Beceremeyince, "çevir kazı yanmasın!"

Bir de deniyor ki: " Bu adam zaten otoriter bir adamdır! Şimdi daha da otoriterleşecek! Demokrasinin yaygınlaşması ve derinleşmesi savunulmalıdır!" Yani? "Keşke darbe başarılı olsaydı" mı?

Tespit de hüküm de doğru gibi görünüyor ama geçen gece ayaklanan askerlerin Fetullahçı oldukları meydana çıkıyor. Şimdi o rütbelere gelmek için, en az kırk yıl önce askeri okullara girmiş olmak lâzım. Kırk yıl önce de ne RTE vardı, ne de AKP! Türkiye'yi ya AP (Demirel) ya da CHP (Ecevit) yönetmekteydiler… Aralarda da darbeci paşalar… Laiklik maiklik diye mangalda kül bırakılmıyor ama bunların yönetiminde, orduya bile şeriatçılar bu kadar nüfuz ettilerse; şimdi ona buna akıl vermeyi bıraksınlar! Diktatörlüğü bile becerememişsiniz kardeşim! Yetmiş sene… Hiçbir serbest seçimi kazanamıyor ondan sonra…

Geçen gece, bazılarını bizim de tanıdığımız 160 can gitti… İsyancılar'dan ölenleri bilmiyorum…

Nefretiniz gene size kalsın ama hiç değilse, seçimle gelenin, seçimle gitmesi ilkesinin yüzü suyu hürmetine, konuşmadan önce bir yutkunun… Bakın CHP'sinden HDP'sine; MHP'sinden İşçi Partisi'ne; herkes de karşı çıkıyor zaten sizin çocuklara…

Kendiniz indiremiyorsunuz diye mevcut hükümeti ordunun indirmesine alkış tutarsınız ama gelir gelmez, önce sizi kırar… 1971, 12 Mart'ının ertesi günü kim ne manşet atmış? Bir bakınız… Cuntacı siviller bile ülkeden "kaçmak" zorunda kaldı… Kaçamayanların bazıları dağlarda gitti, bazıları da ipe gönderildi destekledikleri darbe tarafından…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.