Atatürkçülük ve darbe yapmak…

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Atatürkçülük ve darbe yapmak…

Yaşımız kemale erdi… Dezavantajları da var bunun, avantajları da… Başlıca avantaj, bir çok olayı hafızanızda taşıyor olmanız! Eskiden buna tecrübe deniyordu, uydurma Türkçe'de "deneyim" oldu… Başka hiçbir Türkçe ağzında yok ama alıkoyun da bu "öz" Türkçe imiş… Neyse, konumuz o değil…

1960'tan beri, bütün darbeleri yaşadım. Kâh çocuk, kâh delikanlı, kâh yetişkin insan olarak! Tümünde de kimse "Ben şu çıkarın hadimiyim, mevcut hükümet, benim çıkarlarıma uymuyor. Hazır elimde silah varken, vurup başa geçeceğim" demiyor! Hepsinin de " gerekçesi" var! Nedir? "Atatürk ilke ve inkilapları" ."Lap" kısmı kabak gibi söylenmeli… Dilini eşek arısı soksun, dedirtmecesine…

Anladık be birader de olgun yaşında TBMM'nin Atatürk adını verdiği (ki gerçekten de modern Türk ulusçuluğu ve ulus devletinin banisidir) Mustafa Kemal Paşa, bütün hayatı boyunca, İttihatçılar'ın Enver kanadından çektiğini, kimseden çekmemiş bir insandır ki Enver/Talât/Cemal trumvirasının gözünde asıl "cürmü", "ordunun siyasete karışmaması" konusundaki ısrarlı karşı çıkışıdır. Ta 1912'de Edirne'deki İtthat Terakki 2. Kongresi'nden başlayıp, sonuna kadar; tutarlılıkla bu görüşü savunmuştur. Yoksa meraklısı çok iyi bilir ki bir takım politik gerekçelerle çok sık dile getirilmese de Mustafa Kemal Atatürk de bir İttihat Terakki mensubu idi…

Öyle olmasaydı, 1918'de hükümeti devirmeye niyetlenip, tek başına savaştan çıkmayı plânlayan Yakup Cemil'e mahkemede "Kimi getirecektin başa?" denildiğinde, ya "Sarı Paşa'yı" diyemez; ya da dedikten sonra, "Sarı Paşa" Enver'in diktatörlüğünde o ordu kumandanlıklarına devam edemezdi. Yakup Cemil kurşuna dizildi… Mustafa Kemal Paşa, Yıldırım Orduları Komutanı oldu… Terfi etti yani… Neden? Çünkü kendisi darbeci değildi… Suç bulamadılar… Yoksa Almanlar, canına okurdu, Enver marifetiyle… Çünkü o devrimci idi; komplocu, maceracı değil…

1923'te, TBMM'de, "siyaset yapmak isteyen" ve o anda da zaten milletvekili olan paşaların, sırtlarında üniforma ile siyaset yapamayacaklarını, ya ordudaki görevlerinden, ya da meclisten istifa etmeleri gerektiğini savunup, görüşünü etkin kılmış; sonunda Mareşal Fevzi Çakmak, orduda; Ali Fuat, Refet ve Kâzım Karabekir Paşa'lar da ordudan istifa edip, siyasette kalmışlardır… Pardon, kendisi de başkomutan olduğu ordudan ayrılıp, siyasette kalmıştır, Batı Cephesi komutanı General İsmet İnönü de… Kavga bitti mi? Hayır! 1926 İzmir Suikastı sonuna kadar, göstere göstere devam etti…

Ayıcı Atıf'lar, Ankara valisi Abdülkadir'ler, Ziya Hurşit'ler falan; hem orduyu hem de siyaseti "dizayn etme" kavgalarını, cumhurbaşkanına suikast plânı yaparak, cismini fiziksel olarak yok etme teşebbüsüne kadar, götürdüler. O da kendisine yapılacak suikast ve sonraki hükümet darbesi girişiminden Ruslar vasıtası ile haberdar olduğu halde, (tarih mi tekerrürden ibaret, bir kısmımızın aklı mı?) hepsini de suçüstü halinde yakalayana kadar bekledi! Tümünü de astı… Kurunun yanında yaş da gitti… Çoğu gençlik arkadaşları idi, oysa… Ve paşa, on iki sene huzur içinde çalıştığı varsayılan ö dönemi yaşayıp, söz konusu "ilke ve inkılab"ları yapabildi!

Şimdi, her on senede bir, bir takım başıbozukların, hükümete gelmek için halkın desteğini aramak yerine topa tüfeğe sarılırken, yukarıdaki tarihsel sergüzeşti yaşayan bir insanı argüman almaları, trajedi değil de nedir? Tarihsel bir liderin, bazı prensiplerinin çiğnendiğini ileri sürüyorsun ama senin yaptığın, bütün hayatı boyunca uğruna canını da ortaya koyduğu asıl prensibine karşı!

Bir de şimdi aklıma geldi! Hazır madem ki darbe tarihi konuşuyoruz, acaba Türkiye'de cumhuriyet dönemi darbelerini, 27 Mayıs'la mı başlatmak lâzım? Yoksa 1938'de Atatürk öldükten sonra "Yerime Fevzi Paşa geçsin" dediği halde, askerin meclisi sararak İsmet Paşa'yı cumhur reisi yapmasını da bir darbe olarak ele almak mı lâzım?

Ben, bilemedim…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.