Hadi Kıt'a Avrupası'nı da yazalım...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.56

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Hadi Kıt'a Avrupası'nı da yazalım...

Geçen günkü yazıyı, "Kıt'a Avrupası'nı da bir başka yazıda anlatalım" diye bitirmiştim. Günümüzde Avrupa ve Amerikan kültüründe egemen olan "burjuva demokrasisi"nin tarihsel oluşum koşullarını anlatıyorduk ve lâfa İngiltere ile girmiştik. Orada kilise, aristokratlar ve halkın temsilcilerinin, 400 yıl içinde çeşitli iç savaşlarda kralı yenmesi ile böyle bir anlayışın doğduğunda bahsediyorduk. Kıt'a Avrupası'nda bu işin tarihi, daha kanlıdır… Kanlı mezhep savaşlarının bir sonucudur, demokrasi…

Katolikler ve Protestan'lar arasındaki savaşlar, yüz yıldan uzun sürmüştür. Daha 1555'te Kutsal Roma İmparatorluğu Diyet'i, savaşan Katolikler ile Lutherci prensler arasında barışı sağlamak için Augsburg'ta toplandı. Curius regio, ejus religio (hükümdarın dini neyse, ülkesinin dini de odur) formülü benimsendi. Böylece her hükümdara kendi topraklarının dinini belirleme yetkisi verilmiş oldu. Toplantıya Calvincilerin çağrılmamış olması, sonradan sorunlar çıkmasına yol açtı. Mezhep Savaşları bitmedi…

24 Ağustos 1572 sabaha karşı beyaz haçlı giysileri giymiş Katolikler evlerinde uyumakta olan Protestanlara saldırdılar. Önce Paris'te başlayan katliam daha sonra bütün ülke geneline yayıldı. İki gün süren katliam sonucunda onbinlerce Protestanın öldürülür… 26 Ağustos 1572'den sonra sağ kalan Fransız asıllı Protestan soyluların tamamı dinlerini terkederek Katolikliği kabul etmiş, halk tabakası ise İsviçre ve Almanya'ya sığınmıştı. Nerde? Paris'te! Gördünüz medeniyeti?

O esnada bizde 2. Selim, Mağusa'daki katedrale bir, Lefkoşa'dakine ise iki minare eklenmesi sureti ile camii'ye çevrilmelerini emrediyordu…

Mezhepler arası iç savaşlar, devam eder…

Westfalya Barış Anlaşması'na kadar… Bu barış tarihçiler tarafından modern çağın başlangıcı olarak gösterilmektedir. Birkaç antlaşmayı da içine alan (Münster Antlaşması ve Osnabrück Antlaşması) Westphalia Barışı, Otuz ve Yüz Yıl Savaşları sonunda, Ekim ve Mayıs 1648 tarihlerinde imzalanmıştır. Antlaşma 24 Ekim ve 15 Mayıs 1648'de Kutsal Roma İmparatorluğu, diğer Alman prensleri, İspanya, Fransa, İsveç ve Hollanda Cumhuriyeti temsilcileri arasında imzalanmıştır. Fransa ve İspanya arasında 1659 yılında imzalanan Pyrenees Antlaşması'nı da bu antlaşmanın içine dahil edebiliriz.

Westphalia barışının ana kararları, şunlardır:

  • Herkes, 1555 yılındaki Augsburg Barışı 'nı tekrar tanıyacaklar. Her prens kendi bölgelerinde dini inançlar ile ilgili doğru kararlar verecek, seçenekleri Katoliklik, Lutheryanizm, ve şimdi Kalvinizm.

  • Hıristiyanlar bulunduğu prensliklerde kabul görmeyen mezheplerin, kilise güvencesi altında kamusal alanlarda kendilerine ayrılan saatler içerisinde ve özel olarak ibadetlerini yapabilecekler.

Her bölge de bu esasa gore, kendi düzenlemelerini yapacaktır.

O esnada, bizde Deli İbrahim, tahttan inmeye hazırlanmakta; (Hazret Ağustos'da halledilmekle, Mayıs'ta tahttadır ama Ekim'de göçmüştür!) İngiltere'de ise Cromwell, parlamentonun ordusunun başında, kralın ordusunu yeni dağıtmıştır.

Laisizm'in temelinde, demokrasinin kökeninde, modern zamanların da zemininde, bu Westfalya Barışı yatmaktadır. Yoksa 130 yıl süren mezhep kavgası, hiçbir ülkenin yönetilmesine izin vermeyecektir! Dağılmamanın koşulu, "Bırakın herles inandığı gibi yaşasın, düşündüğü gibi konuşsun" gibi bir anlayışı Kabul etmekten geçmiştir! Ama tekrar tekrar yazmamı hoş görün, bu iç savaşları sürdüren, bir tarafta yerel egemenler ise eğer, karşılarında da sıradan halk, "avam" vardır…

1689'da, İngiliz Parlamentosu, ünlü The Bill of Rights'ı ilân eder… Kralın yetkileri sınırlandırılır, konuşma özgürlüğü tanınır, vatandaşın krala ceza görmeden dilekçe yazma hakkı tanınır, düzenli serbest seçimler yapılması, teminat altına alınır. 1776'da ABD Anayasası'nın ilk onüç maddesi, bu haklardan ibarettir. Fransa, İngiltere ile Kanada'da giriştiği iktidar kavgasında avantaj sağlamak üzere, Amerikalılar'a yardım etmek için birlik gönderir! Onlar da bu anlayışla ülkelerine dönünce, Fransız İhtilâli'nin timeline bu yeni anlayışları döşerler…

Budur "ol hikâyat"ın özeti… Ve her adımında, sade vatandaşın dökülen kanı vardır! Öyle "Ben evde ense yapayım da birileri bana demokrasi versin." zannıyla demokrasi bulmuş bir halk, yoktur… Bana inanmazsanız, bir Alman AB memuru bulup, ona sorun size anlatsın; kendi ülkesine demokrasinin nasıl geldiğini… Italyan'a sormayın, sarhoş olursunuz… O kadar karışıktır. Tabii Alman da Hitler'i atlayıp anlatsın… Rica edin…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.