Elitler ile velidler...

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Elitler ile velidler...

Murat Belge diyor ki: " Bizim elitlerimize göre ayaklar baş oldu. Asıl hoşnutsuzluğun sebebi de bu…" "Sınıf farkına aldırış etmediği söylenen Türk milleti sınıf farkına fena halde aldırış eder. Onun için bu "ayakların baş olması" sorunu ciddi bir sorundur. Avrupa toplumlarının ciddi bir feodal geçmişi ve aristokratik bir geleneği olduğu için,… orada insanlar böyle bir "tehlike"yi fazla umursamazlar, çünkü herkesin yeri bellidir. Ne toprak sahibi bir aristokrasi ne de sermaye sahibi bir burjuvazi geleneği kurulabilen Türkiye'de kim kalburun üstünde, kim altında, devlete yakınlık ve bunun bir sonucu –ya da nedeni– olan eğitim türüne ve derecesine büyük ölçüde bağlıdır. İşin başında, Galatasaray'da lise, Mülkiye'de üniversite "tahsili" yapmış olmak, yapanı "elitler" arasına sokardı... Onun için, ayakların baş olması sorunu da gitgide ciddileşti."

Önceki yazılarda, İngiltere ve Kıt'a Avrupası'nda demokrasinin nasıl yerleştiğini anlattım. Osmanlı toplumları, bunların hiçbirini yaşamadı. Çünkü Osmanlı nizamı, aristokrasi yaratacak bir feodalite'ye izin vermedi. Tecimsel faaliyet devam etmekle beraber bundan bir burjuva sınıfı doğmadığı gibi, doğsaydı da itiraz edebileceği bir aristokrasi yoktu. Dolayısıyla, bu iki sınıf arasındaki çatışmadan, Katolisizmde olduğu gibi bir ahlâki çöküntü yaşanmamıştır! Ki ortaya bir aydınlanma çıksın… Müslüman mezhepler arasındaki çatışmayı hem askeri anlamda, hem kültürel anlamda hep "müesses nizam" kazandı, Avrupa'da olanın aksine…

Marx, " Benim batı Avrupa için yaptığım analizi, cihan şumul sandılar" der. (Seçme Yazışmalar-Sol Yayınları). Samuel Huntington, Medeniyetler Çatışması'nı yazdığında, bizi "batılı" saymıyor diye, biz bile tepki gösteriyoruz… Yalnız bizde değil, batıda da öyle sanıldığından, farklı bir uygarlığın değerleri, bir başkasının( batının) değerleri ile yargılanıyor ve ne anlamlandırılabiliyor, ne de anlaşılabiliyor!

Mareşal Moltke, Türkiye Mektupları'nda der ki: "" Her iki memlekette (Türkiye ve Rusya NB) de devrim halktan gelmemiş, tersine kendilerine yukarıdan zorlanmıştır; her ikisinde de halklar muhafazakâr, hükümetler ilerici unsurlardı, çünkü sadece devlet dümeninde oturan insanlar... bir yenileşmenin zorunlu olduğunu anlamışlardı." İlber Ortaylı da der ki: "Genç Osmanlılar, bir bakıma bürokrasinin üst katmanlarına karşı direnişe geçmiş memurlar topluluğudur." (İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı)… Gene aynı yerde yazılıdır ki, Osmanlı'ya göre Fransız İhtilâli, "ayaktakımının başkaldırmasıdır"! "Tanzimat, Fransız İhtilâli'nden etkilenen değil; ona tepki olarak düşünülüp, geliştirilmeye çalışılan, bir düşünceydi". Önce saray, sonra da saraydaki memurlar bir "yenileşme" talep ediyorlar. Neden? Çünkü 1699'dan itibaren, "devletlüler" farkındadırlar ki Osmanlı ordusu artık o eski devirlerdeki gibi, önüne geleni, mağlûp etme gücünde değildir.

Karlofça Anlaşması 1699, Macaristan gidiyor… Pasarofça Anlaşması 1714, Sırbistan gidiyor… Küçük Kaynarca Anlaşması 1774, Kırım gidiyor… Türk modernleşmesinin başlangıcının nedeni, batıdaki gibi ekonomik/kültürel değil, askeri gereksinimlerdir. Niyazi Berkes'in Türkiye'de Çağdaşlaşmanın Tarihi'ne bakın…

Avrupa'yı yakalamak için, "modern" okullar açılır… Gelenek dışında… Mühendishane, Baytarhane, Tıbbıye, Cerrahhane ordu için açılırlar. Sonra, devleti de modernize etmek için Galatasaray Sultanisi, Mülkiye ve Hukuk mektepleri… 200 sene sonra, Murat Belge halâ: "İşin başında, Galatasaray'da lise, Mülkiye'de üniversite "tahsili" yapmış olmak, yapanı "elitler" arasına sokardı." Diye yazabiliyor… İki yüz yıldır o okullardan yetişenler, halka sormadan, halkı yönetmeye çalışıyorlar… Ayrıcalık nedir? "Batılı eğitim" almış olmak! Peki, sen kendin "batılı" mısın? Hayır… Sadece "Batıcı"sın…

Tarihte ilk defa, Anadolu şehirlerinde yaşayan nüfus; kırların aleyhine çoğunluk oluşturuyor… Çünkü ancak şimdi Anadolu'da bir burjuva sınıfı gelişti ve kendi taşralı değerlerini egemen kılmaya çalışıyor. Bazı talepler dile getirebiliyor… Tabii ki kendi değerleriyle… Tayyip Erdoğan, Belge'nin dediğinden, bu "ayaktakımı" ile Anadolu burjuvazisinin sözcüsüdür…

Bunlar, seksen yıl ne başörtüsünden rahatsız oldu, ne Kur'an kursundan, ne cin/peri masallarından, ne ramazanda oruç yiyenin dövülmesinden! Laiklik o zaman mesele değildi… Varsın boyun eğsin de isterse "mürteci" olsun! Şimdi o insanlar yönetimde eşit olmak isteyince, kızılca kıyamet koptu. Her şeyden önce "Batıcılar" şikâyetçi! Sonra da batının kendisi…

Belge, "Şimdi kalkıp 'Vah vah! Ne güzel darbe oluyordu, olamadı' diye hayıflanmak pek kolay değil; ama içinden bunu geçiren çok kişi var." dedi… Görüyoruz… Azınlık da olsalar, 200 yıllık paradigmaları çöktü…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.