Montezuma'nın dehlizlerinden Trabulus'un kıyılarına…

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.58

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Montezuma'nın dehlizlerinden Trabulus'un kıyılarına…

Daha 2011 yılı Ağustos ayının son haftasını, Arap Baharı'na ayırmışım… Son iki yüz yıla… Aslında daha da eskiye gitmek gerekiyor zira Orta Doğu'nun beş bin, Suriye'nin de bin yıllık tarihi bilinmeden, son günlerde olanları anlamak da anlatmak da zor!

Eski yazılardan bazı alıntılarla, konuyu açalım:

"From the Halls of Montezuma
to the Shores of Tripoli
We fight our country's battles
On the land as on the sea…"

Amerikan deniz piyadelerinin marşının ilk dörtlüğü yukarıdadır… "Montezuma' nın dehlizlerinden, Trablus'un kıyılarına kadar / Ülkemizin savaşlarında vuruştuk/ Denizde olduğu gibi, karada da…" diye başlar ve gider "marine"lerin marşı! Trablus'un kıyılarına kadar…

ABD'nin bölgeye ilgisi, taa kuruluş yıllarına kadar gider yâni… Yeni değil…

Türkiye ve genelde Türkler'in ilgisi ise ta 10.yy'a dayanır. O asırda Asya'dan çıkan Oğuz kabilelerinin Abbasi yönetiminde gidip ilk yerleştikleri yerler, Kuzey Irak ve Suriye idi… "Türkmen Dağı", "Şam Bayatları" falan, bin yıldan beri oradalar…

23 Ağustos 2011 günü yayınlanan yazımda, " Bu "Arap Baharı" lâfı, herhalde 1968'deki "Prag Baharı"ndan türetildi! Ama işin doğrusu, iki olay arasında hiçbir bağlantı olmadığı gibi, benzerlik de yok!.." demişim… Araplar, henüz "ulus" olabilmiş halklar değillerdirler…"Şimdi "batı türü demokrasi" diyorlar ya? Libya'da, Suriye'de, Mısır'da ve hatta Somali'de! Batı türü demokrasi, ulus devletin üst yapı kurumudur. Bunun olması için ortada bir ulus ve onun devletinin olması gerekir!" Oysa ortada ne homojen bir Arap ulusu var, ne de her bir Arapça konuşan memlekette, bir Ürdün, Suriye, Mısır, Irak, Libya ulusu… Araplar, Beriberiler, Tuareg'ler, Bedeviler, Mısır ve Ürdün'de Çerkezler, Suriye ve Lübnan ile Ürdün'de Ermeniler, Yahudiler, (Dürziler, Nasturiler)… Yaşıyorlar… Bu çok etnoslu yapı, bırakın ulusal düzeyi, etnik düzeyde bile değil, geniş kabileler düzeyindeki bir sosyal örgütlenme sistemi içinde yaşıyorlar" İnanç düzeyinde, Mısır'da Arap, Beriberi, Tuareg, Çerkez, Arnavut, Rum, Ermeni (Suriye'de Kürt)etnisitesinden gelmiş, insanlar; Sünni, Fatımi, Kopt, Ortodoks, Roman Ortodoks, Yahudi, Gregoryen; Suriye'de bunlara ek olarak Dürzi, Nasturi inançlar içinde yaşıyorlar. Böyle bir toplumda, halkın geneline azınlığın inançlarını dayatan bir hareketin başarı şansı, sorgulanmaya muhtaçtı! Çağdaş düşünce de yaşıyor bu toplumların içinde, orta çağ düşüncesi de ondan öncesi de… Bu coğrafya'da ne bilindiği haliyle bir ulus devlet yaratılabilindi, ne de onun üst yapısı olan demokrasi…"Zaten, dünyanın bu bölgesinde sınırlar ayni dili konuşan halkların ortak pazar kaygısı ile değil, Sycess-Picot Andlaşması sonucu İngiliz ve Fransız diplomatları tarafından, harita üzerinde cetvelle belirlenmişlerdi.

Arap Baharı dedikleri şey, işte bu yamalı bohça kullanılarak, Baasçılar'ın devrilmesiydi! O zaman "Ne baharı? Nerenin demokrasisi?" denildiğinde kızanlar, şimdi de "Baharın" yaza dönmesine kızıyorlar. Biri bir oyun oynadı, birileri de alkışlayıp durdu…

Sisi becerdi, Kaddafi de gitti ama Esad, Rusya kartını kullandı, direndi… Olacağı buydu…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.