Ahkâm-ül Evkaf'ın bitmeyen su meselesi

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.40

7.55

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Ahkâm-ül Evkaf'ın bitmeyen su meselesi

Vakıflar Dini kuruluşlar oldukları için, Osmanlı hukuk sistemi içerisinde, dini idareci de padişah olduğundan dolayı, Şeriye ve Evkaf bakanlıkları da bulunmasına karşın, bu kurumların idaresi, son tahlilde doğrudan doğruya padişaha bağlı idi. İngiliz yönetimi, bu durumu argüman yaparak, "vakıfların idaresi devlet başkanına bağlı olduğuna göre, artık kraliçeye bağlı olmalıdır" mantığı ile evkafa el atmanın hukuksal zeminini kendince bulduğunu düşünmüştür. Oysa, padişahın söz. konusu idarecilik vasfı, devlet başkanlığından değil, halifeliğinden kaynaklanmaktaydı. İslamî bir kurumun başına, Hıristiyan bir yöneticinin gelmiş olması, vakıf mallarının da aslında Allah'a vakfedilmiş olduğu düşünü­lünce, mevcut evkaf yönetiminin, hiçbir biçimde kabul göremeyeceğini, anlamak lâzımdı.

1928'de İngiliz yapacağını yaptı ama 1930 seçimlerinde, Evkafçılara karşı sürdürülen kampanyada Halkçıların başlıca propagandası, evkafın cemaate devriydi. Ve seçimi Halkçılar kazandı… Adanın Türk aydınlarının verdikleri mücadele, 1931 İsyanı dolayısıyla siyasetin yasaklanması üzerine, kesintiye uğradı. 1943'te siyasi hakların geri verilmesinden sonra, Kıbrıslı Türk ileri gelenlerin verdikleri mücadelenin üç ayağından biri, gene evkaf olmaya devam etti. (Öteki ikisi, eğitim ve müftülük meseleleridir).

28 Mart 1954 günü, Lefkoşa'da adanın her tarafından gelen Türkler'in katılımı ile Evkaf yönetiminin Türk toplumuna devredilmesi talebiyle, büyük bir miting düzenlenir. Halkın Sesi, katılımcıların sayısını 20 bin olarak vermektedir 3Mitingte Müftü Dana Efendi, Faiz Kaymak. Dr. Fazıl Küçük, Mağusa adına Av. Ahmet Zaim, Hürsöz Gazetesi başyazarı Fevzi Ali Rıza, Kıbrıs Türk Kurumları Başkan vekili Ahmet Mithat Berberoğlu, Fadıl Niyazi Korkut veDerviş Ahmet Raşit birer konuşma yaparlar. Mitinge katılanlar. İngiltere Sömürgeler Bakanlığı'na bir telgraf ile başvurup Evkafın yönetimini talep etmesi konusunda, Faiz Kaymak'ı yetkilendirirler.

23 Ocak 1955günü, Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu'nun kongresi Kıbrıs Milli Türk Birliği binasında yapılır. Evkaf ile ilgili bir karar ve Türkiye'deki yetkililere gönderilen mesajların metinlerinin onaylanmasından sonra, seçimlere geçilir.

6 Şubat 1955 günü, Selimiye Meydanı'nda yine büyük bir Evkaf mitingi düzenlenerek, idarenin topluma devri istemi tekrarlanır. Bu miting, Rauf Denktaş'ın da ilk defa halk önünde konuşma yaptığı toplantıdır.

12 Şubat günü vilayet binasında yapılan bir toplantıya, Türk ileri gelenlerin de davet edilerek, Evkaf sorunun görüşülmesinin ardından, hükümet 20 Temmuz 1955 tarihinde kararlaştırıp 23 Temmuz'da yayınladığı bir yasa ile Evkafı nihayet Türk toplumun yönetimine devreder.3 Evkafın seçilmiş Türk yöneticilerin insiyatifine verilmesinin ilk adımı, 22 Ocak 1956 günü Lefke'de seçilen cami komisyonu üyelerinin belirlenmesi ile atılır. Seçime, Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu' nun, adaylarıyla birlikle, bir de karşıt liste katılır. Sonuç %90 katılımlı seçimi, çoğunlukla federasyon adaylarının kazanmasıdır. Bir hafta sonra Lefkoşa'da yapılan seçimleri de aynı ekibin adayları, kazanmakta zorlanmazlar. Lefke ve Lefkoşa'yı, diğer kazalar izler. Böylece bütün camii komisyonu üyeliklerini, federasyon ve Kıbrıs Türktür Partisi adayları, ele geçirir.

Seçimler sonucunda göreve gelen Camii Komisyonları üyeleri, hemen toplanarak, kendi aralarında bir Evkaf Yüksek Konseyi oluştururlar. Evkaf Yüksek Konseyi, 14 Nisan günü Lefkoşa Kaza Komiseri (Kaymakam) başkanlığında toplanarak. Konsey Başkanlığı'na Dr.Fazıl Küçük, Yardımcılığına Osman Örek, İcra Komitesi Üyeliklerine ise, Faiz Kaymak, Osman Örek, Niyazi Manyera, Dr. Orhan Müderrisoğlu, Ahmet Mithat Berberoğlu, Ahmet Raşit Mustafa, Salih Kanal ve Fedai Ahmet Ferid'i getirir. Faiz Kaymak. İcra Heyeti Başkanı olmuştur.2 15 Nisan günü, Lefkoşa'da Evkaf Merkezi önünde büyük bir kalabalığın katılımı ile bina önündeki göndere törenle Türk Bayrağı çekilir.

Ama şimdi aradan elli yıl zaman geçtikten sonra dönüp de geriye bakıldığında, doğruyu söylemek gerekirse, evkafı Ahkâm ülEvkaf'a göre mi; 1928 tarihli sömürge emirnamesine göre mi yönettiğimiz belli olmadıktan sonra, yönetenlerin adının hangi dilde olduğunun çok önemi olduğunu düşünmüyorum. Alıp da ne yaptık? İngiliz'in yaptığının aynını… İsteyenle ayrıntıyı da tartışırım!

Gidin bakın evkafa ait her ne varsa bu ülkede, ya bir tufeylinin yeddindedir veya mezbeleliktir. Sultan Mahmut Kütüphanesi kapalıdır… Kara Baba Türbesi, kapalıdır… Yitik Dede, Aziz Baba, Yediler Türbeleri, kapalıdır. Evkaf avlusundaki üç şehid mezarı yıkılıp yerine otopark, karşısındaki Akkaş Dede Türbesi yıkılıp, yerine vitrin yapılmıştır. Selimiye Camii'ndeki Sultan Selim kılıcı çaldırılmıştır. Üç yüz yıllık halıları da "kaybolmuş" yerlerine "duvardan duvara halıflex" döşenmiştir. Arşivinde araştırma yapmaya kalksanız.kendiniz milletvekili olsanız, cumhurbaşkanını da aracı koysanız bile, sizi kapıdan içeri sokmamaktadırlar…

Zamanın herhangi bir boyutunda, "evkafın idaresi cemaate geçsin" diye diye, hapisten çıkmayan, sürgünlere giden CingizzadeConRifat ya da Fadıl Niyazi Korkut'la karşılaşırsak, "Affedin bizi ağalar" diyeceğim…" Biz size lâyık olamadık! Aldık, ama papaz Newham kadar bile sahip çıkamadık!"

Şimdi anlıyor musunuz, 1878'de adanın en büyük toprak sahibi olan kurumun bugünkü hal-i pür melâlini?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.