Lozan

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Lozan

Kabak tadı verdi!

Türk "fikir" dünyası, bilgi ve daha da acayibi fikir üzerine değil de beş on slogana dayalı iki şablon ile şekillendiği için, ikide birde bir taraf, öteki tarafın hiç habersiz olduğu bir konuya değindikçe, kan gövdeyi götürüyor.

Son günlerde Türkiye'yi birbirine katan Lozan meselesine değineceğim ama önce yukarıdaki konuyu ele alalım…

Bizde, (kimse Kıbrıslılık gayreti ile "bizim ne alâkamız var?" demesin! Boylu boyunca işin tam da göbeğindeyiz! Hele kendine "sol" diyenlerimiz!) dünya görüşünüzün sağda mı solda mı olduğunu belirleyen, savunduğunuz fikirler değildir! Osmanlı'ya söverseniz solcu, savunursanız sağcı tesmiye edilirsiniz örneğin! Ama Navizade'de rakı balık üzerine çalışırken, o şehri size kimin alıp da bıraktığını düşünmezsiniz! Batıcı geçinir ama tam bir batıcı olan Sultan 2. Abdülhamit'e söverseniz solcu; Ulu Hakan derseniz, sağcı bedenine girivermiş olursunuz! Değerlendirmek, gerekmez! Sağcıysanız, imparatorluğun yarısı onun zamanında elden çıkmış olsa da "hiç toprak vermedi" demekten, utanmazsınız, çünkü tarih bilmiyorsunuz… Solcuysanız, klâsik batı müziğinin imparatorlukta onun zamanında popülerleştiğine aldırmaz, "gerici", mürteci, hafiyeci, kızıl sultan (bu da Ermenilerin yakıştırmasıdır ha!) Allah ne verdiyse, saydırırsınız… Biri çıkar da "Yahu durun! Adamı kendi muhaliflerinin argümanları ile suçlamayalım! Aradan yüz yıl geçti, bir değerlendirelim" diyen olursa, onu da "yoldan çıkmak"la suçlarız… Racon bu… Duyan da sanır ki karşıtları da soldu yâni! İttihat ve Terakki de önce Osmanlıcı, sonra İslamcı, sonra da Turancı değilmiş gibi…

"Abdülaziz intihar etti… Makasla önce sağ eli ile sol bileğinin damarlarını kesti, sonra da bileği kesik sol eline makası aldı, sağ bileğinin damarlarını kesip, öldü!" der, bu saçma sapan iddiaya inanırsanız, sol oluyorsunuz! "Olur mu kardeşim, adam makasla bileğini kesemez, kesse; kesik bilekle sağlam bileği hiç kesemez! Deli lâfı mı bu?" dersen, bırak ki zaten sağa kaydın; gerici de oluyorsun… ( Sağ her zaman "gericilik değildir" der işi bilenler! Meselâ Liberalizm sağcıdır ama AB de liberal olmakla, ilerlemenin feriştahı olması lâzım gelir… Öyle ya!)

Meselâ, meselâ derseniz sağ; örneğin derseniz, sol ve dahi ilerici oluyorsunuz! Oysa milliyetçiliğin birkaç doruğundan birinin oğlu, Yağmur Atsız, "ilk lâkırdı Arapça'dır diye karşı çıkıyorsunuz ama ikincisi de Ermenice'den apartmadır" dediydi, bir ara! TDK'nun ilk başkanının adının Agop Dilaçar olduğunu bilince, "hadi beee" demeden önce, insan bir düşünüyor. Özetle, birkaç bin yıllık 97 bin kelimeden ibaret bir hazne ile konuşur yazarsanız, sağ; yüz yıllık şu anda henüz 37 bin "sözcük" içeren yarısı Çağatayca da değil, doğrudan uydurma bir dille konuşur yazarsanız ve bunu süratle 3 bin lâfa indirmeye çalışırsanız da "sol" olmuş oluyorsunuz, bizde…

Başınız örterseniz sağsınızdır, ne şüphe… Okula plaj kıyafeti ile gelirseniz de sol olmuş oluyorsunuz!

Düşünceye, fikre, bilgilenmek için parçalanmaya gerek yok!

Toplumun iki kompartımanından birine dahil olup, birkaç klişeye uyaraktan, her niza çıktığında da kendi kastınızın dediğini tekrarlayarak, yaşar gidersiniz!

Gelelim Lozan'a!!!

Geçen gün Recep Tayyip Erdoğan'ın dillendirdiği görüşler, kendisine ait değildir! Biri çıkıp bunu söylemeli… Lozan Konferansı'nın İsmet Paşa'nın beceriksizliği yüzünden alınabilecek her şey alınmadan kabul edildiği görüşünü ilk dile getiren, Rauf Orbay'dır! Kim o? O günkü başbakan! İsmet Paşa'nın Ankara'ya dönüşünde, gara onu karşılamaya gitmemiş, makamından da istifa etmiştir… Zamanın başbakanı karşı çıkmıştır Lozan anlaşmasına! Daha ne? Destekçileri, Erzurum milletvekili Hüseyin Avni Ulaş… Hazret ünlü bir liberaldir! Mehmet Altan hoca da pek bir sever kendisini… Trabzon milletvekili Ali Şükrü Bey! O da bu kargaşada öldürüldü… Ali Fuat Cebesoy, Kâzım Karabekir… Refet Bele… Bunlar da savaş kahramanı ünlü generaller! 1. TBMM'de İkinci Grup denilen muhalif milletvekilleri de tümüyle Lozan'a karşıydılar. O kadar ki arada bir seçim yapılıp, bunlar tasfiye edildi, anlaşmayı 2. Meclis onayladı… Muhalefet temizlenmişti…

RTE, eski itirazı hatırlattı… Ondan önce de bu görüşü ileri sürmek bir yana, karşı mücadele edenler yukarıda… RTE'yi ben de sevmem… Bıyıkları kırpık, yaylanarak yürür, Kasımpaşa'lı, kabadayı, eşinin başı örtülü, namaz kılar, oruç tutar, Kur'an okur! Sevilir mi? Amenna… Ama bu Lozan'ı beğenmeme lâfını ilk eden o değil… Zamanın başbakanı ile meclisinin önemli bir kısmı da karşı çıkmıştır…

Haklı mıydılar? Bence değildiler… Mustafa Kemal ve onun direktifleri ile görüşmeyi sürdüren İsmet Paşa daha doğru bir tavır sergilemişlerdi! Ama, yerimiz bitti, nedenlerimi anlatamam…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.