Mont Pellerin ve Merak Ettiklerim...

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.58

7.65

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Mont Pellerin ve Merak Ettiklerim...

Yıllar önceydi… Daha ortada Annan Planı falan yok… Kapılar kapalı… Amerikalı bir "tarihçi" (kendisi öyle diyordu, ben inanmadım) barikatları falan açtırdı, bizi Fullbright Center'de bazı Rum akademisyenlerle, Kıbrıs Sorunu tartışmaya götürdü…

Başkan, Clinton idi… Bizim "tarihçi" de başkana bir rapor yazacağını söylemekteydi. Tartıştık, dinledi, not aldı…

Tartışmanın en sonunda da sordu: " Ne dersiniz? Bu Kıbrıs Meselesi bitecek mi?" Aldı beni bir gülme… "Soru ters yönde sorulmamalı mıydı sizce de? Bitecek mi acaba? Ne dersiniz?"… Yüzüme şaşkın şaşkın bakarak, "Neden?" dedi… "Sizin çıkardığınız sorunun çözümünü ben nerden bileyim?" diye yanıt verdim… " Yooo…" dedi, "bu suçlamayı kabullenemem… Biz çıkarmadık, İngilizler çıkardı…" Cevaba bayıldım! " Şimdi kapıda gazetecilere bu söylediğinizi açıklayacam!" dedim… Gülümsedi, "Ben de inkâr edecem…"

Amerikalılar'ın bile özel sohbetlerde inkâr edemedikleri bir konudur ki Kıbrıs Sorunu'nun temel taşlarından biri de adadaki iki milliyetçi görüşün çekişmelerinin, İngiliz çıkarları tarafından kullanılmasıdır. Kendileri de paylarına düşeni elbette almaktadırlar.

Şimdi, her Garantörlük konusu açıldığında, İngiltere'nin " Ben vaz geçerim arkadaş" tavrına girmesini görünce, aklıma o konuşma geliyor! Vaz geç canım kardeşim… Vaz geç! Ancaaak… Senin bu adada 99 mil kare "egemen toprak" bulundurmanın "esbab-ı mucibesi" de o anlaşma değil midir? Hangi hakla tutuyorsun o üsleri? 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş Anlaşması dolayısıyla değil mi? Gerçekten, garantörlüğü de bırak; pılını pırtını da topla, kendi adana dön… İki yazı önce yazdıydık dünyada kim kimin garantörüdür…

Ve madem ki bu zamanda Garantörlük artık "çağdışı"dır, şu İzlanda'nın da yakasından düşsen? 1876'dan beri oranın garantörü de İngiltere!

Deseydik, Rum tarafından da büyük bir destek geleceği açıktı… Acaba o zaman Büyük Britanya'nın Kıbrıs politikası ne olurdu? Merak ediyorum…

Yunanistan'a gelince… Ben Çipras'ı sevdiğimi defalarca yazdım… Güzel çocuk… Güzel lâflar da ediyor ama her ne hal ve hikmetse, her dediğinin de tam tersini yapıyor! O da Kıbrıs Garanti sisteminini çağa uymadığını söyleyip, duruyor… Tabii, devletlerin devamlılığı esastır! Elbette ki Yunanistan'ın garantörlüğü tartışılmalıdır. Bugün bu meselede olumsuz her ne varsa, 1974'te Yunanistan'ın burada seçilmiş cumhurbaşkanının canına kastederek, (beceremedi, o başka) BM üyesi bir başka devlette hükümet darbesi yapıp, o ülkenin bağımsızlığını feshederek kendine bağlamaya kalkması sonucunda ortaya çıkmadı mı? Neyin garantörü? Ellerini yıkayıp bu konunun dışına çıkması, herhalde kendi devlet gelenekleri ve gelecek politikası yönünden hem kendine hem de bölgeye en hayırlı hizmet olurdu…

Deseydik, acaba sonucu ne olurdu? Bunu da merak ediyorum…

Ve son merak ettiğim: Bu koşullarda Beşli Konferans, acaba işimize mi gelir? Yoksa Türkiye'yi yalnız bırakıp, tokatlanmasına mı yardım eder?

Bakalım Mont Pellerin'de bugün neler olacak? Ya da oldu?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.