Aç gözünü, uyandır canını...

loading
1 Haziran, Pazartesi
£

8.44

7.59

$

6.81

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Aç gözünü, uyandır canını...

Allah rahmet eylesin, bir gün rahmetli Rauf Denktaş ile Kıbrıs Sorununu "tartışıyordum" (Haddimmiş gibi…) ! Benim mensubu bulunduğum düşünceyi biliyor ya? Bir de baktım bana verdiği bütün argümanlar, Lenin'den! Şaşırdım… "Başkan'ım" dedim, "siz Lenin de mi okudunuz?"

"Senin gibi kıraat etmedim ama baktım biraz…" dedi… (Aradaki farkı bir ara anlatırım…) Sonradan Troçki de okuduğunu gördüm, Mao da ama o ilk fark edişimdi, çok şaşırmıştım.

Bizim Lenin "kıraat ettiğimiz" yıllardan beri öğrendiğimiz bir şey var… Şimdi nevzuhur Neo Liberallerimiz yeni yeni öğreniyorlar ama ta 1903'te yayınlanan Ne Yapmalı'dan beri, bilinir ki siyasi faaliyette iki türlü kitle bombardımanı vardır.

Birincisi, karşıtı bulunduğunuz düşüncenin, ideolojik yapısına yönelik düşünsel saldırılardır ki aslında "ideolojik mücadele" diye anılır ve Propaganda diye isimlendirilir.

Yazılarak yapılır… Bu bakımdan akla gelenin söylenebileceği bir alan değildir. Hazırlık ister, argüman ister, devamlılık ister…

Çünkü, yirmi yıl önce yazdığın, yirmi yıl sonra da alnına dayanıverir… Kitap, makale, gazete köşe yazısı gibi araçlar kullanılırdı eskiden. Şimdi buna görsel medya ve internet de eklendi. Sosyal medya'yı saymıyorum. O öteki alana giriyor…İ

kincisi ise "Ajitasyon"dur… Konuşarak yapılır… Suya yazılan yazı gibidir. Bugün var, yarın yok… İşine gelmeyince, dediğini de inkâr eder, yoluna devam edersin. Bu alanda da karşıtının gündelik eylemlerini diline dolayarak, kitleleri tahrik eder, kendi peşine takılmalarının yolunu açmaya çalışırsın.

Tutarlılık gerekmez dedik ama uzun vadede, oluşturduğun algı seni bağlar. İnkâr da edersi ama kitlelerin gözünde güvenilirliğin zedelenir.

Ancak, burada bir avantaj da vardır ki okumayıp sadece kulaktan dolma lâflarla idare eden kitle, sürekli değişen bir kitledir. Yirmi sene evvelki gençlik ile sonraki gençlik, ayni insanlar olmadığı gibi, beklentileri de farklıdır.

Değişir… Ve UNUTUR… Tutarlılık olmasa da dediklerinde, her çağda ayni safsatalar için, toplumda bir memnuniyetsizler kitlesi bulmak sadece mümkün değil, şarttır da… Kıraat yıllarımızda öğrendiğimiz bir diğer ilke de şudur ki: "Ne söylersen söyle, diline neyi dolamış olursan ol, son tahlilde; kendi stratejik hedefine göre, stratejik politikan neyse, lâfı getir, ona bağlayarak bitir söylediğini, yazdığını… Hedef, olarak kendi hedefini göster… Ve bunu her gün yap!"

Sonradan buna bir de Gobbels'in ünlü "özdeyiş"i eklendi: "Yalan söyleyeceksin, küçük söyleme… İnanan çıkmaz…

Büyük yalan söyle ve her gün tekrar et ki duyanlar, 'bu kadar yalan da olmaz ki kardeşim' diyerek, sana inansınlar." Dün üniversitede konuşurken, akademisyen bir arkadaşım; belli ki hiç siyasetle ilgilenmemiş, birşey de okumamış, hayretle bana bir şey sordu:

" Yahu hoca, saatler söz konusu olur; bir bakarım aşağı yukarı aynı kırk elli kişi, tozu dumana katar… Kuraklık olur… Gene bu aynı kırk elli kişi… Yağmur yağar sel basar, gene aynıları… Su gelir, bunlar… Elektrik gelecek olur, bunlar… Kıbrıs Sorunu tartışılır, aynıları… Orman yangını çıkar, aynı… Av yasaklansın, gene bu hazirun takımı… Hükümet bunalımı olur, toplumsal cinsiyet eşitsizliği söz konusu olur, trafik kazası olur… Hep aynı insanlar!

'Yollar kötü' derler, hükmet yol yapmaya girişip, parayı Ankara'dan istese de karşı çıkarlar; vergi koyup yerel kaynak yaratmaya kalksa da! Ama yolu istemeye de devam ederler… Nasıl? Olur mu bu?"

Bol bile gelir hocam! Ajitasyon yapıyorlar… Asıl böyle olur… Neo liberallere kulak asarak, "zamanı geçti" zanneyleyip, boş vermeseydin de rahmetli Denktaş gibi iki satır da Lenin okusaydın; meselâ Ne Yapmalı, görürdün ki esas hareket hattı zaten budur. Ha ama ortada Propaganda yok!

Çünkü o iş biraz or…Yazma ister, çizme ister… Argüman ister düşünce ister… Savunulacak bir felsefe ister… Zor iş… Şimdilik "o kalsın" denmiştir herhalde…

Geriye bir kalır "gizli gündem" de var mı? Onu anlamak da senin ferasetine kalmıştır hocam!

Aç gözünü, uyandır canını…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.