Çare biad etmek midir?

loading
6 Haziran, Cumartesi
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Çare biad etmek midir?

Bir, 'kaos' durumunda yaşıyoruz.

Adi suçlardaki artış, bir yana… Sömestr tatiline geliyoruz, okullar henüz doğru dürüst açılmadı. Sendikalar, her gün bir başka grev sebebi buluyorlar. Hayat paydos!

Beyaz kadın ticareti, uyuşturucu trafiği, kumarhaneler, nerdeyse memleketin ana ekonomik faaliyeti halindedir. Doruğa çıkan iç borç! Öte yandan, vatandaş, vergileri, sigorta, ihtiyat sandığı primlerini kredi kartı ve diğer borçlarını, trafik cezalarını ödemiyor. Veya, ödeyemiyor… Reel sektör can çekişiyor, her şey onlara göre düzenleniyor ama bankaların bile durumlarının çok iç açıcı olmadığı kulaklara fısıldanıyor. Kimse borcunu, kirasını ödemiyor, ödeyemiyor! Dahası, sistem tıkandığından, vergisini, borcunu, kirasını ödemeyenin başına bir şey gelmesi de mümkün değil! Atatürk Stadı'nı hapishane yapsanız, yetmeyecek çünkü…

Toplum mu çözülüyor? Yönetilenler, eskiden yaşadığı gibi yaşamayı artık istemiyor. Yönetenler de eskiden yönettikleri gibi yönetemiyorlar. Eskiden buna "devrim durumu" derdik… Ama o "devrimi" gerçekleştirecek örgütlü bir toplum ve politik liderlik olmadan, devrim falan da olmaz!

"Böyle devam et!" Cevap: "Edemiyorum!"… "Peki kartları baştan dağıt!" El cevap: "Gücüm yok, onu da yapamıyorum. Peki, ne yapalım?

Bu duruma karşı, bir söylem gelişti: "Tek yol çözüm… AB bizim sorunlarımızı çözer…"

Çözüm'e taraftarım… Ancak, kendi kafanızı bir "tek yol"a endekslerseniz, o olana kadar yan gelir yatar ya bu hale gelirsiniz; ya da o da olmazsa, sudan çıkmış balığa dönersiniz… Annan Planı reddedilince, bu hali, içinde yaşayarak, görmüştüm!

Öteden beri, "Tek yol" diye önerilen her şeye, kuşku ile bakarım! "Tek yol devrim" söylemine de hayatımın hiçbir döneminde ilgi duymadım, örneğin! Devrim'e inanmadığımdan değil. İnsanın beynini, bu çeşit kelepçelerle çerçeveleyip, düşünme alternatiflerini kısıtlamasına karşı olduğumdan. Şimdi, "biz adam olmayız, gelsin bizi başkası düzeltsin" dedikten sonra, bizim iki kuşak öncüllerimiz, Con Rifat'lar, Hakim Raif Bey'ler, Remzi Okan'lar, Fadıl Niyazi Korkut'lar, Necati Özkan'lar neden Britanya sömürgecilerine karşı o savaşları verip, "anti-British" diye damgalanıp, hayatları boyunca işkence çektiler, diye sormak lâzım! Zaten o gün için, dünyanın en büyük gücünün yönetiminde, "kanun ve nizam dairesinde" yönetilmiyor muyduk? Yoksa hakikaten de "Biz İngiliz'in adamı mı olmalıydık?" Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür ama, bunu savunanlar da vardı: Britanya'nın kulu olan, Sömürge Aydınları…

İngiliz yönetiminde biz, "British citizen" değildik biliyor musunuz? "Vatandaş" İngiltere'de yaşayanlardı. Biz,"British subject" idik… Sömürgelerde yaşayanlara, böyle derlerdi: "Subject"… Diğer anlamı, "konu"… Ben size diyeyim: "Nesne"… Ne oyunun bir hükmü var, ne fikrinin… Sömürgecinin adamı olduğun oranda, "adam" yerine konulursun, "Sir" bile olursun, işine yaramıyorsan, zaten insan bile değilsin ama bir de aykırı fikrin varsa, örneğin Hakim Rauf Bey gibi "Sana OBE Nişanı vereceğiz ama fes giyerek gel törene" dendiğinde, " Hadi oyanı! Nişanınızı da istemem…" diyecek cüretiniz varsa, önce "anti-British" sonra da "müfrid milliyetçi" ilân edilip, ananızdan emdiğiniz süt, burnunuzdan getirilirdi. Siz, "nesne" idiniz, "özne" olmaya kalkmak, ne haddinize idi?

Çözümden, yanayım… Kıbrıs'ta, barışın ebed müddet olmasını özlüyorum. Ancak, bu eğer "subject" olmak pahasına değildir!…

Yüz yıl sonra, bir daha Sömürge Aydını olmaya hiç niyetim, yok!

Halimizin çaresi, birilerine biad etmek değil; çözüm olsa da (ve hele asıl o zaman) olmasa da kendimize gelmektir. Yoksa, kimse sizin sorununuzu sizin adınıza çözmez… Kendi çıkarına bakar…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.