"TÜRKİYE'YE İLHAK OLALIM…"

loading
2 Haziran, Salı
£

8.49

7.56

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

"TÜRKİYE'YE İLHAK OLALIM…"

Uzun yıllar önce, Türkiyeli üst düzey bir memurla konuşuyorduk. Bana dediydi ki: " Bizim bu Kıbrıs Meselesi'ne karışmamamız icap ederdi. Mantık onu emreder! Çünkü dış politika, bir çıkarlar meselesidir. Ve biz, güneyimizde sorun istemiyoruz.

İstemememiz icap ederdi! Ama bu meselede, duygular öne geçmiştir. Biz, insiyaki olarak buraya çıktık…" Bu dostum, sonradan milletvekili olup, TBMM'ye girdi. Partisini de söylersem, kim olduğu meydana çıkar! Ayıp olur… Ancak, kesilikle sol bir parti deği… Bu kadarını söyleyim… Zaten TBMM'de sol parti yok!
Bu yanıtı, benim: "Burayı ilhak etmek gibi bir niyetiniz var mı?" diye, sormam üzerine vermişti…

" Burayı ilhak edip de ne yapalım? Bizde olmayan yer altı kaynaklarınız mı var? Ekonomik potansiyeliniz, Türkiye'ye bir Türkiye daha mı katar? Stratejik öneminizi herkese karşı bir koz olarak kullanıyorsunuz ama bu önem sizle kaim değil! Ve ayrıca, Kıbrıs'ın stratejik önemi, Basra/Aden hattının ötesi ile ilgili biri için değerlidir! Hint Okyanusu ve Pasifik ile ilgili bir hesabımız da yok, gücümüz de…

Örneğin Falkland Adaları da stratejik, Magellan Boğazı da… Ama bundan bize ne? Strateji, güçle doğru orantılıdır.

Yarın belirsiz bir gelecekte, belki inşallah o güce erişirim diye strateji hesabı yapılmaz" demiş, ve sonra o yukarıdaki cümleleri söylemişti.
Sonradan, biz de milletvekili olduk. Konuyla doğrudan ilgili insanlarla da konuştuk! Bazan dost, bazen resmi görevli olarak…
Türkiye'nin böyle bir politikası yoktur! Birinci elden, on defa işittik… Ama güneyinde ve bu kadar yakınında, kendisine düşman bir gücün egemenliğine de izin veremez! Bu da bizimle "kaim" değil… Hititler'den beri böyledir…

Anadolu'yu yöneten güç, buraya "bigâne" kalamaz. Ancak, onun için en iyisi, burada gürültüsüz, patırtısız, her ikide birde kendisi için sorun ve tehdit oluşturmayacak bir düzen ve yönetimin bulunmasıdır. "İnsiyaki" reaksiyonları, duygusal söylemler ve özlemleri bir yana bırakalım. O türden özlemleri olanlarımız, tabii ki vardır…

Her birimizin gönlünden neler geçiyor? Ancak, dış politikada uzun vadeli hesaplar mantıkla yapılıyor. Kendi imzası ile kurulmuş, BM üyesi bir devletin bir kısmını veya tümünü, bugünkü dünya konjonktüründe, ABD veya Rusya bile ilhak edemez! Kırım demeyin hemen! Orası zaten Yalta'da Roosvelt ve Churchill tarafından Rusya'ya bırakılmıştı… Mevcut düzen Yalta'da kurulmuş düzendir, unutmayalım… Dolayısıyla, yeni bir dünya savaşı çıkmaz; çıkarsa, Türkiye de galipler safında yer almaz; yetmedi, Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar da mağlûpların yanında yer almaz ve savaş sonrasında kurulacak masanın karşı tarafında oturmaz iseler, öyle bir şey mümkün değildir, olmaz…

Tabii yeni bir savaştan sonra, dünya üzerinde masa kuracak kadar insan, kalırsa… O bakımdan, burada bir anlaşma yapmak, dünya ulusları sofrasında bizim de oturabilmemiz için, nerede ise tek yoldur! Ancak, karşı taraf da bunun farkındadır diye anasının nikâhını bizden istemesinin gerekçesi de uydurulmuş olmaz. Sanki öyle bir mecburiyet varmış gibi davranmanın da izahı yoktur!

İki milliyetçilik çatışırken, kendinizinkine karşı çıkmak, eğer altı boş ise karşı tarafınkine teslim olmanıza da sebep olabilir. Unutmamalıyız ki ölçü; ne istediğinizdir! Eşitlik mi arıyorsunuz? Ayrıcalık mı? Ama bu her iki taraf için de geçerlidir Benim ölçüm bu… Her iki tarafa da… Kim eşitlik peşinde, kim bin türlü bahane ile ayrıcalık elde edip, zaman içinde karşısındakine egemen olmanın hesabını yapıyor? Bu sorunun cevabını vermeden, ne evet derim, ne de hayır…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.