ENOSİS referandumu

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

ENOSİS referandumu

Önce, Türkiye Dışişleri Bakanı yanlış söyledi! Sonra da bakanlık açıklamasında yanlış yazıldı! Ondan sonra da bizim medyada bile, bir takım nevzuhur eşhas, her konuda, kulaktan dolma birkaç lâkırdı ile ahkâm kesiyorlar ya? Bunu da yanlış konuşmaya başladılar: ENOSiS REFERANDUMU…

Yok öyle bir şey! Bu memleketin tarihinde, öyle bir referandum yapılmadı. Her konuda referandum yapılabilir ama Plebisit, bildiğim kadarıyla yalnız kendi kaderini belirlemek üzere yapılır.

Refrandum denilince, duyan da sanır ki herhangi bir otorite, belli bir seçim yasası ile sandıkları kurdu, Rum halkı da gidip, gizli oy açık sayım ilkesine uygun olarak oyunu verip sandığa attı da sonuç, ENOSİS çıktı… Normalde Plebisit de öyle yapılır ama bu öyle de yapılmadı… Bakın nasıl oldu?

Kıbrıslı Rumlar'ın bir halkoylaması ile kendi kaderlerini belirlemeleri talebi, ilk defa Mayıs 1948'de AKEL yayın organı Demokratis'te ortaya atmıştı. O zamanlar AKEL'in Kıbrıs politikası, "yığınsal demokratik yoldan, ENOSİS" idi…

"Oportünist" muhtariyet politikasını terkedip, "yığınsal demokratik eylem" yoluyla "devrimci" ENOSİS politikasını benimsediğini ilan ederek, AKEL'in başına geçen Papaionnaou, Eylül 1949'da faaliyete geçer. Kiliseye, BM'e ortak bir heyet gönderip, bir muhtıra verilmesini önerir. Papazlarla komünistelr! Ortak? Başpiskopos, öneriyi reddeder. O daha tutarlı imiş…

Papaionnou da ne yapsın? 23 Kasım 1949 günü, Birleşmiş Milletler'e tek başına bir muhtıra göndererek, "self-determinasyon" hakkının tanınmasını ister. Bunun ardından. AKEL militanları, söz konusu muhtırayı destekleyen bir imza kampanyasına girişirler.

ENOSİS kampanyasında, AKEL'in başı çekmeye başlamasından rahatsızlanan kilise, 5 Aralık 1949'da Kitium Pisko­posu Mihail Muskos başkanlığında Kilise Konseyi (Sen Sınod Meclisi),ni toplar. İngiliz yönetimine ültimatom niteliğinde bir karar açıklar: 15 Ocak gününe kadar, İngiliz Yönetimi bir referandum düzenlemez ise kilisenin düzenleyeceği bir halk oylaması yapılmasına karar verir. Ferasetine kurban olduğum AKEL de "Kilise bizim girişimimize katılarak, isteğimize uymuştur" diye bir açıklama yaparak, imza kampanyasını, durdurur. Yani "balligari" dediysek, yok da o kadar… 11 Aralık'ta Kıbrıs Türkleri, Ayasofya Meydanı'nda 15 bin kişilik bir miting yapar ve kendilerini yok saydıklarından, ne bu plebisiti ne de sonuçlarını tanımayacağını duyurur. Dr. Fazıl Küçük de sözcü tayin edilir. Vali, Kilisenin ültimatomunu, 17 Aralık'ta reddeder.

Plebisit, Kitium Piskoposu Muskos tarafından örgütlenir. 15 Ocak 1950 günü, ayin kısa kesilir. Sabah saat dokuzdan itibaren kilise çanları çalarak, on sekiz yaşından büyük herkes oy vermeye çağrılır. Adanın bütün kiliselerinde, Hristiyan halk, kilise avlularında açılan defterlere açık adını yazıp, imza atarak, "oy verir"! 4. Numaralı ENOSİS imzası, Ezekias Papaioannou'ya aittir. Oylama ertesi Pazar gününe kadar devam eder. "İstemem" demeye cüret etmek, "günah"tır tabii ki…

29 Ocak'ta yayınlanan bir kilise bildirisi ile oylamaya katılanların %96'sının, ENOSİS istedikleri ilan edilir.

AKEL gene meydana "hoplar"! Kiliseye ortak bir heyetle, sonuçları BM'ye götürmeyi teklif eder ve gene "Başka kapıya" yanıtını alır…

Kilise de ne yapsın? Kendi başına Plebisit sonuçlarını, İngiltere, Yunanistan, ve bazı BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerine, duyurur. AKEL boş mu duracak? İsteyenin bir yüzü demişler… Onlar da bir heyet oluşturup, Yunanistan, İngiltere ve Doğu Avrupa ülkelerini dolaşarak "Kıbrıs Halkının" self-determinasyon kararını duyurmaya girişir. ABD bunları memlekete sokmaz… Niyazi'nin son kitabında yazdığına göre, Yunanistan'da da bu imza dosyalarını teslim alacak bir tane "balligari" bulunmaz.

Plebisit'in başarılı düzenleyicisi Mihail Muskos, daha sonra Makarios III ünvanı ile başpiskopos ve ulusal önder olacaktır. Tabii Dr.Küçük de bu tarafta…

Beş sene sonra, bakarlar ki imza toplamanın bir faydası olmadı, Grivas'ı çağırıp, EOKA'yı kurarlar. İş gelir bugüne kadar dayanır.

ELAM'ın hatırlanmasını istediği, meclisin de onayladığı mesele budur. Ne kadar güvenimiz arttı anlatılamaz. Vallahi bunları hatırlayınca artık ben garanti, güvenlik falan da istememeyi düşünüyordum ki Markulli ile Çelebis, datsız datsız konuşunca çok canım sıkıldı… Akıncı'nın söylemi da çok betime gitti… N'oldu yani Anastasiyadi sana gızamaz? Ver Maraş'ı da adam güven duysun… Biz yeteri kadar duyuyoruz nasılsa…

Bazılarımız, "empati" mempati diyerek, her kimin elinde soyulmuş bir hıyar görse, tuzluğu kapıp peşine düşerken, bir kazaya da uğrayacak! Sektörcülere diyecek lâfım yok, ekmek parasıdır ama safları Allah saklasın…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.