Masaya dön Akıncı...

loading
29 Mayıs, Cuma
£

8.41

7.58

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Masaya dön Akıncı...

Annan Planı'nı tartıştığımız günlerdi… Serdar Denktaş'a yazdığım bir e mailde: "Ben kategorik olarak Kıbrıs'ta bir çözümden yanayım çünkü hem Kıbrıs sorununun irrasyonel olduğuna inanırım hem de bu kadar küçük bir adayı ikiye bölmenin, hem Kıbrıslı hem de komşu halklara zarar vereceğini düşünürüm" demiştim. Kopyası bilgisayarda duruyor! Belki de bir ara hepsini yayınlarım… Ancak bu son görüşme sürecinde fena halde huysuz bir tavır sergiledim. Çünkü, tarih bilgim, imzalanacak herhangi bir metnin ille de çözüm getireceğine inanmamı da engelliyor.

Kıbrıs sorununun nedeni, Helen ulusçuluğunun "Büyük Yunanistan" rüyasıdır. Hem genel olarak hem de adadaki Türk ulusçuluğu fikri, tarih içinde buna bir tepki olarak gelişmiş ve ondan çok daha gençtir. 1796'dan beri bilinen bir Helen ulusçuluğu vardır ama Türk ulusçuluğu, fikir olarak 1912'lerde duyulmuş, Anadolu'da 1922'den bizde ise 1930'dan sonra ön almıştır. 1903'te Yusuf Akçura'nın yazdığı Türk milliyetçiliğinin manifestosu sayılan "Üç Tarz-ı Siyaset" İstanbul'da yayınlanamadığından, Kahire'de çıkan Türk dergisinde yayınlanabilmiştir örneğin. Atatürk'ün en yakınında olanlardan Falih Rıfkı Atay, bu fikri 1915'te "duyduğunu" yazar, Zeytin Dağı'nda! "Tatarların uydurduğu bir bozkır lâkırdısı" saymış, ciddiye almamış önce…

1955'ten sonra, adada iki ulusçuluk çatışmaya durmuştur ama onun öncesinde olan da "Kıbrıs halkı"nın bağımsızlık kavgası değildir! 19. yy'ın başından beri büyük Yunanistan kurmaya çabalayan Kıbrıs'taki Helen ulusçularının, Kıbrıs'ı da o devlete eklemleme savaşıdır. Eğer iki halk arasında o güne kadar büyük bir çatışma yaşanmadıysa, sebebi, Kıbrıslı Türklerin örgütsüzlüğü, ekonomik ve sosyal zafiyetleri karşısında, Rum milliyetçilerin, bizi ciddiye alınacak bir topluluk olarak görmemeleridir. Meraklısına Grivas'ın anılarını tavsiye ederim, okusunlar… Niyazi Kızılyürek de son kitabında, Makarios'un da ada Türklerini ciddiye almak konusunda, 1955'te Grivas gibi düşündüğünü, 1958'den sonra da hayretler içinde kaldığını ne güzel anlatıyor. 1958'e kadar, İngiliz yönetimi de sadece Başpiskopos'u ciddiye alıyor, işin acısı Türkiye bile bizi ciddiye almıyordu! Zaten bundan dolayıdır ki AKEL bile bize, kurtuluş diye ENOSİS'e katkıda bulunmayı tavsiye edebilmiştir, 1957 kurultay kararlarında… Yani Kıbrıs'ta Türk milliyetçiliğinin tarihi, etkinliği söz konusu olduğunda, çok yenidir.

Bu bakımdan, eğer Kıbrıs'ta "ulus ötesi" bir devlet kuracak isek, dikkat edilmesi gereken tehlike, sadece Türk milliyetçileri değildir. Onlardan önce ve daha büyük bir dikkatle, milliyetçi duyguları adeta kromozomlarına sokmuş bulunan komşularımızın milliyetçi ön yargıları da hesaba katılmalıdır. Ki 1796'dan beri, bir veri olarak, ortadadır. Unutmamalıyız ki 20. yy ortalarında, Kilise'ye göre Hristiyan olmanın ilk koşulu, adayı Yunanistan'a bağlamak üzere mücadeleye katkıda bulunmaktır.

Bu kafa değişmez ise bulunacak olan "çözüm" gene 1960'ta olduğu gibi, Kıbrıslı Rumların kendilerini "mağdur" görmelerine yol açar. Bize verilen hakları "fazla" sanır, "hakkının yenildiği" zehabına kapılır ve gene "yaşayamaz!"

Görüşmelerin kopmasına neden olan Kıbrıs Rum Meclisi'nin son "ENOSİS Plebisiti'ni okullarda resmen anma" kararının önemi, buradadır. Kimse, kimseden kendi tarihini reddetmesini, unutmasını isteyemez! İstemiyor da zaten… Bunca felâkete neden olan yanlış bir ülkünün, genç nesillerin beyninde kutsanma girişimine tepkidir bahsettiğimiz reaksiyon…

Bu sorunun irrasyonel olduğu ve bu kadar küçük bir adayı ikiye bölmenin kimseye yararı olmadığı konusundaki inancım, devam ediyor. Ama bulunması düşünülen "çözüm"ün yaşayabilir olduğunu görmeden evet dememe konusundaki inancım da aynı şiddette sürüyor. Neden iki ayrı milliyetçilik ise, asıl sorumlu olanı görmezden gelerek, sorun çözülmez! Milliyetçiliklerden biri galebe çalar… Niyet çözmek mi? İki milliyetçilikten birinin kazanmasına yardım mı etmek? Buna cevap verilmelidir… Türk milliyetçiliği ile uğraşılsın, amenna… Peki, Helen milliyetçiliği ne olacak? O taraftaki popülizm yüzünden kimse karşı çıkmıyorsa, o tenzih mi edilmiş olacak?

Akıncı, masaya dönmelidir! Ama ondan önce, karşıdaki kafanın değiştiğine emin olmalıdır… Papaza kızıp yağlı yemeye niyetimiz yok…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.