Birlik kavramı nereden geliyor?

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Birlik kavramı nereden geliyor?

AB'yi oluşturan ülkelerin, son elli/yüz yıl içinde işledikleri insanlık suçlarını yazınca, bazıları çok kızdı. Tarihsel gerçekleri "kör parmağım gözüne" inkâr edemeyince, bizi inkârcı olmakla suçlayandan tutun da " bunları yaptılar ama sor bakalım neden yaptılar" dan başlayıp, "sen bugün geldikleri duruma bak" diye zimni bir inkâr eylemine girişen arkadaşlar oldu!

Bir defa, "gelinen bir yer" yok! Hem "Avrupalı'yım" diye tafra atıp, hem de Avrupa tarihini bilmemek, "yaman bir çelişki"! Bugün söylenenler, 2. Dünya Savaşından sonra keşfedilmedi. 17.yy'ın ortasından beri, bunlar bir yandan bu lâfları, söyleyip; aynı zamanda da geçen gün yazdığımız barbarlıkları yapmaya devam ediyorlar. 1960'tan beri, boyunlarını büküp oturmalarının sebebi hidayete ermeleri değil, birbirlerini kırıp kurtulmak için ABD ve Rusya'ya muhtaç olunca, eski marifetlerini yapacak güçlerinin kalmamasıdır. İngiltere ile Fransa, ellerinden gelse ne yapacaklarını en son Süveyş'te gösterdilerdi. Almanya mı? Allah muhafaza! Her biti kanlandığında dünya savaşı çıkaran bir kültür…

Ortak kimlik, ortak hafıza ile kurulur. Günün birince hükmedip, "ben şuyum, buyum" demekle herhangi bir şey olamıyorsunuz… Bir kimlikten olabilmeniz için, sizden önceki kuşaklarınızın da ortak tarihi yaşayıp, o kimliği oluşturan ortak değerleri kültürel kromozomlarınıza işlemiş olması gerekir. Şimdilerde Memetik deniyor buna…

Bugünkü Avrupa kültürü, bütünüyle hristiyan mezhep savaşlarının ürünüdür. Bilseydik, anlayabilirdik... Fakat, özdeşleşemezsiniz! Çünkü, farklısınız… Üstünden bir de bilmeyince, "cıvınıp" durduğunuzla kalıyorsunuz…

Avrupa, bütün bir orta çağı hristiyan mezhepleri arasındaki savaşlarla geçirdi. En ünlüleri 30 Yıl Savaşları ve 100 Yıl Savaşlarıdır! Milyonlarca insan kestiler karşılıklı, mezhep kavgası ediyoruz, diyerek. Sadece Paris'te, sadece bir gecede, 1 milyon katolik katledildiği söylenir. St. Barthelemiu Gecesi, diye geçer… Tapınakçılar'I yaktılar, cayır cayır… Jan Dark'I yaktılar, siz ne diyorsunuz? Milli kahramanı… Homoseksüeller'I ateşe oturttular, Tanrıya karşı geliyorlar diye… (Şimdi günah çıkarıyorlar!)

Birkaç yüz yılda anladılar ki bu işin sonu yok! Çözüm aramaya başladılar… Bu sarmaldan çıkışın iki kilometer taşı vardır. Birincisi, İngilizler'in yaptığı, Westminister Kongresi'dir. 1 Temmuz 1643 tarihinde, Londra Westminster Manastırı'nda toplanmıştır. Yeryüzünde Hristiyanlık ilkelerinin anlaşılır hale gelmesini sağlamak için yapılan en titiz çalışma budur, deniyor. 121 halk önderi, 10 Lord, avamdan 20 üye ve oy vermemelerine karşın etkileri olan İskoçya'dan 8 temsilci katılmış, 5 yıl tartışıldıktan sonra, 1647 Westminster Bildirisi ile sonuçlanmıştır. Özetle, İngilizler kabul etmişlerdir ki Hristiyanlık sadece Katoliklik ve Protestanlık değildir. Bir de Kalvinizm vardır ve o da meşrudur. İnsan ile tanrı arasında bir de kilisenin egemenliği olamaz! Westminster İnanç Açıklaması, Katoliklik ve Protestanlığın arasını bulmak, Kalvinizm'i de "legal" bir hale sokmuş olmakla kalmaz, yalnızca Presbiteryen Kiliseleri'nin değil, nerdeyse bütün batı kiliselerinin rehberi haline gelir. Weber'in söylemi ile Protestan Ahlâkı'nın temelini oluşturur… Max Weber, "Tanrı'yı kilisenin elinden aldılar, insanın içine soktular" der bu durum için… İngiltere'deki mezhep kavgası, böyle bitti…

Ertesi yıl, kıta Avrupası da yüz yıldan beri süren mezhep savaşlarına son vermek için Almanya'nın Westfalya kentinde toplandı. Bu da günümüze gelişteki ikinci "mile stone" dur… Kutsal Roma İmparatorluğu, diğer Alman prensleri, İspanya, Fransa, İsveç ve Hollanda Cumhuriyeti temsilcileri, 24 Ekim ve 15 Mayıs 1648'de bir anlaşma imzalarlar. Fransa ve İspanya arasında 1659 yılında imzalanan Pyrenees Antlaşması'nı da bu antlaşmanın içine dahil edilir ve 100 Yıl Savaşları resmen biter. Mezhep kavgası son bulur.

Protestan ve Katolikler'in eşit haklara sahip olması ve Kalvinizm yasal olarak tanınması Westfalya'da karar altına alınmıştır. Alman eyalet yöneticileri de kendi bölgelerinde dini inançları ile ilgili gerekli kararları kendileri verecektir. Bulundukları bölgelerde kendi inançları çoğunluk olmayan mezhepler, kamusal alanlarda ve özel saatlerde kendi ibadetlerini alenen yapma özgürlüğü kazanmışlardır. Devletlerin egemenliği, Self Determinasyon, Devletler arası (yasal) eşitlik ve Bir devletin iç işlerine başka bir devletin karışmaması prensibleri Westfalya Barışı'nın kararlarıdır. Ancak, egemenlik birleşiktir ve en üstte Kutsal Roma Germen İmparatoru vardır. (Bugün isterseniz burayı Brüksel diye okuyun.)

Westfalya Barışı, tarihçiler tarafından modern çağın başlangıcı olarak gösterilir. Bu prensipler bugünkü uluslararası sistemde baskın uluslararası ilişkiler paradigmasını oluşturuyor ve Westfalya Sistemi diye anılıyor.

O gün bugündür, bunlar "birlik" için çırpınır. Birkaç defa kurdular da ama hiçbiri devamlı olmadı. Bu sonuncunun artık Orta Çağ değerlerini aşmış olması ve devamlı olması murat ediliyordu. Biz de onu murat ederek, destekledik! Oldu mu? Görmek lâzım… Sonra da biz kim olduğumuzu bilerek, değerlendirelim! "Oldum" demekle, olunmuyor… Atalarınız arasında engizisyon ateşinde kızartılan var mı? Zaten onlar "olduğunuzu" kabul etmezler, etmediler… Orthodoxları bile… Değil bizi… Çünkü bu durumun tarihsel paydaşları arasında bizim kültürümüz, yok…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.