Yeni Osmanlıcılık

loading
30 Mayıs, Cumartesi
£

8.43

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Yeni Osmanlıcılık

1992'den beri, hem makalelerimde, hem de kitaplarımda yazıp duruyorum: Ulus Devlet, konsepti, Osmanlı toprağına yabancı idi… Çünkü imparatorluğun hiçbir yerinde, hiçbir dili, dini, tarihi, kültürü, ortak gelecek tasavvurunu paylaşan topluluk, tek başına çoğunluk halinde yaşamıyordu. Zaten o düşünce de batı Avrupa'da şekillenmiş, aslında bölünmeyi değil; bütünleşmeyi öngören bir ideoloji idi… Almanya, İtalya ve Fransa'yı düşünün…

Ama Tanzimat ile beraber, hatta öncesinden ta Küçük Kaynarca Andlaşması'ndan mütevellit, o düşünce Osmanlı toplumuna girdi. Batının da kışkırtması ile ulus devletler ortaya çıktı. Ama nasıl? Büyük göçler ve kırımlar pahasına… Balkanlar'da 500 yıldır yaşayan Türkler, Anadolu'ya sürüldü… Anadolu'da tarihin başından beri yaşayan Rumlar, Yunanistan'a… Ermeniler, tebahur ettiler… Öteki azınlıkları bir yana bırakalım. Ama Bulgarlar ile Yunanlılar, Sırplar arasındaki kırımların tarihi de daha dün denecek bir geçmişte cereyan etti. Makedonya bir başka alemdir halâ, Bosna bir başka… Bulgaristan'da bitmeyen ve bitmeyecek olan Türkler sorunu da bambaşka… Çünkü Bulgaristan Prensliği ilan edildiğinde, bugün Bulgaristan dediğimiz arazide Türk nüfus, Bulgar nüfustan kalabalıktı. Daha doğuya geçmedim…

Arabistan'da ise "ulus" devletçikler, "uluslar"a göre şekillenmedi! Ya neye göre ortaya çıktılar? İngiltere ve Fransa'nın çıkar hesaplarına göre, cetvelle sınırlar çizilmek suretiyle! Çünkü ortada bir ulus yoktu… Ne Suriye'de, ne Irak'ta, ne Lübnan, Ürdün, Filistin ve Arap Yarımadasında… Arapça konuşanlar arasında bile ya mezhep farkları vardı, ya doğrudan din farkları ya da kabile aidiyetleri farklıydı. Ve Türkiye'ye kalan kısımda Araplar olduğu gibi oralarda da ciddi Türkmen kalabalıkları yaşıyordu. Halep'te, Lazkiye'de, Musul'da ve hele hele Kerkük'te… Kürtler'e de gelemedik henüz…

Ve şimdi yüz yıl sonra görülüyor ki o "ulus" devletçikler, "olmamış"! Suriye'nin, Lübnan'ın, Irak'ın, Yemen'in halleri ortada… Yok! Ne ulus var oralarda ne de ulus devlet… Osmanlı'nın tasfiyesi, "defolu" çıktı… Yüz sene geçti, bitmedi, devam ediyor… Etnik temizlik başarılamamışsa, sorun devam ediyor, bitmemiş… Osmanlı'nın mirasını çekiştirmekten, yüz yıldır bütün bu halklar bitap düştüler…

Kıbrıs'ı da buna ekleyin…

Kuzey Irak'ı da ayni başlığın altına ilâve edin…

30 Ekim 1918 günü 1. Dünya Savaşı'nı bitiren Mondros Müyarekesi imzalanırkan, Osmanlı'nın güney sınırı, Lazkiye'nin hemen kuzeyinden başlatıp, Musul'un güneyine, oradan da İran sınırına uzanan bir hat idi… Anlaşmanın 16. Maddesi de bu sınırı kabul eder. Daha sonra petrol dolayısıyla, İngiliz bugünkü sınıra kadar yürür. Osmanlı Sevr'de buna ses çıkaramaz ama isyan çıkar, Mustafa Kemal Sevr'i tanımadığını beyanla savaş çıkarır ve kazanır. Lozan'da da konferans bu meseleyi çözemez ve 1925'e kadar İngiltere ve Türkiye arasında çözülmesi için Milletler Cemiyeti'ne (zamanın BM'si) havale eder. 1926'da, İngiltere ve Türkiye kendi aralarında Ankara Anlaşması'nı imzalarlar. Bu anlaşmaya göre, "Irak devletinin toprak bütünlüğü devam ettiği müddetçe, Türkiye Musul Vilayeti'nin o devlette kalmasını", kabul eder. Karşılığında da İngiltere kabul eder ki her yıl Musul'un petrol gelirlerinin bir kısmı, Türkiye'ye ödenecektir! Yâni? Yânisi, oradaki egemenlik haklarının bir kısmının devam ettiği zımnen kabul edilir. O para da ödenir mi? Evet… General Kasım, darbe yapıp Kral Faysal'ı öldürüp Ruslar'ı Irak'a çekene kadar, ödenir… Sonra kesilir, ödenmez olur! Çünkü Türkiye'nin Ruslarla savaşacak gücü yok…

Şu anda Osmanlı'nın eski Musul Vilâyeti'nde, imparatorluğun her tarafında olduğu gibi yüz çeşit insan yaşıyor. Sünni Kürtler, Alevi Kürtler, Yezidi Kürtler; Sünni Türkmenler, Alevi Türkmenler; Sünni Araplar, Şii Araplar, Hristiyan Araplar; Yezidiler, Nusayriler, Asuriler v.s. Ekstradan, Barzani Kürtleri ile Talabani Kürtleri de Sünnidirler ama ayrı ayrıdırlar… Tarikatları farklı! Adama neden Molla Barzani deniyor? Dini liderdir de…

Şimdi, sadece Barzani taraftarı Kürtler'in yapacaklarını ileri sürdükleri referandum, "kendi kaderini tayin hakkı" mıdır? Değildir çünkü bırakın Türkiye'yi, Bağdat'ı; o bölgede yaşayan kendilerinden başka herkes de buna karşı olduğunu açıkladı. Bir kavramı sadece adı ile bilmek olmaz! O kavramı dünya siyasi literatürüne sokanlar, "çevresindeki halklara zarar vermemek koşulu ile" diye de bir şart eklemişlerdir. " Bir Avrupa savaşına neden olacaksa, varsın Polonya da bağımsız olmayıversin" lâfı da Lenin'e aittir. Bir bölgedeki bir aşiretten değil, imparatorluklar kurmuş bir ulustan söz ediyor…

Buna bir de "1926 Ankara anlaşması ihlal edildi, Irak'ın toprak bütünlüğü bozuldu, verin benim Musul Vilâyetimi geri" demesi muhtemel Ankara'yı da ekleyin ve denklemi çözün bakalım…

Bin yıl süren bir imparatorluk, yüz yılda tasfiye edilemiyormuş!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.