Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Anayasa'ları mahkeme mi yazar? Siyaset mi?

Kıbrıs adası "seçim" denilen meseleyi ilk ne zaman yaşadı? Biliyor musunuz?

Osmanlı döneminde…

Tanzimat'tan sonra…

İlk defa o zaman oluşturulan taşradaki yerel meclisler bâbında kurulan Meclis-i Cezire-i Kıbrıs'ta (Kıbrıs Adası'nın Meclisi, demektir) atanmış olan Evkaf Müdürü, Naip, Müftü ve Başpiskopos'un yanında, her iki "cemaat"ın da seçilmiş temsilcileri vardı. Ve "hayret bir şeydir abi" ama, bunların sayısı eşitti! Dört Müslüman, dört Hristiyan! Osmanlı zamanını konuşuyoruz… 1867 Meclis'inin bir listesi M. Haşim Altan'ın Belgelerle Kıbrıs Vakıflar Tarihi isimli kitabının 1. Cildinde var… (s. 240-242) Herkes, temsilcisini ayrı ayrı seçiyordu…

1891'de İngiliz yeni anayasa yapıp da Kavanin Meclisi'nde temsiliyeti eşitlikten çıkarıp, nüfus oranına bağlayınca, ada Türkleri isyan derecesinde itiraz ettiler çünkü o esnada "de jure" olarak bağlı bulunulan Osmanlı'nın diğer taşra vilayetlerinde temsiliyet, halâ eşitti… Ta ki muhteremler, hepsini de almaya kalkıp bütün Anadolu ve Pontus'u kafalarına giyene kadar… Tanzimattan sonra… Eşittiler…

Bizde İngiliz "eşitliği" bozdu… Ama temsiliyet, halâ herkesin kendi temsilcilerini seçtiği, ayrı ayrı seçimlerle sağlanmaktaydı. Bütün İngiliz döneminde de öyle oldu…

Geldik Kıbrıs Cumhuriyeti dönemine… Onun anaysasının ilgili maddelerini de dün yayınladık… Her "cemaat" (daha Osmanlı tanımını kullanıyoruz, "Halk" demeye dilimiz varmıyor! Onun sebebini de geçenlerde yazdım. Bkz. Terminoloji,başlıklı yazı) kendi temsilcilerini kendi seçecek, biri ötekine karışamaz, ortak liste olamaz. Madde 63…

Neden böyle bir düzenleme var? Onun sebeplerini de bir başka yazıda ele alacağım ama biz bu anayasa maddelerini hatırlatıp, " Henüz yürürlükte olan bu anayasaya rağmen, gidip AKEL'den aday çıkarsanız, bir daha 60 Anayasası lâfını ağzınıza almaya hakkınız yoktur" dedik ya? Niyazi Kızılyürek'in bazı müridleri, (aslında ona da bağlı değiller AB Muhibbi'dirler! Emperyalizm kendilerine para kaptıracak hevesi ile ham hayaller kuruyorlar) İbrahim Aziz Davası ile AB Müktesabatına atıf yaparak, hile-i şeriyye etmeye kalkışmaya girişti, dünden beri…

Birkaç noktaya dikkat çekmek lâzım:

İbrahim Aziz dostumuz, AKEL'in "iğvasına uyup" 1955'ten beri Rumlar arasında yaşıyor ama seçme ve seçilme hakkı yok! Dün aktardığımız anayasanın 3. Maddesine göre gelip, "ben bu cemaatten çıktım" diye Cemaat Meclisi başkanından izin isteyecek hali yoktu! Çünkü TMT "vatana ihanetten" peşinde idi, canını zor kurtarabildi! Yıllarca saklandı… O ayrı hikâye, zaten komünist olduğundan kiliseye biat etmesi de söz konusu değildi. Kaldı ki "Yahu etmeyin da ben de Türküm" dediği için, AKEL'den de dışlanmıştı. Yani anayasanın kendine verdiği hakları kullanıp da "Rum listesi"ne yazılarak seçme ve seçilme hakkını kullanacak durumu yoktu. Türk listesine de giremiyordu! Çünkü Türkler arasına da zaten gelemiyordu!

Şimdi: a) Bu durum ile Niyazi'nin durumu arasında ne gibi bir benzerlik var? Ki İbrahim Aziz Davası emsal olsun? Onun da mı peşinde birileri var? Kim? b) Bir mahkeme kararının bir başka yerdeki anayasayı değiştirdiği nerde görülmüş? Kıyaslanabilir mi? Kıyaslanacaksa o zaman ABD Colombia District Court'un 9 Ekim 2014 tarihli Tomazos Davası Kararı neden emsal olmuyor?O kararda da diyor ki: " Her ne kadar biz tanımasak da orada cumhurbaşkanı, başbakanı, meclisi ve mahkemeleri ve seçimleri ile demokratik bir devlet var…" Buyrun! Dora mana? O geçer da bu geçmez mi? Demek ki şimdi mahkeme kararı var, 60 Anayasası yürürlükten kalktı, iki ayrı devlet yürürlüğe mi girdi? Yoksa "O başka, bu başka" mı? ABD emperyalsit, Almanya, Belçika, Fransa falan filan komayın da "ulusal kurtuluş hareketleri", sosyalist! Bunlarınki sayılır, ABD'ninki sayılabilemez… Neçün? "Hoşumuza gitmedi… Versin fonları, onu da savunalım… Beleş olur?"

Kaldı ki hangi mahkeme 1839'dan 2019'a kadar 180 yıldır uygulanan bir geleneği iptal edebilir? Da anayasayı bırakayım da mahkemeye bakayım! Ve üstelik o davada Rum yönetimi de kendini savunurken bu benim ileri sürdüğüm anayasanın, ileri sürdüğüm maddelerini kullandıydı… "Bu hakkı veremiyoruz, çünkü anayasa engel!"

Ve nihayet, dikkatinizi çekerim: Kendi günahlarını ört bas etmek için Kıbrıs Sorunu'nu emperyalizm'in çıkardığını ileri sürmekte bir saniye duraksamayan AKEL, (oysa 1804'te biz burada vuruşurken daha dünyada emperyalizm yoktu) işine gelince de Avrupa Birliği Müktesebatı ve Avrupa Birliği Mahkeme kararlarına sığınarak politika yapacaksa, biz de soracağız:

"Siz kimin temsilcilerisiniz? Kıbrıs Rum halk ve iddia ettiğiniz gibi Kıbrıs Türk halkı'nın mı? Emperyalizmin mi?" Sizin racon, nalıncı keseri mi?

Anayasalar, mahkemelere bağlı değildir… Tam tersi doğrudur! Mahkemeler anayasalara bağlıdır…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.