Düşük faiz 3

loading
27 Mayıs, Çarşamba
£

8.25

7.40

$

6.78

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Düşük faiz 3

Yedi yıl önce, bu faiz konusuna "takıldığımda, 4 Temmuz 2012, günü bu köşede şunları yazmışım:

Bu para konulu yazılara başladığımın ilk günü, bir okurum mail box'uma bir mesaj atıp, beni kutlamış, "oysa para basmak, biraz mürekkep ve bir miktar da kâğıttan başka bir şey gerektirmiyor. Neden biz kendi paramızı basmıyoruz?" demişti…

Bu, çok genel bir yanılgıdır.

Türkiye Merkez Bankası'nın yarısı hazinenindir. Diğer ortaklarının kimler olduğunu,( dün yayınladım NB)… Ama yapısı itibarı ile Merkez Bankaları devlet değil, özel bankaların bir ortaklığıdır… Şimdi para nasıl basılır? Onu görelim…

"Diyelim ki devlet 1 milyar TL'lik para basmak istedi... Öyle kolay değil. Koca devlet baba aynı sizin gibi bir konumda. Borç verecek kurum aramaya başlar. Bu amaçla adına hazine bonosu veya devlet tahvili denen kâğıtlar üretir… Devlet tahvili denen şey işlevsel olarak borçlanma senedinden başka bir şey değil… Sonra o ülkedeki çeşitli düzenlemelere göre Merkez Bankası, diğer bankalar veya dış ülkeler bu kâğıtları belli faiz geliri elde etme karşılığı satın alırlar. Yani devlete bu faiz yüzdesiyle borç verirler. Devlet, borçlanabildiği miktardaki tahviller karşılığında Merkez Bankası'ndan para basmasını talep eder. Merkez Bankası da bu parayı…"yaratır". Devlet, borçlanma senedindeki 1 milyar tutarındaki paranın fiziksel karşılığını kâğıt para olarak basan Merkez Bankası'ndan alır ve kullanıma sokar. Sistemin en büyük problemi paranın borca dayalı olarak üretilmesidir. Yani bu sistemde borç eşittir paradır (borç=para)... Diğer bir deyişle devletin borcunun tamamını ödemesi piyasadan tüm parayı çekmesi demektir ki ekonominin çöküşü anlamına geleceğinden hiçbir devlet bunu yapamaz. Devlet borçlanma yoluyla Merkez Bankası'nın ürettiği kâğıt parayı temin etmekte ancak ödenecek faiz miktarı para, sistemde hiçbir şekilde üretilmemektedir. "

O 1 milyarı da vatandaş öder, faizini de… Vergileri ile… Keşke kâğıt ve mürekkep yetseydi…

Tırnak içindeki bölümler, Prof. Gültekin Çetiner'in ilgili makalesinden alınmıştır.

Şimdi birkaç ay öteye gidelim ve iddialarımızı açıklama bakımından bir diğer yazımıza bakalım:

26 Aralık 2012, Çarşamba bu köşede demişiz ki:

Merkez Bankası, 2012 yılı 3. Üç aylık Rapor'unu açıkladı. İsteyen www.kktcmerkezbankası.org adresinden açıp okusun.

Ekim ayı itibarıyla, KKTC'de Enflasyon Oranı %6.4 imiş!

İhracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre, %5.1 oranında azalmış! İthalat da aynı dönemde, %5.5 oranında gerilemiş! Yani… %5 oranında daha fakiriz geçen yıla göre…

Halk daha fakir ama her ne hal ve hikmetse, bu süre içinde ülkemizde 3 banka daha açılmış; bankacılık sektöründe çalışanlar da 168 kişi artmışmış… Bu rapora bakarsak… Bankacılık sektöründe artmayan değer yok! Mevduatlar arttı, tasarruflar arttı, krediler arttı, likidite oranı bile arttı… Eskiden 10 milyar mevduatımız var, derken; Likidite Oranı %20 idi… Yani asıl paramız, 2 milyar; gerisi kâğıt üstünde… Son üç ayda, bu oran da olmuş: %24!, 10.379.4 milyon TL'ye ulaştığı "varsayılan" Toplam Mevduat içinde, 2.3 milyar TL demektir!

Kullanılan krediler de artmış be insanlar! Son üç ay içinde, Tüketici Kredileri %22, İşletme Kredileri ise %14 artmış… Oysa bu dönem ekonomideki büyüme, sadece %3! Millet bankadan alıp yiyor, sonra da %30 bileşik faiz ödüyor… (Ya da) Ödeyemiyor, yiyor mazbatayı… Borç da gene duruyor…

2012 Eylül ayı itibarıyla, bankacılık sektörümüzün Toplam Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı, %156.99'muş ey kirayun-u kiram! Yani hepimizin toplam ürettiğimiz 100 Lira ise, sadece bankalar kendi başlarına 156 üretiyormuş, ey ihvanlar! Dünyaya şan olsun! Bütün bir millet işler, 100 Lira üretir, o yandan birkaç banka kendi başına 156 liralık "değer" üretiyor! Muş…

Bu, nasıl olur?

%6 Enflasyon olan memlekette, %30 faizle borç verir ve bunu her üç ayda konsolide ederseniz, dar bile gelir!

Bu memlekette faizler, hemen normal ülkelerin düzeyine indirilmelidir! AB'de yıllık %11'i aşanı, atıyorlar… Birkaç ay önce bu anlama gelen şeyler yazdığımda, birisi "Ne bankalar da batsın?" dediydi…

%30 faizi normale, %10'a çekersek, 200 bin kişi 100 kazanırken, 20 bankanın hadi 100 ortağı da 50 kazanmış olacaklar! Yirmi küsur banka, bütün bir milletin kazandığının yarısını kazanınca batar diyebilen varsa, beri gelsin! Bütün milletin kazandığının üç katını kazanması adalettir diyen de varsa söylesin, suretini görelim!

Düşük kredi maliyetiyle, yatırımların, üretimin, istihdamın artacağı da cabası!

Asıl böyle batar! ve batacak! Bu %30-Bileşik Faiz, Mutluluk Zinciri gibidir! Geri ödemeler tıkandığı anda, gümbür gümbür batar… 2002'de nasıl battı? Onun bunun mülkünü ele geçirse ne olacak? Kime satacak? Kim alabilecek? Yahudiler? Yoksa Rumlar? Yoksa kendi %11'in üstünde faizi yasaklamış olan AB?

DEMİŞİM TE O ZAMANDAN…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.