Düşük faiz 6

loading
14 Temmuz, Salı
£

8.62

7.79

$

6.86

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Düşük faiz 6

Bu şimdi size anlattıklarımızı, zamanın cumhurbaşkanına da anlattık. Dinledi dinledi, açtı zamanın Maliye Bakanı'na telefonu. O da kendine cevap verdi: " Sistem budur efendim… Bütün dünyada böyle!"

Değil bütün dünyada öyle!

5 Temmuz 2012 günü bu köşede anlatmışız… Demişiz ki:

"Dedik ki: Borca Dayalı Para Sistemi, doğrudan doğruya, nakit darlığının sebebidir.

Bu sistemi uygulamayı reddedip, kendi sistemi ile Güney Doğu Asya Krizini atlatan bir ülke var: Malezya…

20 Haziran 2000 tarihinde Kahire Üniversitesinde yaptığı konuşmada Başbakan Mahathir, demişti ki:

"… Baştaki şüphelere rağmen Malezya'nın bu kriz karşısında uyguladığı "kapital kontrol" metodunun sağlam ve isabetli olduğu görüldü. Aslında krizin başlangıcında bizler, IMF"nin bize önerdiği sıkı bütçe ve para politikalarını aynen uyguluyorduk. Ancak bu politikaların, krizi dindirmekten ziyade daha da arttırdığını gördük... Aslında, IMF ilgili ülkelerin yabancılara olan borçlarını tam ve düzenli olarak ödemesini garanti altına alacak çalışmalar ile daha fazla ilgilenmektedir…

IMF"nin temel prensibi anlaşma yaptıkları ülke ekonomilerini göçerterek yabancı sermayenin yerel ticarete hakim/sahip olmasını sağlamaktır. Özelleştirme de bu çerçevede desteklenmektedir.

Serbest piyasa, refahın adil bölüşümü ile ilgili herhangi bir şey önermez. Para kazanma hırsı ise, bu gibi düzenlemelerin yapılmasına mani olmaktadır… Dünyada var olan sermaye, toplam dünya ticaretinin 20 katı büyüklüğündedir. Kontrol edilmediği takdirde ülkeler üzerinde ne tür bir baskı oluşturacağı gayet açıktır. Bu sermaye, ülkelerin paraları üzerinde spekülasyon yapmaya başladığında, para ticareti yapanlar (paradan para kazananlar) zenginleşirken halk hızla fakirleşmekte ve ülkedeki sosyal ve siyasi düzen bozulmaktadır."( Doc. Dr. Mete Gündoğdu. Borca Dayalı Para Sistemi. s. 66-67)

Malezya"(da)… Hükümet IMF"yi devre dışı bırakarak Ringgit'i Dolara karşı sabitler. Spekülatörlerin elinden kurtarmak için de yurtdışındaki (özellikle Singapur"daki) Ringgitlerin bir ay içinde ülkeye getirilmesini ister. Aksi takdirde ülkeye Ringgit girişini yasaklar. Hükümet iç piyasaya, dış ticarette ihtiyaç duyacağı kadar dövizi kendisinin vereceğini taahhüt eder. Kısa vadeli spekülatif yatırımları da bir yıllığına dondurur. Bu uygulanan bir yıllık politika neticesinde öncelikle kimilerinin iddia ettiği gibi ülkeden büyük bir sermaye kaçışı olmaz. Piyasada likidite artar. Enflasyon kontrol edilebilir seviyelere çekilir. İç tüketim artar. Gelirler artar. Borsa yükselir. Tasarruflar artar.

Bunların yanında şirketlerin borçları resmi bir değerlendirme ve komite (Varlık Değerlendirme Şirketi ve Borçların Yeniden yapılandırılması Komitesi) marifetiyle tekrardan yapılandırılarak, onların rahat çalışmalarına fırsat verilir. Devlet Sermaye Fonu ile bankalar yeni finansmana kavuşturulur.

Tüm bunların neticesinde ülke ekonomisi istikrara kavuşur ve sağlıklı bir büyüme başlar." ( Doç. Mete Gündoğan age s.67)

Aktarmamın sebebi, başka yollar da olabileceğinin, hatırlatılmasından ibarettir.

2007 yılında, Kuala Lumpur'da bulundum… Dr. Mahathir, başbakanlıktan ayrılmıştı. Ama danışmanlarından birisi, Sayın Gönül Erönen'in Londra'dan sınıf arkadaşı olduğu için, onun sayesinde kendisi ile görüştüm… O zaman bana demişti ki: "Bu AB sevdasından vazgeçin… Sizi batırırlar… Gelin, bizimle iş birliği yapın…" İç çektim… "Ne yazık ki bizim petrolümüz, lâstiğimiz, tenekemiz, kahvemiz, tropikal meyve sularımız yok ki ihraç edelim" dedim… " Elektronik eşya ve bilgisayar ihracında da dünya dördüncüsüyüz, unuttun" dedi… "Akıldan başka sermayesi yoktur…" Kartvizitini zamanın üst düzeyine vermiştim davet ederiz diye! Hem davet etmediler, pişmiş aşa su mu katacaklardı? Hem de kartviziti "kaybettiler", adamla irtibatım koptu… Keşke Gönül Hanım gene lütfetse de bana adını olsun bildirse…

Şimdi ne kadar aklı-ı evvel varsa, "Hah" diyecekler, "İslam Bankacılığı'nı örnek gösterir."

Konuştuğum ve bana bunları anlatan Başbakanlık Danışmanı, Müslüman değildi! Hem Çinli, hem da üstünden sosyalist, inançsız bir adamdı…

O esnada Malezya'da en önemli elektronik şirketinin CEO'su da bir Kıbrıslı Türk'tü… O da "danışman"! Başbakana bu akılları fikirleri verenlerden biri de o…

Bizim akla ihtiyacımız yok!

Bak, yedik ortalığı… O bizden iyi mi bilir?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.