İlk tur:

loading
31 Mayıs, Pazar
£

8.42

7.57

$

6.82

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

İlk tur:

3 Haziran 1968'de Türk tarafını temsilen Rauf Denktaş, Rum tarafını temsilen de Glafkos Kliridis, "tarafsız" bir yerde, Beyrut'ta Toplumlararası Görüşmelere başladılar.

Glafkos Kliridis, görevi aldığı zaman Başpiskopos Makarios'a " Her iki tarafın da haklarını savunan yeni bir anayasa mı görüşeceğim, yoksa sizin 1963'te önerdiğiniz ve sonuçsuz kalan 13 maddeyi mi yaşama geçirmeye çalışacağım?" diye sorduğunu ve " Bir başla bakalım! Nereye kadar geldiğimizi göreceğiz" cevabını aldığını yazmıştır. (M.Druşotis. Kıbrıs ve Cunta s.93)

Türk tarafında ise Türkiye hükümetinin bir çözüm istediği, Kıbrıslı Türkler arasında ise başını Ahmet Mithat Berberoğlu'nun çektiği ve Denktaş'ın da desteğine sahip (!) bir ılımlılar grubu olduğu ama iplerin Türkiye derin devletinin elinde olduğu ve onların da çözüm istemediği iddia edilmektedir. Türkiye hükümeti açısından Denktaş'ın önemi "paşaları ikna etme yeteneğinden" dolayı imiş! (Richter age s.300)

Denktaş, Kıbrıs Türk tarafının bağımsız siyasi varlığına dokunulmadığı sürece, anayasanın bazı maddeleri hakkındaki Rum iddialarını dinlemeye hazır olduğunu söyledi. Yerel yönetimlerde, daha güçlü hak ve yetkiler verilirse, merkezi hükümetteki bazı yetkilerin sınırlandırılmasına da karşı çıkmayacağını belirtti. (Richter age s. 301)

Kliridis bunu hemen kabul etti çünkü bütün ileri demokrasilerde yerel özerkliğe karşılık, merkezi güç kuvvetlendirilmekte idi. (Günümüzde bu ilke, en demokratik modernizasyon uygulaması olduğu ileri sürülen AB'nin temel kuralıdır NB)

İkinci toplantı, Kıbrıs'ta Ledra Palas otelinde yapıldı. 24 Haziran… İki görüşmeci haftada iki görüşme ile kendi evlerinde görüşmeye devam etme kararlarını açıkladılar. 27 Haziran'da görüşmeye Türk semtinde Rauf Denktaş'ın evinde devam edildi. Denktaş, Temsilciler meclisinde Rum tarafının temsiliyetinin nüfus oranına göre düzenlenmesini ve bütçe konularında ayrı çoğunluk prensibinin devletin işleyişini engellemeyecek biçimde düzenlenmesini kabul etmeye, hazırdı. Devlet memurlarında oranın nüfus oranına göre düzenlenmesini kabul ediyor, birleşik adliye önerisini tartışılabilir buluyor ve ancak, Türk eğitim sisteminin devlet tarafından finanse edilmesini ve ayrı belediyeler önerisinden vaaz geçmek sureti ile oluşturulacak Bölge İnkişaf Encümenleri'nde ağırlığın, yerel halkın temsilcileri tarafından doldurulmasını öneriyordu. Yani bir bölgenin nüfusu Rum ise İnkişaf Encümeni Rumlar'dan, Türk ise Türkler'den ibaret olmalıydı. (Richter age s.301) Karma ise nüfus oranına göre, karma!

28 Haziran günü Kliridis Cumhurbaşkanı Makarios'u görüşmeler hakkında bilgilendirmeye gitti. Ona göre, Denktaş'ın önerileri hemen kabul edilmeliydi! (age s.302)

Makarios, o görüşte değildi! Böyle yükümlülük altına girerlerse bunun, devletin etnik temelde bölünmesi sonucunu doğuracağını düşünüyordu. Ağustos dolayısıyla görüşmelere ara verilince (İngiliz döneminden beri Kıbrıs'ta Ağustos ayı resmi tatil ayıdır. Bu adet Güney Kıbrıs'ta aynen devam etmektedir. NB) Rum tarafı görüşmelerin vardığı noktayı, gizlice Yunanistan'a bildirdi. Dış işleri Bakanı Pipinellis, tümünün aynen kabul edilmesini önerdi. Yunanistan Denktaş'ın önerilerini, kabul ediyordu.

28 Ağustos günü, görüşmeci Glafkos Kliridis, genel bir değerlendirme sundu. Bu değerlendirmeye göre Rauf Denktaş, 1963'te sunulan 13 anayasa değişikliği önerisinin bütün maddelerini ya kabul etmiş; ya da kabul edebileceği izlenimi vermişti. (Çünkü o esnada Kıbrıs Türk toplumu yaşanan ekonomik ve sosyal yıkımın sonucunda hayatiyetini sürdürebilmek için, süratle adadan göç ediyordu ve bir süre sonra Kıbrıs'ta sözünü ciddi biçimde geçirebilecek bir Türk toplumu da kalmayabilirdi. 12'ye Beş Kala isimli kitabında da belirttiği gibi Rauf Denktaş da Ankara'da geçirdiği üç buçuk yılın ardından, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale edebileceğine dair inancını kaybetmekteydi. NB)Sadece istediği, yerel yönetimlerde, fiziksel teması olan komşu Türk köylerinin birleştirilmesi ile oluşturulacak bölgelerde, yerel yönetimlerin birleşik Türk inkişaf encümenleri (belediye de değil! NB) tarafından sürdürülmesi idi. Bundan muradı, adada bir Helen ulus devleti ve onun içinde bir Türk azınlık değil; bir ortaklık olduğunun teyit edilmesi idi…

Kliridis, açıkça Denktaş'ın önerilerinin kabul edilmesi çağrısı yaptı. İki görüşmeci, anlaşmışlardı, ama!

Makarios, varılan anlaşmayı kabul etmeyi, reddetti! (Richter age 302/ N. Kızılyürek. G. Kliridis s.131)

Oysa Kıbrıs Sorunu, 1968 yaz aylarında, zaten bitmişti!

Richter, başpiskopos'un İngilizlerle sürdürdüğü görüşmelerde kullandığı kendince başarılı olduğu görüşme taktiğini sürdürmekte ısrar ettiğini düşünüyor. ( Richter age s.303)

Glafkos Kliridis ise cumhurbaşkanının kendisine hareket hattını anlatırken, çocukluğunda Cikko Manastırında çömez iken çevre köylülerle koyun alış verişi işinin sorumlusu olduğu dönemde öğrendiği bir taktiğe göre, siz en aklı başında önerileri bile reddederseniz, karşı tarafın daha da geri gittiğini öğrendiğini söylediğini, anlatıyor. ( N.Kızılyürek G. Kliridis s.131) Görüşme taktiği, koyun pazarlığı imiş! Tanımlama Kliridis'e aittir…

(devam edecek)

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.