General Kesserling gibi gülümsemekle olmuyor işte…

loading
7 Haziran, Pazar
£

8.57

7.64

$

6.77

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

General Kesserling gibi gülümsemekle olmuyor işte…

Felâket haberleri ile uyanıyoruz! Allah beterinden saklasın çünkü sığınacağımız başka bir makam, maalesef yok!

Alın İdlib’teki olayı:

Çok uzun bir zamandan beridir, (1993’te yayınlanan Kıbrıslı Türkler’in Tarihi 3.ciltten beri) iddia ediyor ve dikkati çekmeye çalışıyorum ki Orta Doğu’daki Osmanlı mirasının bölüşümü bitmedi, devam ediyor ve Kıbrıs Sorunu da bunun bir parçasıdır. Geçen akşam sıcak çatışmaya dönüşen Türk Kontrol Noktası’nın bombalanması ve gelişen olaylar, ne yazık ki bizi haklı çıkarıyor. İlk andaki haber kirliği esnasında meseleyi bir Türkiye / Rusya savaşı boyutunda göstermeye çalışan ve sanki bir Türk/Rus Savaşı’nda yenilen Recep Tayyip Erdoğan olacakmış diye adeta orgazm geçiren şaşkın ve ebleh sosyal medya trollerini bir yana bırakıyorum (Türkiye yargı sistemi bırakmamalı)… Suriye’deki bir savaş durumunun yansımasının, Kıbrıs’ta ne şekil alacağına dair hiçbir endişesi olmayan bizim eblehler ve şaşkınları da akıl ve izan sahibi olmaya davet ediyorum. Ve fakat akıl ve izana sahip olması için davet beklememesi gereken makamlar da ellerinde cep telefonları ile televizyonlarda sırıtaraktan boy göstermekle zaman geçirirlerse, insan dehşete kapılıyor!

“15 Temmuz gecesi ne halt ettik de saldırıp Girne’yi ele geçirmedik!” diye hayıflanan Rum milletvekilleri varken, böyle Türkiye’nin Rusya gibi bir dev ile bile savaşa girme ihtimalinin olduğu gece, Kıbrıs Türk Hükümeti’nin toplanma zahmetine bile katlanmamasını dehşetle karşılıyor ve protesto ediyorum. O bulunduğunuz makamların görevleri hakkında hiçbir fikriniz yok gibi görünüyor, istifa ediniz! Nisan’a kadar hayatta kalacağınız garanti midir de seçilme derdinde düştünüz?

***

Alın Koronavirüs salgınını:

Kıbrıs’ta Salgınlar ve Karantina Yöntemleri konulu bir makalem yayınlanmıştı. ( Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi-The Journal of International Social Research Cilt: 10 Sayı: 52 Volume: 10 Issue: 52

Ekim 2017 - Issn: 1307-9581- Doi Number: http://dx.doi.org/10.17719/jisr.2017.1896)  O makaleyi hadi herkesin okuması beklenemez… Üç hafta once bu sütunda da arka arkaya iki yazı ile uyardık:  Burası bir adadır ve ölümcül bir salgını ada içinde önlemek zordur. Nitekim geçmişte ada nüfusunun %75’inin öldüğü, Mağusa ehalisinin tümünün salgına kurban verildiği felâketler yaşanmıştır. Adaya gelmeden önlemini alalım, dedik! Önlem ne? Onu da yazdık: Allamelik etmeye gerek yok, Fasıl 260 diye, bir Karantina Yasamız var… Önce Osmanlı yapmış, sonra İngiliz tadil etmiş… KKTC Meclisi de onaylamış! Orda duruyor ve halen yürürlüktedir. Elinizdeki yasayı tatbik ediniz ki görevinizdir. Sağlık Bakanımız, saf köylü çocuğu gülüşü ile virüsleri de kafaya alabileceğini sanıyor anlaşılan! Sadece saf saf gülerek, ortalıkta dolaşıyor ve sadece lâf üretiyor. Önlem yok… Seyahat sınırlandırmasının, kumarhane ve üniversite sahiplerini kızdıracağını düşünüyor zaar… 260 sayılı yasa, sanki de bizim gibileri makale yazarken bulsun da okusun diye yapılmış, uygulanmak için değil! Osmanlı zamanı adaya gelen vali, İngiliz zamanı buraya gönderilen askeri birlik karantina’da yatıp süresini doldurmadan Kıbrıs’a giremezdi! WHO “Olağanüstü durum” ilan ediyor; KKTC hükümeti “Havastukarayanni”…

***

Derken hastane tutuştu, yandı… Bu satırların yazıldığı saate kadar gelen haberlerde iki de ölü verdiğimiz duyuruluyor. Hükümetin bakanları da ölü sayısını gazetecilere soruyorlarmış’ Haberleri yok!

Hastalar Yakın Doğu’ya taşınmış… Deniz Birinci sosyal medyadan soruyor: “Bu akşam hastalanan bir vatandaş, Yakın Doğuya da gidecek parası yoksa, anayasal hakkı olan devletin sağlık hizmetine nerde ulaşacak?” Cevap, yok! Tık yok…

Bakan, gülümsüyordur zahir! Bilse söyleyecek… Bilmiyor, gülümsüyor… Sanki da Fransa’yı kaybederken bile gülümsemesi eksik olmadığı için adı Smiling Albert’e çıkan General Kesserling mübarek…

Diyeceksiniz ki: Hastaneyi bakan mı yaktı?

Modern bir hastanede hasta yatağı başında gaz tüpü olmaz! Yangın tehlikesinden öte infilak tehlikesi de taşır. Onun için merkezi sistemden gelen gazların her hasta yatağı başında kendi vanası vardır,  kaza olacaksa hastane dışında olur, işi aksi giden biri olursa da yatağın başındaki vanayı kapatır, gaz akımını kesersiniz. Ne tutuşmaya ne alev almaya zamanı olmaz! Bizim hastanede bu sistem var mı? Var!!!

Neden çalışmıyor da hastanın başında oksijen tüpü var o zaman? Bozulmuştur… Torpille alınan ustalarımız ve mühendislerimiz tamir etmeyi bilmediklerinden edememişlerdir.

Kimdir bu işin sorumlusu? Kimin görevi ise yaptırtmak o!

Ali Pilli kardeşime de çok yükleniyorum, ötekiler de ondan farklı değil ama bu da hiç bilmiyor be arkadaş! Bir da geldi, başına belâ bir salgın buldu… Yönetmesi lâzım krizi…  Hiç şansı yok…

***

Yaşım daha genç olsa billahi gene göç edeceğim ve bu defa geri gelemeyeceğim bir yere gideceğim!

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.