Salgının bana öğrettiği…

loading
5 Haziran, Cuma
£

8.51

7.66

$

6.76

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Salgının bana öğrettiği…

Yazı kaleme alınırken, (03.04.2020 saat 17.40) yeni, yedi adet Korona (+) vakamız olduğu açıklanmaktaydı!

Şaşılacak bir şey yok! Çünkü ilk 14 günün fireleri, elbette bu hafta ortaya çıkacak… Bu bakımdan baktığımızda, şu ana kadar dört bulaşma kaynağından söz edebiliriz:

a) Alman turistler, (Karpazı “bulaş ettiler” otele kapatılmalarına rağmen. Bir de kapatılmasalardı? )

b) İngiltere’den gezmeden gelip, Gaziantep’de gezmeye giden, dönünce de her tanıdığı ile buluşup öpüşüp, piknikler, partiler düzenleyen, hasret gideren hazret ve

c) Lapta’da kimden bulaştığını söylememekte direnerek, akla ilginç ihtimaller getiren otelci ve

d ) İngiltere’den gelip anne babasını da bulaştıran genç…

Lapta ve Alsancak’ın da Karpaz gibi karantinaya alınması konuşuluyor ki yapılması gereken, budur… Karaoğlanoğlu ve Girne’yi de ekleyin…

Salamis Bay karantinaya alınırken, kârlarının düşeceği endişesi ile kem küm eden acentaları dinleseydik, bu gün İspanya’dan beter olurduk. İngiltere’den gelen çocuklarını hemen eve götürmeye kalkanları da unutmadım.

Bütün bu çerçevede, durumun hiç de “vahim” olmadığını söyleyebilirim! Buna “kontrol altında bir durum” denilir çünkü kaynaklar belli… Allah korusun siz, asıl ortaya çıkan vakaların kaynakları tespit edilemezse, ondan korkun!

Ve fakat bu tespit, bize de durumun kontrolden çıkabileceği ihtimalinin bulunmadığı anlamında ele alınmamalıdır. 10 Mart tarihinden beri bugün sabah ilk defa evden çıktım, eczaneye gidip bitmiş bulunan kalp ve tansiyon ilaçlarımı aldım, geldim… Eve yarım kilometre yok ve eczacı kızımız, nefis önlemler almış eczanesinde, sağ olsun… Ama sokaklar, araba dolu… Bir de zenci öğrenci gördüm, şort bacağında “beribado” ediyor… Amaçsız! Sokakta dolaşıyor…

Irkçı falan değilim… Zenci düşmanı hiç değilim… Ama misafir bulunduğu bir ülkenin halkının sağlığı için aldığı önlemlere saygı göstermeyen, rengi ne olursa olsun, sınır dışı edilmelidir! Gönderilene kadar da “içerde” kalmalıdır!

Her duyduğunun, kendine yontabileceğinin yarısını anlayan bizim sokaklarda dolanan ayvazlara da anlatılmalıdır ki “Bu salgında bu güne kadar ölenlerin, %70’i yaşlılardır evet… Ölen 50 bin kişinin 35 bini yaşlıdır ama 15 bin de genç öldü bre hey zekâsı, kedi ile yarışan mahlûk!” Tıbbî istatistik okumayı bilmiyorsun diye ölmeyeceğini sanma! Piyangonun sana çıkmayacağını ne biliyorsun? Anlamlandıramadığın rakamlara güvenme… Ve kaldı ki bu süreç devam ederse sizin sayenizde de rakamlar büyür, oranların ne şekil alacağını da hiç düşündünüz mü? Virüs ile kontrat mı yaptın?

Uzun zamandan beri farkında olduğumuz ama anlamlandırmakta güçlük çektiğimiz bir durumu da bu süreçte, kavradım! Biz gençliğimizi toplumcu bir zihniyet içinde yaşadığımız için, “Zaman değişti, şimdi moda liberalizm bu bireycilik de ondan kaynaklanıyor” sanırdık hele şimdi sarpa sarmış bulunan EU söylemleri ile birlikte de arttıkça! Oysa değilmiş; çünkü bu günlerden sonra devam edemeyeceği çok belli olan Avrupalılık (çünkü belki de hiç duymadınız ama bu üçüncü Avrupa Birliği denemesidir ve ilk ikisi Allah korusun savaşla sonuçlanmıştır) toplumu bir kurallar manzumesi içinde yaşatmanın alâyülalâsıdır… Tabii kendi kuralları…

Bu bizimkiler ise özgürlük kavramını, kurallara uymamak şeklinde algılıyorlar… Hiçbir kurala! Ne hukuksal, ne toplumsal, ne dini, ne düşünsel, ne de ahlaki… Hiçbir manevi değerleri, yok! Buna benzer bir siyasi düşünce tarzı vardır, olmasına: Anarşizm…

Ama bunlar anarşistlerin kıçını öpsünler, bir de üstünden ‘vicdani ret’çidirler… Yani keyfinin her istediğini yapmaktan ibaret sandığı özgürlüğünü korumak üzere eline silah alacak bronzosu da yok, katiyen…

Ossat, sosyalist oluveriyor! Babasından Mercedes araba isterken de kapitalisttir…

Köpeciği gezdirirken hayvan severdir de “bütün ihtiyarlar ölsün, bana ne?” derken da faşist, Hitlerci…

“Badibildingg” yaparken Avrupalıdır, komayın ama bubasının aldığı arabayı sokağın karşısındaki park yerine bırakmaya zahmet etmeyip, “fitnısss” dükkânının önüne bırakarak koca bir mahallenin yolunu tıkarken de Tailban’dan beterdir…

Ne Anarşizmi?

Bunlar hiçbir şey değil… Haksızca iyi para kazandığından nasıl harcayacağını bilemeyen bazı paralı ailelerin, yetiştirilememiş çocuklarıdırlar. Bu bakımdan, giydikleri, sürdükleri, yediklerine bakmadan bunlar, Lümpendirler…

Ayak takımı ama paralı… Daha tehlikeli…

Bu salgının bana bu faydası oldu… Evde oturup düşünmeye fırsat buldum…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.