Osmanlı'yı iki yüz yılda, tasfiye edemediler…

loading
27 Ekim, Salı
£

10.67

9.66

$

8.17

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Osmanlı’yı iki yüz yılda, tasfiye edemediler…

Son kitabımın arka kapağında, beni tanıtan bir yazı var. Editör demiş ki: “ Beratlı Osmanlı’nın tasfiye sürecinin sürdüğünü, Kıbrıs Sorunu’nun da bunun bir parçası olduğunu iddia ediyor.”! Aynen o fikirdeyim. Doğu Akdeniz gerginliği de hakeza… Suriye de… Irak da… Filistin meselesi de… Kürt Sorunu da… Suudi Arabistan’ın Türkiye düşmanlığı da… Ege Sorunu da… Libya Meselesi de…

Türkiye 1912’de neyle uğraşıyorsa, bugün de ayni şeyle uğraşıyor.

1912’deki İkinci İttihat ve Terakki Parti Kongresi’ne Kolağası Mustafa Kemal Bey, nerenin delegesi olarak katılmıştır? Trablusgarp Delegesi! Çünkü 1911’den beri, orada görevli idi… İtalyan işgalinden önce de ordaydı… Nutuk’da bahsettiği ve “asla izin vermeyeceğiz” dediği, Mezopotamya ile Kilikya arasındaki o “Tampon d’etat” neresi oluyor? 1918’de ordu komutanlığından alınmasına neden olan o İskenderun’a birkaç “İngiliz askeri” çıkarma girişimine kalkışan Fransız gemilerine niçin top ateşi açtırmıştı, bu adam? Sadrazama da “ Bunlar Musul ile Akdeniz arasında, Suriye’nin kuzeyinde bir koridor devletçik kurmaya kalkacaklar, asla izin vermem” deyip, görevden alındı, ordusuz kaldı! Bu adamın aklından zoru mu vardı? Yoksa yüz yıllık meseleleri görebilecek kadar aklı, izanı ve zekâsı mı?

Bugün konuşulanlara bakın, anlarsınız…

Sevr’i geçelim yerimiz yetmez; gelelim Batı Anadolu’ya… Bugün pek konuşmuyoruz ama o dönemde o kıyıda 3 milyon dolayında Rum yaşamaktaydı. Sefil Yunanistan da onları bahane edip, savaşa son anda katılmış olmanın cüretiyle, ( son anda katıldı çünkü kralı Alman’dı… Almanya imparatoru 2. Wilhelm’in de teyze oğlu…) İyonya’ya el koymaya kalktı. İyonya Cumhuriyeti bile kurdu! Başkenti İzmir… Vakta ki Ali Fuat Paşa Geyve Boğazı’nı ele geçirip, Kuvayi Milliye birlikleri Beykoz sırtlarında göründü; elçiliği konutu, karşı kıyıda Tarabya’da olan İngiltere heyheylendi… Kendi askeri de yok!  Yunan’a “ Bütün Batı Anadolu’yu İzmit Körfezi’ni falan, işgal etme” emri verdi ki Boğaz ile Kuvva arasında irtibat kesilsin. Yunan da Anadolu Rumları’nı da askere alıp, denileni yaptı… Adam Osmanlı vatandaşı ama Yunan askeri!

Burada bir parantez açıp anlatalım ki 19.yy’da Avrupa’da en moda politika, “Türkler’i Avrupa’dan kovup, Asya’ya sürme” politikasıydı… 1. Enternasyonal’in bu konuda anlı şanlı kararları var! Bir tek Karl Marx buna karşıydı! Doğu Sorunu denilen kitabında anlatır… Zaten Doğu Sorunu dedikleri şey de doğrudan doğruya Osmanlı’yı parçalayıp, paylaşma sorunu idi… Uzatmayalım…

Tabii önce Sakarya’da, sonra da Afyon’da Yunan ordusunun onca avadanlığı kafasına geçirilip de birkaç günde İzmir’e girilince, önce Yunanlılar ama asıl Rumlar tabanları yağladılar çünkü Osmanlı vatandaşı adam üzerinde Yunan üniforması ile yakalanınca, kendisine esir değil; asi muamelesi yapılıyordu. Böylece, Ege bölgesindeki o 3 milyon Rum, hele Venizelos da “Nüfus mübadelesi yapalım” teklifi ile gelip de kabul görünce karşı adalara geçtiler. Mustafa Kemal Paşa da o esnada İstanbul’u kurtarmakla meşgul olup, ordusu da zaten ada harekâtı yapamayacak kadar yorgun ve dağılmış olduğundan, adalara devam etmedi… Venizelos da kendisini Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Bu baldırı çıplakların “Kemal bizi sürdü” dedikleri mesele de budur. Teklif, Yunanistan’dan gelmiştir…

Lozan’da İzmir’i, Aydın’ı, Eskişehir’i, Bursayı, Edirne’yi ve İstanbul’u kurtarmış olmanın telaşı ile TBMM Heyeti, 16. Maddede, Kıt’a Anadolu’nun dışındaki adalar konusunda bir iddiası bulunmadığını kabul etti. “ Kıt’ayı kurtardık, birkaç adanın hükmü yok” denilmiştir, herhalde…

Ve şimdi yüz yıl sonra, görülüyor ki meğer, 19.yy’daki “Türkleri geri Asya’ya sürme” politikası,  unutulmamış, “uygun zamana “ ertelenmiş… Yunanistan denilen uçan kuşa borçlu devlet, bırakın Ege’yi bu defa Akdeniz’e de el koyup, “780 bin km kare yüz ölçümü olan kıtanın kıta sahanlığı yok, ama 10 km kare yüzölçümü olan adanın, 50 bin km kare kıta sahanlığı var” demekte! Ve arkasında gene Fransızlar ile (bu defa İngiliz sotada) Almanlar… ABD de “peşkirci”! (Yüz sene önce de aynen böyleydi.)

Gırgır dergisinde rahmetli Oğuz Aral bir tip çizerdi: Barış Niyazi… (Bizim Kızılyürek ile sadece isim benzerliği var, karıştırmayalım) Bir kafasına tokmakla vuruyor, o sevgi pıtırcığı nutuklar ata ata sopayı yemekte! Başı gözü kanlar içinde…

Bu tiplerin Türkiye versiyonları, son günlerde artık halkın tepkisinden korkup, eveleyip gevelemeye başladılar ama bizdekilerin akılları daha başlarına gelmedi, elli yıllık ezberlerle devam ediyorlar. Olup bitenin geçmişini bir hatırlatmak lâzım…

Dün ortaya çıkmadı bu meseleler yüz elli yıldan beri varlar… Bunlara karşı yalnız milliyetçiler de savaşmadı, üstelik… Kuvvayı Seyyare’yi, Yeşil Ordu’yu, Halk İştirakiyun Fırkasını da duymadıysanız, öğrenin… İşgal altındaki İstanbul’daki Tersane Grevini, Tramvay Grevini falan… Yusuf Akçura’yı, Mirseyit Sultan Galiev’i filan… Kendisi Bolşevik Partisi MK üyesi idi… Solcu olmakla ahmak olmayı birbirine karıştırmamak lâzım…

Ha “bunlardan bize ne?” diyebilecek olan AB müntesibi solcu geçinen emperyalizm ajanları da türedi son zamanlarda… Ödeneklisi var, Avrupa’da sarışın kadınlar kendini bekler sanan eblehi var… Bütün bunlar oluyorken, sen de Osmanlı vatandaşı idin, be hey ayvaz! Kendinin gönlün olmasa da halâ da ondan başka seni kabul eden yok… A ayvaz…

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.