KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Niçin, nasıl ve hangi şartlarda federasyon?

Yayın Tarihi: 22/10/20 07:00
okuma süresi: 8 dak.
A- A A+

Neden federasyon yanlısı olduğumu anlatırken, sık sık “sahip olduğum dünya görüşü dolayısıyla” diyorum. Zamanında ciddi ciddi sosyalist olanlar, oturur her konuyu araştırır ve kendilerine bir hareket hattı oluştururlardı.

Bu bakımdan bilinmelidir ki sosyalistler, aslında bazı istisnalar hariç tutulursa, merkezi devletten yanadırlar. O istisna da ulusal sorun yaşanan ülkelerdir.

“Engels de tıpkı Marx gibi, proletarya ve proleter devrim açısından, demokratik merkeziyetçiliği, bir ve bölünmez cumhuriyeti savunur. Federatif cumhuriyeti, ya bir istisna ve gelişmeye engel olarak, ya da monarşiden merkezileştirilmiş cumhuriyete bir geçiş olarak, ama bazı koşullarda bir ilerleme olarak düşünür. Ve bu özel koşullar arasında, ulusal soruna ilk planda yer verir...”  (Lenin - Devlet ve İhtilâl)

Neymiş? Eğer bir memlekette ulusal bir çatışma varsa, orada federasyon, ilerici bir devlet şekliymiş!

Nasıl olurmuş bu federasyon?

“Federal bir devleti, bütün halindeki devletten, iki nokta ayırt eder; birincisi, federasyonun üyesi olan her devletin, her kantonun kendi medeni hukukuna ve ceza yasasına sahip bulunması; ikincisi, halkın meclisi yanında, her kantonun büyük olsun, küçük olsun, oyunu kullanabileceği bir devletler temsilcileri meclisinin, bulunmasıdır.” (Engels’in Erfurt Programı’na yazdığı eleştiriden) İçişlerinde bağımsız, diğer meselelerde eşit ortak!

Peki bu nasıl kurulurmuş?

“Ezen ülkelerin işçilerinin enternasyonalist eğitimi, zorunlu olarak, her şeyden önce ezilen ülkelerin özgürlüğü ve ayrılması ilkesinin savunmasını içermelidir. Yoksa ortada enternasyonalizm diye bir şey kalmaz. Bu propagandayı yapmayan ezen bir ulusun sosyal demokratını, emperyalist ve alçak saymak, hakkımız ve görevimizdir... (Lenin - Ulusların Kaderini Tayin Hakkı)

Öyle mi? Öyle… Buyrun bu da AKEL’in 80. Yıl Tezleri’nden:

45. AKEL, Kıbrıs sorununun, Birleşmiş Milletler çerçevesinde, BM kararları ile 1977 ve 1979 Yüksek Düzey Anlaşmaları temelinde barışçıl çözümü için mücadele etmektedir. Çözüm, Türk işgal ordularının ve yerleşiklerin adadan ayrılmasını öngörmelidir. Hiçbir yabancı ülkeye tek yanlı müdahale hakkı vermeksizin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin birliğini, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini yeniden sağlamalıdır. Göçmenlerin evlerine ve varlıklarına geri dönme hakkı dahil olmak üzere, bütün Kıbrıslıların insan haklarını ve temel özgürlüklerini sağlamalı ve güvence altına almalıdır. AKEL, Birleşmiş Milletler kararlarında belirlendiği gibi, federasyon çerçevesinde iki toplumun siyasi eşitliğini tutarlı bir şekilde desteklemektedir. (akel.org.cy)

Beğendiniz mi? Yemeyin de yanında yatın… ELAM’ın çözüm önerisinden ne farkı var?

Ve fakat Lenin, -ki bu meseleye en çok kafa yoran sosyalist düşünürdür- “küçük halklar" için de şöyle der:

“... Bunun karşıtı olarak, küçük bir ulusun sosyal demokratı, ajitasyonunun ağırlık merkezini, bizim genel formülümüzün son sözcüğü üzerine getirmelidir: Ulusların “serbestçe kabullendiği birlik.”

Güzel ama bunu anlamından soyutlayıp, “ulusal kimlik önemsizdir. Sınıfsal birlik ile ortak karar alsak da olur”a getiren eblehler olursa, ki sürüsüne bereket, ona ne der?

"Polonyalı yoldaşlarımız, ulusların kendi kaderlerini tayin yerine ortaklaşa tayin iddiasını o kadar beğeniyorlar ki... Bütün gericiler ve burjuvalar, belirli bir devletin sınırları içinde zorla tuttukları uluslara, ortak bir parlamentoda, kaderlerini ‘ortaklaşa tayin etme’ hakkını, tanırlar. Wilhelm II de Belçikalılar’a, Alman İmparatorluğu’nun kaderini, bir ortaklaşa Alman parlamentosunda ‘ortaklaşa tayin etme’ hakkını tanıyor... Eğer bu (tavır NB) bu kadar yürekler acısı olmasaydı, gülünç olabilirdi!” (age)

Yani “büyük” halkın “devrimcileri” küçük halka karşı o aşağılık emperyalizm ajanı tavrını gösterirler ve  kendi genel sekreterlerine “AKEL ki ilk manifestosunda ENOSİS vardı ve açıkca savunuluyordu... AKEL’le ilgili bütün metinlerde ENOSİS’e rastlarsınız... Ezegias, ‘ENOSİS, yalnız ENOSİS; başka bir şey istemiyoruz’ derdi demeçlerinde. Dedirtirler ise (Ploutis Servas - AKEL’in ilk genel sekreteri - Ortam Gazetesi 15-16.4.1999) o zaman ne önerir?

"Bize deniliyor ki, ayrılma hakkını destekleyerek, ezilen ulusların burjuva milliyetçiliğine destek olu­yorsunuz. Bizim cevabımız şöyle: Ezilen ulus burjuvazisi, ezen ulusa karşı mücade­le ettikçe, biz her zaman için, her durumda ve her­kesten daha azimle, onun taraftarıyız; çünkü biz, ezginin en ateşli ve en tutarlı düşmanlarıyız… Ezen ulusun ayrıcalıklarına ve zorbalıklarına karşı savaşırız…" LENİN (age)

Neymiş? Büyük halkın en aşağılık emperyalizm ajanı muamelesi yapılması lâzım gelen “devrimcileri” eğer o halde iseler, onlara biat etmek, “ağlanacak bir hal” imiş ve çare de “birleşmekte ısrar etmek” yerine, ayrılma hakkını desteklemekmiş, der bu kızıl komünist…

Gerçi kendisi “bu işin iyice içine girmeyenler anlayamazlar” da der ama işe girişeceğinize kafaya bir zeytin dalı sarıp sokağa atlayınca, hayatın ve tarihin bütün sırları karşınızda eriyiverir sanırsanız, şimdi alınıverirsiniz. Ya da 'Brüksel’ sorup, dönüp, “Lenin mi kaldı?” dersiniz…

Bunlar daha büyük filozoflar… Komayın da…

Federal bir Kıbrıs’ın uzun vadede adalı ve komşu halkların çıkarına olduğunu görüyor ve biliyoruz ama kabul edecek muhatap da bulamıyorsak neredeyse son yüz yıldır olduğu gibi, bizi ne deli öptü; ne de aklımızı peynir ekmekle yedik…

“One way ticket” değildir o mesele… Solcuysanız! Helen milliyetçisi oldunuzsa, onu da yarın konuşuruz…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları