Fransa'da İslami terör ve haçlı ruhu

loading
6 Aralık, Pazar
£

10.48

9.46

$

7.80

KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI
A- A A+

Fransa’da İslami terör ve haçlı ruhu

Şimdi elinizi vicdanınıza koyup, bana söyleyin: Siz hakikaten Allah’ın yeryüzüne inip, Hz. Meryem anamız ile cima işlediğine ve Hz. İsa babamızın, bu aşkın ürünü olduğuna inanıyor musunuz? Yoksa Berthelem’li marangoz Yusuf’ın sülbünden geldiği fikrinde misiniz?

İnansanız, zaten Katolik olurdunuz… Hristiyanlığı tartışacak değilim, haşa… İnancın tartışması olmaz… Ya inanır veya inanmazsınız… İnananın inancına da saygı gösterirsiniz. En temel insan hakkıdır inancına saygı istemek…

Biri otursa, bu meseleyi konu eden azıcık da erotik bir çizgi film yapsa ne dersiniz? İnanca hakaret, değil mi? Konu müsait, oysa… İyi de satar… Ya,  Passion of the Christ’i, İsa’nın Çilesi diye değil de İhtirası diye çevirse biri (kelime iki anlama da geliyor),  Magdelenalı Meryem meselesini kalemine dolasa ve tadından yenilmez bir takım tavatırları satışa sunsa? Çizgi film falan… Canınız sıkılır mı? Benim sıkılır… İnsanların kutsallarını cıvıtmamak lâzım… Kendiniz inanmasanız bile…

Kaldı ki İslamiyet’e göre Hz. İsa da peygamber olduğu için, günah da…

Bugün ABD’de 400 bin tarikat olduğu söyleniyor… Mürid değil, tarikat! Bunlardan birini dilime dolasam, örneğin yönetmen Roman Polanski’nin eşi aktris Sharon Tate’i hamile karnına bıçağı sokarken, tereyağına girermiş gibi keyif aldığını anlatan Charles Manson’u dilime dolayıp, hepsi de papaz olan Hegel’i, Kant’ı, Kopernik’i bir yana bırakarak, Hristiyanlık’ın aslında manyakların dini olduğunu söylesem? (Spinoza da Hahamdı, ha!) Buna bütün tarikat mensuplarına cennette buluşma vaadi ile intihar etmeyi emreden Jim Jones’u da eklesem ve yüzlerce müridin de “şeyhlerinin” bu emrine uyup hep beraber intihar ettiklerini de ekleyerek, Hristiyanların aslında manyak olduklarını ileri sürsem, ne dersiniz? Bilimsel kafa, değil mi ya?! Öyleyken, böyle… Hurafelere prim mi vereceğiz?

Müslüman bir ruh hastası dini saiklerle Nice’te üç kişiyi öldürünce suçlu dini olur da Hristiyan bir tarikat Hollywood’da on kişiyi kesince, bıçak güzel kadının hamile karnına girerken tereyağına girermiş gibi keyif verdiğini söyleyerek,  neden suç bireysel olur? Yargılayanın kendi inancına göre mi? Yoksa “kimin manyağı daha günahsız?” yarışması mı açıyoruz? ”Benimkiler günahsız, sizinkiler günahkâr”?

Fransa’nın başına tesadüfen gelmiş bir proje ürünü olan faşist oğlancık, bunu yapıyor… Bir yandan zina yapmış olduğunu anlatıyor ki her dinde günahtır: öte yandan koyu Katolik bir tutucu kafa sergiliyor. Hollanda ve Avusturya’daki iki faşistcik de goy goy yapıyorlar… Amerika’daki Neoconlar ile bizdeki “müntesipleri” da beraber… Afganistan’da El Kaide’yi örgütleyenler kendileri! Ondan türeyen DAEŞ’i kontrol etmekte bazı sorunlarla karşılaşınca, suçlu meselâ Yunus Emre! ”İslâmi Terör”!

Birkaç yıl önceydi… Guillaume Desaintseine isimli birinden bir mail aldım. Fransa büyükelçiliğinde görevli olduğunu, benimle bir öğlen yemeği yemek istediğini, bunun mümkün olup olmadığını soruyordu! Kabul ettim ve bir öğlen Büyük Han’da buluştuk… Sıradan bir görevli sandığım Mösyö Desaintsaine’nin genç yaşına rağmen, elçiliğin birinci sekreteri olduğunu öğrendim. Benden fikrimi öğrenmek istiyordu! Hangi konuda? “Fransa’da altı milyon müslüman yaşıyor… Sizce bunların uçkun tarikatlar peşine düşmesinin önüne nasıl geçeriz? Paris’in varoşlarını yakıyorlar! Bu İslam’ın bir emri mi? Niçin yapıyorlar? Bize yardım eder misiniz?”

Kendisine anlattım ki ben nasıl Charles Manson manyağını Hristiyanlık diye tanımlayamazsam, onların da İslam’ı popüler bazı tarikatlar üzerinden tanımlamaları ve o şifre ile anlamaya çalışmaları, doğru değildir. Ötekileştirdikleri fakir kuzey Afrikalılar, katlettikleri Cezayirliler ve sonradan Fransa’ya giden Türkleri anlamak istiyorlarsa, biraz mesai harcamaları, meseleye kurumsal ve felsefi boyutta bakmaları lâzım! Önce oturup İbn-i Haldun okusunlar ve İslam tasavvufunu öğrensinler istedim, müslümanları anlamak için… Azıcık Mevlâna, biraz Yunus Emre… Uyarına gelirse Biruni falan… Ama özellikle İbn-i Haldun… Bir takım uçkun müridlerin söylemlerini ve eylemlerini esas alırlarsa, memleketlerindeki kültür farklılığından kaynaklanan bu sorunun, beş beter olacağı konusunda da uyardım.

Buna karşılık kendilerinin bir de Katoliklik sorunlar olduğunu ve onları Papa ile temas edip, sakinleştirdiklerini anlatarak, Müslümanlar için de böyle bir makam olup olmadığını sordu! Çok da kolayca tahmin edeceğiniz, bugün sövüp saydıkları birinin de ismini söyledi! “Ona müracaat etsek, bizim derdimize deva olur mu?”

Gülmeye başladım… “Olamaz” dedim, “bizde papa yok! O bahsettiğiniz kişi, Müslüman Papası değil.”

Alevilik’e sardırdı… Onun da “sadre şifa” olamayacağını, öyle “kullanılamayacağını”, anlattım…

Bu arada bir Fransız ile öğle yemeği yemenin de ceremesini çektim. İki şişe şarap gitti, sohbet bitene kadar… Öğleden sonrayı uyuyarak geçirmek zorunda kaldım…

Öyle görünüyor ki biz o şarapları boşuna içtik… Söylenenler, devlet katına çıkmamış! Ya da kulak asmamışlar! Ya da başka başka şeyler söyleyenlerle de konuştular, işlerine o geldi… Veya Fransız halkına o kadarı ağır gelirdi, seçim üstü en ortalama ve en kestirme lâflar işlerine geliyordu…

Bu parlak oğlan, saçmalamada Piere L’Ermitte’i geçti…

Hep duyduğumuz ama hep bıyık altı gülümsediğimiz Haçlı Ruhu’nu, hiç bu derecede hissetmemiştim… Kaynağı zaten Fransa değil miydi?

İşin garibi, bizden tık yok! Millet müntesiplerden mi çekiniyor nedir?

banner

Yorumlar

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.