KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Korona’sız yeni yıl yazısı

Yayın Tarihi: 26/12/20 12:18
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Daha ilk günden bir salgının çaresi İbn-i Sina'dan beri bilinir: İzolasyon, dedik... Pastör'den beri de üstüne Aşı...

Önce Venedik otelcileri ile aşçıları, sonra İngiliz başbakan, İtalya'yı güya yönetenler, sonra İsveç, ABD'yi yönetenler ve Brezilya'nın komik cumhurbaşkanı, ölü insanın ekmeğe ihtiyacı olmayacağını akıl edemediklerinden, ya da düpedüz liberal dünya görüşleri nedeniyle, "ölecek olan ölsün, biz ticaretimize bakalım" aklıyla ancak veteriner kitaplarında duyulan bir tez ortaya attılar: Sürü bağışıklığı... Dünya çapında bütün fikirdaşları da onu bahane etti. Asıl fikrini saklayarak, alınan her önleme bir bahane uydurup, saldırdı.

Gerçi herkes virolog, mikrobiyolog ve dahi serologdur! O bilgi kudretten doğarken Allah tarafından her insana nasip kılınıyor, ama biz hatırlatalım: Bağışıklık nedir? Bilinmediğinden değil! Herkes biliyor ama, kırk yıllık hekim olarak, bir ukalâlık edelim…

Bağışıklık, insan vücudunda, bir yabancı proteine karşı reaksiyon olarak salgılanan "antikor" dediğimiz bazı maddelerin bulunmasıdır. Brokoli yemekle, sabah sporu yapmakla, kültür fizik çekmekle, iyi uyumakla salgılanmaz! O proteine muhatap olmakla salgılanır. Ya hastalığı geçireceksin veya aşı olacaksın. O antikorun vücutta dolanımda kalması veya yıkılıp atılması da kendine göredir. Bazısı (çiçek gibi) ömür boyu kanda dolanmaya devam eder. Bazısı belli bir zamanda yıkılır, ya aşıyı tekrarlamak veya o hastalığa yakalanmak gerekir ki tekrar salgılansın. Örneğin tetanoz aşısını en geç 5 yılda bir tekrarlamak gerekir. Bu virüs yeni bir şey... Ne kadar zamanda antikor oluşturacağı, oluşan antikorun ne kadar süre kanda dolaşımda olacağı henüz bilinmezken ve hastalığın ölümcül de olabileceği bilinirken, "sürü bağışıklığı" demek, eğer cahillik ve idiotluktan değilse, kötü niyettendi.

İşte ABD, İngiltere, işte İsveç... İşin başında yirmi gün kapanılsa, defedilecek olan salgın,  İlk ikisinde vak'a ve ölüm rekorları kırıyor. Hem de dünyanın en gelişmiş hastanelerine onlar sahip oldukları halde... Sonunda, İsveç de "kapandı"...

İtalya kırıldı, İngiltere kırıldı, ABD, Brezilya kırıldılar... İsveç zarıncamaya başladı... Almanya, Fransa hakeza...  Bir sağlık felaketi karşısında, üç gün kâr etmemek üzere kapanmaya karşı çıkanlar, gümbür gümbür batıyorlar. Rusya milli gelirinin yarısını kaybetti... ABD havayolu şirketleri battı... Wall Street battı… Hastalığa ideolojik kılıf uydurmaya kalkan Çin ve İran da büyük zarara uğradılar... Ticaretlerini öne alanlar, öyle bir kargaşa ve bilgi kirliliği yarattılar ki aklı karmakarışık olan halk kitleleri, her önlemi ihlal ettiler, hastalıktan kırıldılar. Ama onlar da “cezasız” kalmadılar… Battılar ki kendilerine göre bu “ölmekten beter”…

Oysa işin başında üç haftalığına kârdan vazgeçebilselerdi, ne bu kadar insan ölür; ne de kendileri batarlardı.

Biz ise burada, ekonomik sonuçlarını ve önlemleri konuşmaya vakit bulamıyoruz... Kısa günün kârından olmamak için belli on dört (rakamla 14) kişi, ders de almıyor, utanmıyor da… Her önlem hakkında, akla hayale gelmez mugalâtalarla, işin aslının konuşulmasına fırsat vermiyorlar. Onlara cevap yetiştirmekten, ekonomi konuşmaya zaman kalmıyor!

Akıl dışı, bilgi dışı, bazan da haya dışı lâflarla uğraşıyoruz...

Evet, doğru düzgün bir aşı çıkana kadar sabretmek ve gerektikçe lock down uygulamaktır, çaresi... İlacı da çıkmak üzere zaten... İzin için müracaatı yapıldı…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları