KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Yanlış terminoloji 2a: Tek Halk

Yayın Tarihi: 03/01/21 09:18
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

1920'lerde, Lenin'in 'Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı' diye ortaya koyduğu tez, 2. Dünya Savaşından sonra, BM’nin kurulmasıyla, savaş sonrasında dünyaya egemen olan özgürlük fikirlerinin etkisi ile, BM Anayasasına girdi.

BM Anayasası'nın 73. maddesi, sömürge halklarının (peoples of each terrytory) kendi geleceklerini özgürce belirleyebileceklerini kurala bağlamaktadır. Yani söz konusu belgeye göre, bir ülkede değil, hatta bir bölgede (terrytory) yaşayan birden fazla halkın bile, ayrı ayrı self-determinasyon hakları vardır.

1954'te, Kıbrıs Rum tarafı, Makarios ile Papayuannou ile Yunanistan'ı ikna edip 1950 plebisitinin sonucunda alınan ENOSİS kararını fiiliyata dökmek üzere, self-determinasyon talebi ile BM'ye baş vurdu. Nüfusunun %20’si Müslüman olan bir memlekette, kilisede açık oy ile yapılan bir “oylamayı” referans göstererek, ezici üstünlükle alınan bir karar bulunduğunu ileri sürüp, BM'den Enosis kararı alınmasını istedi!

Buna karşılık New York’ta bulunan Kıbrıs Türk heyeti (Faiz Kaymak, A. M. Berberoğlu ve Ahmet Zaim) de, BM binasında düzenledikleri basın toplantısında,  adada iki halk bulunduğunu ve BM Anayasası gereği, böyle bir hak verilecek ise, her ikisine de ayrı ayrı verilmesi gerektiğini savundu. Türkiye de Genel Kurul’da onları destekledi. Öte yandan, o toplantıda, İngiltere de Kıbrıslıların böyle bir hakkı bulunmadığını ileri sürmüş ve onun tezi kabul görmüştür.

Yani sorun ilk defa ortaya çıktığında, üç ayrı yoruma uğradı: Kıbrıslı Rumlar (kilise ve AKEL) ve Yunanistan, tek halk-tek hak... Dolayısıyla ENOSİS!  Kıbrıslı Türk heyeti ve Türkiye, İki halk-iki hak… Dolayısıyla Taksim! Ve nihayet İngiltere, hak falan yok! BM Genel Kurulu, İngiltere’ye hak verdi! Buyurun bir “BM Parametresi” de benden! “Kıbrıslıların kendi gelecekleri hakkında karar vermeye hakları yoktur!”  Buradan yakın… Nasıl BM kararı ama? Değil? Yarasın!

AKEL n’apıyordu? 1949’da Plutis Servas’ı “ENOSİS’e karşıdır” diye partiden attıktan sonra Genel Sekreter seçtikleri Papayuannou, zaten ertesi gün bir telgrafla BM'ye başvurarak, "Rumların ortak isteğinin ENOSİS olduğunu ve  BM  gözetiminde bir plebisit yapılmasını istediklerini" belirtmişti. (110) Mart 1954'te toplanan AKEL 8. Kongresi, yeni bir program kabul etti. Yeni programın J. madde'si "kaytısız-şartsiz ENOSlS"  istiyordu. (113) AKEL Merkez Plenumu da Ocak 1955'te "ENOSİS'e giden yolun, yığınsal  demokratik  eylem yolu olduğunu" ilan  etti.   (111) Mart 1959’da ise, AKEL MK'si Londra ve Zürih Andi asm alarma karşı çıktı. Ne var ki neden, okuyucunun sanacağı gibi Kıbrıs halkının egemenlik haklarının ayaklar altına alınmış olması değil, "ENOSİS'in dışlanmış olması" idi. (112)

“ENOSİS'e giden yol, yığınsal demokratik eylem yolu” muydu? Nasıl?

Elbette ki plebisit yoluyla…

“Mia lae, ena patrida”!” yoluyla… BM Anayasası halklara bu hakkı veriyor muydu? Veriyordu… E, tamam… Kıbrıs halkı da işte kilisede o kararı vermemiş miydi? Adada kendi kaderini belirleme hakkı olan “Bir halk = Mia laos” vardı ki iki ayrı cemaattan oluşmaktaydı ama “ne yazık ki” cemaatların böyle bir hakkı, yoktu! Dolayısıyla, “halkın” dediği olacaktı, “Emperyalizm’in oyununa gelmeye gerek yok!” tu…

O “halk” “cemaat=toplum” safsatasının geçmişi, budur… Çünkü "iki halk” derseniz, “gel bana azınlık ol” diyemezsiniz…

Rum isen, anlarım! Ama Türkçe konuşuyorsan? O da yarın!

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları