KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

İyi bir şeydir amma…

Yayın Tarihi: 29/03/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Kırk bir yıl sonra, 75'ten beri görüşme heyetinde olan Polviu, Anastasiadis’e hitaben kaleme alınmış raporunda  diyor ki: " Biz, bugüne kadar; ‘ya üniter bir devlete azınlık hakları ile dönmeyi kabul etsinler, ya da bırakın böyle olduğu gibi kalsın, Elenizm’in bundan kaybettiği bir şey yoktur’ politikası güttük!” Sonra da itiraf ediyor ki "eşitlik olmadan federasyon olmaz, kendileri de eşitliği kabul edemezler, çünkü eşit olursak, bizim devleti kilitleyeceğimizden korkuyorlar!"

N’oldu BM GK716 numaralı karar? Cuellar’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu rapor falan? 625, 750 v.s. Ne oldular? Hani Parametreydiler? BM Parametreleri dediklerinde sadece 186 ve 550 numaralı kararlar mı geçerlidir? Hoşlarına gitmeyenler sayılmıyorlar mı?

İlk defa bir Rum hukukçu ki kendisi Rum görüşme heyetinin de bir üyesidir, kamuoyuna da yansıyan Anastasiadis'e yazdığı bu raporda, bugüne kadar, "Ya üniter devlete bir azınlık olarak katılsınlar; ya da bırakın olduğu gibi kalsın" politikası uyguladıklarını kabul etti... Yetkili bir ağızdan ilk defa söylendi ki meğer Rum dostlarımız federasyon falan istemiyorlarmış! Kliridis’in Niyazi’ye söylediği gibi “Türkiye’nin uçurumun kenarına geleceği güne kadar” beklemekteymişler!

Diyor ki adam, (danışman Poliviu) "Eşitlik olmadan federasyon olmaz!" (Neymiş? Duydunuz mu?) "Ama biz eşit olarak her federal kuruma eşit söz hakkı olan bir Türk alırsak, 1960-63 arasında olduğu gibi, devleti kilitlemeleri de mümkün olur! Ve biz, dünyaca tanınmış bu devleti de kaybedebiliriz!"

İyi de Cuellar’ın Aralık 1992 tarihli Güvenlik Konseyi raporunda yazan “ Eşitlik için her iki halk devletin her kurumunda eşit temsil edilmelidir” tespiti BM Parametresi sayılmıyor mu?

625, 716 ve 750 geçerli değil yani? Hani parametre? Peres de Cuellar’ın Aralık 1992 raporunun hükmü de yok demek ki!

Peki, kabul edemezler zaten kırk yıldır gösteriyorlar artık söylemeye başladılar, çare? Elimizde "federasyon" seçeneği kalmadı…

Ne yapalım?

Bizim Çözüm Sektörü erbabı, "eşitlikten vazgeçelim" dediler ama o federasyon değildir! Asıl anlamı, "federasyondan vazgeçelim" demektir! Üniter devlete amenna mı diyelim?

Poliviu da “Federasyon'dan vazgeçelim” diyor…

Ama o obür türlüsünün de Kıbrıs Türk halkı tarafından asla kabul edilmeyeceğini bildiğinden,  "olur" bir şey söylüyor: "Gevşek bir federasyon ya da konfederasyonu kabul edelim de federasyon,  elimizdekinden de olmamıza sebep olabilir!"

Neden hidayete eriyor?

Şimdiye kadar olduğu gibi zamana oynasanız badriodi?

"O da olmaz" diyor… "Doğu Akdeniz'deki bu yeni durumda, enerji kaynaklarının varlığı, her an bir kazaya uğramamıza neden olabilir! Unutmayın ki Türkiye bu bölgenin en önemli devletidir ve öyle de kalacaktır ve Doğu Akdeniz'den kovulmayı kabul etmeyecektir! Ve sanmayın ki yeni bir kazaya uğrarsak ya AB ya da ABD bizi korumak için Türkiye ile vuruşmayı göze alabilir! Bu kazaya açık statükoyu koruma politikamız da çok tehlikeli bir hale gelmiştir, değiştirmeliyiz……"

Adam, "kabul etmem" diyor, biz "Edecen be sör, araya Amerika'yı koyarım ha!" tavrına mı bürünmeliyiz? Seneler harcayıp gene yumurta kapıya geldiğinde reddetmesini mi seyredeeğiz? Ta ki “Türkiye uçurumun başına gelsin”?

Yoksa onun kapıyı açtığı konfederasyon bahsinden başlayıp, hiç de aykırı kaçmayan iki devletli çözüm’den mi bahsetmeliyiz ki konfederasyon da o demektir, zaten.

1960'ta da koyduydun araya NATO'dan İngiltere'ye kadar önüne geleni de iki senede dağıldı…… Gene dağıtacan? Yoksa yaşasın isten? Derse biri, ne cevap vereceksin?

Şimdi, bir anlaşma mı yapalım? Dönüp Rum Ulus devletçiğinin bir azınlığı mı olalım? Yoksa yeni bir savaşı mı bekleyelim?

Adamın kendisi "konfederasyon" demeye getiriyor, daha ne? Daha ne desin adamlar?

Denktaş  ölmüştür, korkmayın! "Haklı çıktım" diyerek on seçim daha kazanamaz…

Muhatabımız kabul etmediğini söylüyor, gerekçesi de ortada…

Siz Kiprianu'ya bakmayın! Hristofyas da kabul etmiş değildi ki! Talât'la oynadı, o kadar… Kendi niye kabul etmedi hükümette iken? ? Polivu yazıyor işte: “ Ya azınlık olmayı kabul etsinler, ya bırakın şimdi olduğu gibi kalsın!” politika buymuş… Ya da “Türkiye’nin uçurumun kenarına geleceği günü beklemek” üzere zaman geçirmek! Bu da Kliridis’ten…

Onlara mı uyacağız? Çözüm için öneri mi yapacağız? Yoksa zaten dillendirilmiş olan öneri üstünden, kendi görüşümüzü mü savunacağız?

Temennileri bırakın! Gerçeği konuşalım artık…

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları