KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Where have all intellectuals gone?

Yayın Tarihi: 31/07/21 07:00
okuma süresi: 6 dak.
A- A A+

Dün akşam yemeğinde, kendi kendime konuşur gibi eşime sordum:

“Yahu bunların bu akla aykırı söyleminin altında, acaba çok insan ölürse hükümet düşer keşke daha çok ölse gibi bir hayvanlık mı var?”

Cevap oğlumdan geldi: “Ama bu tavır dünya çapında da var… Fark, dünyada hükümetler bunlara karşı önlem alıyorken, bizimkinin kös dinlemesidir.”

Oysa yasal zemini var! Dün yazdım…

Bu sabah da bir köşe yazarı, “ İnternet yüzünden ortalama Amerikalının aptallığı, bütün dünyaya yayıldı. Ortalama oldu…” Diyordu. “Dünyanın düz olduğuna inanlar da bunlar arasından çıkıyor, aşı ile mücadele etmeye kalkanlar da…”

Sırf  İngilizce eğitim veren bir mektepten zor bela mezun oldu diye, kendinin Amerika’da doğduğunu ve daha kötüsü orada da yaşamakta bulunduğunu sanıp, ortalama bir Amerikan aptalının dediklerini tekrarlarsa, onların da kendine “fucking foreigner”,”bloody black head”, ya da “egg head” demeyip, kendilerinden sanacaklarını varsayan bir okumuş aptal tayfamız zaten vardır. Amerikalının akıllsının değil, aptalının yolundan yürümek daha moda çünkü o hem daha popular, hem daha kolay. Yarı buçuk İngilizce bilmek, yetiyor!

Yukarıdaki başlığı üçüncü defa kullanıyorum. Durum başka türlü anlatılamaz, kusura bakmayın…

Yıllarca önce, Niyazi Kızılyürek Yeni Düzen'de yazmıştı:

"Kent üniversitesinin Sosyoloji profösörlerinden Frank Furedi, 2001 yılın Mayıs ayında Sunday Times gazetesinde "günümüzde üniversiteler ne işe yarar?" başlıklı bir yazı yayınladı. Furedi, bu makalesinde İngiliz üniveristelerinin gidişatını sorguladı ve bu bilgi kurumlarında artık entelektüel bir ortamın kalmadığını, öğrencilerin bir yılda bir kitabı bile sonuna kadar okumadıklarını iddia etti." Üniversite yöneticilerinden biri buna çok kızmış ve Furedi'ye gönderdiği yanıtta, "Bilgi Çağı'nda, internet ortamında artık kitap okumanın çok önemli olmadığını" zannetiğini açık etmiş! Furedi de ona cevaben bir makale değil, kitap yazmış! Kızılyürek'in satırlarıyla diyor ki:

" Üniversiteler artık hakikatin araştırıldığı yerler olmaktan çıktı ve piyasanın gereksinimleri ile ekonomik çıkarlara endeksli kurumlar haline geldiler. En vahimi, hakikat arayışının artık "eski moda" ve "marjinal bir edim" olarak algılandığını ileri süren Furedi, günümüz üniversitelerinde entellektüel olmanın küçümsendiğini ve eğitim ile kültür ürünlerinin hızlı tüketime yönelik teknik bilgi ile sınırlı kaldığını vurguladı."

Niyazi, ayrıca aktarıyor ki:

" İngiliz eski eğitim bakanlarından Charles Clarke'ın eğitimin amacını "ekonomik büyümenin motoru" olarak tarif ettiğini belirten Furedi, aynı bakanın şu sözlerine de yer veriyor: "hükümetimizin orta çağdan kalma bir anlayış olan bilim insanlarının hakikat arayışını desteklemeye hiç niyeti yoktur."

Kızılyürek, ele aldığım yazısında, ekliyor:

"Furedi'ye göre yaşadığımız çağda her ne kadar "bilgi toplumu" veya "bilgi iktidardır" gibi şeylerden söz edilse de, içinden geçtiğimiz epistimolojik süreç, nesnel bilgi anlayışını büyük ölçüde reddetmektedir. Oysa bilgi hakikat arayışının (hakikata sahip olmanın değil) ayrılmaz bir parçası olarak algılanmazsa, içi boşalır ve anlamını yitirir. Böyle olunca, sadece belirgin amaç ve çıkarlar için kullanılan bir araca dönüşür ve tüketime hazır bir ürün haline gelir."

Ben de o zamanlar gene bu makaleyi konu ettiğim yazımda, yukarıdaki paragrafı şyle açmışım:

" Ver ücretimi, istediğin 'gerçeği' ben sana yazayım... Sokrat ile Gelileo Galilei çooook eskilerde kaldılar... Şimdi "Bilgi" çağındayız ve herkes "uzmanlar" ile çalış(ıyor)! Benim uzmanım, senin uzmanına beş basar... Madem ki "gerçek de görecelidir" diye döşeniyoruz... Al sana "bu da benim gerçeğim… Hakikat"ten önce, ihtiyaçlarımız geliyor artık... Sen kaç paralık hakikat istiyorsun, onu söyle... Verelim gardaş! Parasıynan değil mi? Kaç önge hakikat isten? Dartalım! "

Bunun böyle olduğunu zaten Niyazi Kızılyürek de inkâr etmiyor yazısında ama o başka bir şeye dikkat çekiyor:

"Bilginin bir tüketim ürünü haline gelmesi, yeni bir toplumsal bölmenin oluşmasına da yol açtı.  Günümüzün baskın epistimoljisine göre nesnel bilgi yoktur ya, Allah ne verdiyse tüketime sunulabiliyor. Her şey sanat, her şey bilgi sayılabiliyor. Buna itiraz ettiğiniz zaman da "kendini beğenmiş entelektül" veya "halktan kopuk marjinal" yakıştırmalarıyla karşı karşıya kalıyorsunuz… Bütün popülizmlerde görüldüğü gibi, bu alanda da kendini popülizm üzerinden pazarlayan yeni sanat ve eğitim elitleri oluştu."

O yazıda Kızılyürek bir de "sanat" örneği veriyor, Atina Bienali'nde görmüş: Herifin biri kameranın karşısına geçmiş, otuz bir çekiyor… Sanat filmi… Gerçekçi Sanat… Hasss……

Kolay gelsin

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları