KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Söylemezsek de bize yazık

Yayın Tarihi: 15/10/21 08:00
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

1974’te Lefke’de esir düştüm… 15 Ağustos günü… Bizim minibüste olan bizden yaşlı bir ağabeyimiz, arabadaki Rum askerciği perişan etti…

“Be badriodi… Bu bir devlet mi? Ben de senin gibi vatandaşı mıyım? Başka bir devlet buraya asker mi çıkarıyor? Peki, sen neden bana saldırıyor, beni tutukluyorsun?” Zavallı Urumcuk, ne ak diyebildi, ne de kara… Açtı çantasını, birazcık kuru ekmekle nor çıkardı, yemeye başladı ki ağzı meşgul olabilsin de konuşmaya zaman kalmasın…

Limasol’a kadar gittik… Beni de aldı bir gaile:

Şimdi bunlar bize vatandaş dediklerine göre, esir muamelesi yaparlarsa kendi kendileri ile çelişeceklerinden, öteden beri “Bu adada Türk yok, Müslüman bir azınlık var; Türkiye’ye de ne oluyor” derken, Türkiye’nin yaptığından bizi sorumlu tutarlarsa, kendi kendilerini inkâr edeceklerine göre şimdi biz ne oluyoruk be gobelya?

1963’ten beri zaten asi derler! Şimdi tutup da “Vatandaşı olduğu devletin yasal ordusuna silah çekmiş asi” diye mahkemeye çıkarırsa, çekeceğimiz var… Gitti bizim mektep… Kaç sene sonra çıkarık? Allah bilir… Öyle ya? Pasaportu cebinde! Ordusuna da silah çektin mi? Çektin…

Yolda üstümüzden uçaklar geçti… Yalnız onlar korkmadı…

Amyando’da durdular… Yol kenarındaki pınardan su içtik… Dallardan elma koparıp yedik…Yıllar sonra gittim baktım, yol değişmiş… Açıktan geçiyor şimdi… Pınarı buldum… Ahbabım Elli Mozora’nın ailesi oturuyor orada… Pınarın başında kahve de içtik bu defa… Konuk olarak… Bir yaşlı kadını da muayene ettim… Hipertansiyonu vardı… Ciberunda hastanesinde verdikleri ilaçları onayladım! Diüretik ile Kalsyum Kanal Blokerleri yazmışlar… Dünyanın her tarafında zaten modern tedavi de bu… Kocakarı, pek bir memnun oldu… “Türk doktorlar, bizimkilerden iyi” dedi, bir de macun getirdi… Onu da yedik… Kırk yıl sonra… Bizimkiler de tersini söylüyorlar, oysa… Demek ki işin sırrı, senin anladığın lisanı onun bilmemesi…

Derken, biz Leymosun’a vardık… Benim gaile devam ediyor… Betonun üstünde uyuduk, uyandık… Bizi sıraya koydular, kaydediyorlar… “Adın, babanın adı, dedenin adı, onun babasının adı? Doğdukları köy?”

Ulaaan… Bunlar bizim yerli olduğumuzu kanıtlayıp billahi mahkemeye çıkaracaklar! Gitti bizim tıp fakültesi…

Sanırken… Kızılhaç geldi… Oooppps… Esir olarak kayda geçtik…

Devlet dediğin devlet, kendi vatandaşını esir mi alır? Mahkemeye çıkarır, suçluysa hapse sokar… Ya kendisinin devlet olduğundan emin değil, ya benim vatandaşı olduğumdan… Emin olduğu tek şey: Benim Türk olduğum… Türkiye’nin yaptığının hesabını benden soruyor… Başka nasıl yorumlanır? Allah’ınızı severseniz? Üç ay yattık, yırttık çıktık…

Rum komşularımızın yazdığı savaş anılarını okuyorum da…

Ne kostak ne balligari adamlar be sör?

Dilimin ucuna acayip şeyler geliyor…

Nazik adamım, söylemiyorum… Mesarga’dan koşa koşa Leymosun’a kadar gelmiş, Abohor ovasında altında mevzilendiği incir ağacını, Ağrotur kıyısında arayan askeri anlatmam, ayıp kaçar… Vatandaşımızdır, yazık…

Ama “Devlet değilsin be badriodi” de demesem, çatlarım… Kimin tanıdığının önemi yok… Vatandaşın olması gereken Kıbrıslı Türkler tanımıyorlar… Sen de sineye çekmişsin zaten…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları