KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Bilim dini!

Yayın Tarihi: 23/10/21 11:24
okuma süresi: 4 dak.
A- A A+

Max Weber’in saptamasıdır: Önce büyü vardı, sonra din; şimdi de bilim, der… Nedir büyü? Düşünüre göre, “Rasyonel şeylere irrasyonel metodlarla ulaşmaya çalışmak!” Peki din nedir? Tam tersidir… " İrrasyonel şeylere, rasyonel şeyler ile ulaşmaya çalışmak" Ama lâfı dolandırmadan söylersek, din; iman etmektir. Sorgulamadan! Sorguladığınız anda zaten iman elden gidiyor…

Bilim ise “Rasyonel şeyleri, rasyonel yollarla elde etme uğraşıdır.” Niyazi Berkes’in deyimi ile “ Kudsiyet alanı dışında kutsalı yoktur.” Teelini “septisizm” Şüphecilik oluşturur. Her söyleneni yargılar.

Ama, “Gerçek” iddianızın “bilimsel” olabilmesi için, birkaç kritere ihtiyacı vardır. A) Ulaştığınızı iddia ettiğiniz “gerçek” evrensel olacak. B) Matematik yani soyut ifadelerle de kanıtlanabilecek, C) Kural oluşturacak, D) Doğrulanabilecek, E) Yanlışlanabilecek de…

Cevabını kendinizin de bilmediğiniz kuşkular yaratıp, cevap da vermemek "bilimsellik" değildir! Her söylenen gerçek hakkında sadece kuşkular yaratmaya çalışmak, sadece Bir çeşit büyücülüktür. "Bilim insanlığı" değil... Dönün bakın Weber’e: Rasyonel olduğu varsayılan bir iddiaya, irrasyonel kanıtlar icat etmek…

Her şeyin “Bilimsel”i moda oldu… düşünmeye ve öğrenmeye vakti olmayan ama değişimden yana olduğunu da göstermek isteyen bir yığın insan, aslında neyi ve nasıl değişeceğini de bilmeden, dini boşladı ama iman etmekten vazgeçip rasyonel düşünmeye başlayamadı, “bilim” lâfına iman eder oldu. Çünkü hem bilgisi yetmiyordu, hem de bilim yapacak “boş vakti” yoktu. Ahlâki durumu da herhangi bir dinin muhibbi olmasına engeldi… Kullanılan enerji gibi, molekül gibi, sinerji gibi lâkırdılar da gerçek anlamını içermiyor. Belli ki hepsi de bir yerlerden sadece duyulmuş ama anlamı da bilinmiyor. Ne çare ki bilimsel de takılmak isteniliyor. Bu saatte oturulup bir fizik, bir de kimya fakültesi de okunur mu? İyi de bilmeden bilim nasıl olacak?

Şöyle: Bilim lâfını kutsar, dokunulmaz kılar da sen de kendiğinden, kendi kendine “bilimcilik” sıfatı yakıştırırsan, canının istediği her şeyi iddia edebilirsin.

Haşmet Babaoğlu köşesinde diyordu ki:

“Salgın dünyayı etkisi altına aldığından beri bazı kesimler doğaya üstün bir "şuur" katma; hatta bir nevi "Tanrılaştırma" çabasındalarGazete eklerinde, internetin sevgi pıtırcığı sitelerinde, yeni ekolojinin tapınmaya dönüştüğü mahfillerde sık sık görüyoruz... Yeter ki, "Tanrı"dan söz etmesinler, başka her şeyi putlaştırıp tapınmaya hazırlar.   Şu kesin... Yeni ekoloji bir tür "din" olmak istiyor.”

Hiçbir bilimsel disiplinle ne fenni ne de düşünsel anlamda hiçbir bağı olmadan Bilim lâkırdısını ağzından düşürmeyenlerin vardığı yer burasıdır.

Eskiden dine iman ediyordu, şimdi de bilim lâfına ediyor…

Einstein ile de eşitlik talep ediyor…

Bu yeni dinin özelliği budur…

Oturduğunu evin, bindiği arabanın, giyindiği esvabın, bilir bilmez her şeye müdahale ettiği 300 kelimelik dilin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.

Kafa temelde Malinezya yerlilerinin “büyü” sistematiğine bağlı ama kendi irrasyonel iddiasına rasyonel kanıtlar uydurmaya çalışmakla de sonuna kadar dindar! Yalnız tapındığı şey herhangi bir kutsal kitap değil, bir kelime: Bilim…

Homo erecticus’dan kurtuldu ama Homo Sapiens düzleminde çakıldı kaldı… Hiç değilse önüne gelene vaaz vermese de bunu hatırlatmak zorunda kalmasak!

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#inbox #gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları