KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Kıbrıs Postası'na gelişim ve gidişim

Yayın Tarihi: 07/12/21 07:00
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Yılını unuttum. O ara Serbest Çalışan Hekimler Birliği Başkanlığı yapıyordum. Bu memleketin bitmek bilmez sağlık sorunları ile ilgili bir bildiri yazıp, yerel basına dağıttım. O sırada Kıbrıs Postası gazetesini yönetmekte olan dostum Ahmet Okan da bildiriyi olduğu gibi yayınladı. Yazının gazetede çıktığı gün, Ahmet bana telefon açtı… Dedi ki: “Patronun (rahmetli İsmet Kotak) selamı var. Diyor ki ‘arkadaşına söyle, isterse bizde köşe yazabilir! Yaparsa benim çok hoşuma da gider!'

Lise yıllarımdan beri çeşitli gazetelerde, isimsiz değişik konularda yazılarım zaten çıkmaktaydı. Türkiye’de bulunduğumuz yıllarda, gündelik ve aylık bazı Türkiye gazetelerinde de yazmıştım. (İlerici Yurtsever Gençlik, Politika ve Kıbrıs ve Gençlik)… Fakat imzalı köşe yazıları değildi… O günün koşullarında ya ele aldığımız konudan korkar, müstear ad kullanırdık veya zaten güya sahip olduğumuz disiplin, şahsiyet yapmak olmasın diye, yazımıza imza atmamızı doğru bulmazdı. Allah sizi inandırsın şimdi yarısına yakınını benim yazdığım gazetenin koleksiyonuna baktığımda, ben bile hangi yazıyı kendimin yazdığını bulamıyorum! O kadar da üslupsuzluk, üniformalılık anlayışı vardı da demek ki… Şahsiyetsizlik, monotonluk… Tek tipçilik… Neyse…

Rahmetli Kotak’ın önerisine atladım… Eski Kıbrıs Postası arşivine girebilenler, neler yazdığımı görebilirler. Örgütün üslubu ile değil, elbette ki kendi üslubumu kullanıyordum. Birkaç yıl önce bunun için bana “Kıbrıs Postası’nın en eski yazarı” ödülü verildi, sağ olsunlar… Tabii eklemeliyim ki o günün basılı Kıbrıs Postası bugünün Kıbrıs’ı gibi idi… En yüksek tiraj… Resmen köşeye el koydum, aşağı yukarı her gün yazıyorum…

Efendime söyleyeyim… Derken, partiden bir yazı aldım… Diyor ki “ a) Bir burjuva gazetesinde yazı yazmakla, parti disiplinini tahrip etmek bir yana, b) Bir de yazılarında kendinden bahsederek, ideolojiye de zarar veriyorsun, c) Buyur disiplin kuruluna verildin…”

Öncelikle üslup meselesini açığa kavuşturalım. Edebi olarak benim tarzıma sohbet denir… Okur ile karşınızda oturan biri ile konuşur gibi yazarsınız. “Ben ve sen” üslubun temelidir. Benim bireyciliğimin, kendimi beğenmişliğimin değil… Ve sonra, ben zaten aylar önce Yenidüzen’de yazmak için müracaat etmiş ve reddedilmiştim! Gerekçe? “Kötü yazar”mışım… İyi yazamıyormuşum…  Tabi o zamanlar birkaç kişilik bir Yazı Kurulu var… Zevklerine uymazsan, yandın! Bunlardan en demirbaşı 40'lı yaşlarında Madam Bovary’yi ancak okuduğunu itiraf etmişti bana… Dostoyevski de sıraya konmuş... İnce Memed de biraz kalın kitaptır ama onu karıştırmışsan, elverirdi.

Biz disipline gittik… Bu ikinci gidişimdi… Suç? “Kıbrıs Postası’nda yazı yazıyorsun…” Evet… “Arkadaşlar ben size parti gazetesinde yazayım diye müracaat edip de reddedilmedim mi?” Yazma… Niye yazacaksın? Sen ne kariyerist adamsın yahu? İlle yazacan? Aha biz yazarık, sana ne? Sen de yazmayıver… Parti disiplini esastır! Biz izin verince, yazarsın…

Evet… Kimin yazar olacağına okur değil, parti militanlarının birkaç tanesi karar verecekler… Okuma yazmaları da “elverir”! O kadar…

Söylediklerim karşısında, bana ceza veremediler o zaman… Heveslerini, ertelediler… Ama partinin gazetesinde yazma emri aldığımda, orada yazacağım sözünü aldılar.

Ve birkaç ay içinde o emri de verdiler. Canlarını sıktığım anda beni kovmak üzere… Ahmet Okan’a olanı biteni anlattım ama rahmetli Kotak’a neden ayrıldığımı anlatmaya utandıydım. Günü gelip de az biraz muhalefet edince, kovdular da… Suç? “ Genel Başkan’ı beğenmiyor”! Kendi başkanını aday çıkarıp kesmek usulü vardı gerçi, Ergün ve Turhan’a da yapmışlardı ama böyle ayağa düşüp, alem aşikâr yapmaya, henüz utanıyorlardı... Beğenmemek, kovulmak için yeter sebepti… “Beğenecen… Sesi ince demeyecen…”

Kıbrıs Postası’ndan ayrılmam böyle olduydu o zamanlar…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları