KÖR GÖZE PARMAK

Doç. Dr. N. BERATLI
nazim.beratli@kibrispostasi.com
Doç. Dr. N. BERATLI

Elektrik kesintileri ve elektrik üretimi

Yayın Tarihi: 19/03/22 13:40
okuma süresi: 5 dak.
A- A A+

Düşünme, kavramlarla olur… Kavramı doğru tanımlamaz, ya da doğru tanımını bilmez veya göz ardı ederseniz, niyetinizi ne kadar doğru olursa olsun, sonuçta fikriniz, iddianız veya uygulamanız, yanlış olur.

Elektrik meselesine gireceğim, belki anladınız…

Yıllar önce, El Sen’deki bazı mühendis arkadaşların bana verdiği bir belgeyi kullanarak, bir yazı yazmıştım. Avrupa Komisyonu, Rum yönetimine diyordu ki: “ Sizinki gibi küçük bir pazarda elektrikte özelleştirmeye gitmek, özel tekel yaratacağından, bırakınız daha iyisi devlet tekeli kalsın. Avrupa enterkonnekte sistemine katılana kadar devlet tekeli ile idare edin. Ucuzlamak için çare, büyük bir pazara konnekte olmaktır.” Bu argümanla hem sendika, hem de ben özelleştirmeye karşı çıkıyorduk. Sütunun altında arşiv duruyor, tıklayın, bulursunuz…

Şimdi dönelim alt üst edilen kavramlar meselesine:

- Sol felsefe emekçi haklarını savunur ama bunu sırf ve sadece o anda savunduğu çalışan grubunun hakları ve daha iyi, daha da iyi yaşaması ve toplum içinde ayrıcalık edinmesi adına değil, bütün halkın çıkarları adına yapar.

- Sol felsefede “emekçiler” ve asıl tanımı ile işçi sınıfı, fakir fukara olduğundan, hakkı yendiğinden, gariban gureba olduğundan değil; Karl Marx’ın Das Kapital’deki tespitleri ve Tarihsel Materyalizm açısından, müesses nizam olan kapitalizmin kendisi gelişmek için, kaçınılmaz olarak büyütmek zorunda olduğu ve tarihsel olarak bugün mevcut sınıflar arasından geleceğe kalacak ve geleceği kurabilecek tek sınıf olduğu için şiar haline getirilmiştir. Son derecede maddi, çıplak bir gerçekliktir bu… Ölçü sefalet, fakrü zaruret, garibanlık olsaydı, daha fakir olan, daha çok sıkıntı çeken, Lümpenler devrimin öncüsü ilan edilirlerdi.

Devam edelim:                                 

Bu kavramlar ya bilinmeden ya da bilinerek ve özellikle saklanarak verdiğimiz “sol” mücadele, 1974’ten önce zaten anlamsızdı çünkü herkes mücahitti ve çalışan kesim toplumun azınlığını teşkil etmekteydi. 1974 sonrasında ise bir anda kendi üretmediğimiz birçok değerin elimize düşmesi ve eşitsiz paylaşılması karşılığında, hak ve haketme kavramlarının da ırzına geçtik. Uzun zamandan beri ben kendi hesabıma tespit edip yazıyorum ki: Şu anda bizim bu toplumumuzun çoğunluğu, gönlünün istediği her şeyin hakkı olduğu zehabına kapılmıştır, her alanda.

Elektrik kesintileri yaşıyoruz… Neden?

Kıb-Tek, kesintileri duyuran ilanında diyor ki: “ Üretim yetmezliği ve gerekli yatırımların yapılmamış olması yüzünden!” Kimi suçluyorsunuz? Kendinizi mi? Sizi oraya atayarak “adam” eden hükümetleri mi?

Yani iki, üç, beş daha jeneratör alınsa… Yani yatırım yapılıp, üretim artırılsa enerji arzı artırılsa… Enerji tüketimi, iki yeni jeneratörden sonra mı üçünden, beşinden sonra mı sabitlenecek? Sabitlenecek mi? Yoksa her bir yeni jeneratör, santral şu bu, adına ne isterseniz deyin; bir sonrakinin mayasını mı oluşturacak?

Olmayan parasıyla, borç harç; sağa sola dilenerek edindiği üç kuruşunu, her gün ve dahi her saat fiyatı artan petrol ile enerji üretmeye harcayan bir toplumun, tüketim alışkanlığının, devasa barajları, nükleer santralleri, Kuzey Buz Denizinde petrol yatakları bulunan Almanya, Fransa ya da Britanya’ymış gibi kapsalıverilmiş olmasının  esbab-ı mucibesi nedir?

Bu mümkün müdür? Bu dünya petrol piyasası ile büyüye büyüye en sonunda ödenemez hale gelip çökeceğini anlamak için akıl mı gerekir?

Bu halka bu işkence neden yapılıyor? Hem çok pahalı, hem de yetersiz…

Sektör içinde olan birkaç yüz çalışan, üç beş tüccar, beş on atanıp adam edilmiş yönetim kurulu üyesinin çıkarları; bütün halkın çıkarlarının zararına geliştirilemez… Dolayısıyla, El Sen üyelerinin çıkarları da bütün halkın çıkarından üstün olmamak bir yana, zaten sonunda toptan aç kalmak riski aşikâr olduğundan, bu yönde ele alınmalıdır.

Doğru politika, üretimin artırılması değil; tüketimin kısıtlanması olmalıdır. Nükleer santrali varmış ya da dünyaya petrol satıyormuş gibi bütün ısınma faaliyetini elektriğe bağlamak, gibi saçma sapan alışkanlıklara “parasını ödesen bile milli çıkarlara aykırı olduğu için yasaktır” dur diyebilmektir, asıl gerekli olan…

Yoksa bu millet bu akla aykırı gidişi ödeyemeyeceğinden, zaten batacaktır ve hep birlikte batacaktır. Ne Kubilay kurtulacaktır, ne ben ne de siz…

#mesajınızvar
Levent ÖZADAM'dan
#mesajınızvar
Levent Kutay
Levent KUTAY'dan
#gozdenkacmadi

Yorumlar

Dikkat!
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Diğer Doç. Dr. N. BERATLI yazıları